Prig türkçesi Prig nedir

Prig ile ilgili cümleler

English: This old guy is still sprightly.
Turkish: Bu yaşlı adam şen şakrak.

English: She stood bolt upright.
Turkish: O civatayı dik durdurdu.

English: An empty bag can't stand upright.
Turkish: Boş torba dik duramaz.

English: The soul of commerce is upright dealing.
Turkish: Ticaretin ruhu dürüst iş yapmaktır.

Prig ingilizcede ne demek, Prig nerede nasıl kullanılır?

Priggery : Ukalalık. Kendini beğenmişlik.

Priggish : Ukalaca. Ukala. Bilgiçlik taslayan. Kendini beğenmiş.

Priggishly : Ukala bir şekilde.

Priggishness : Aşırma durumu. Kibirlilik. Hırsızlık. Ukalalık. Kendini beğenmişlik.

Priggism : Dolandırıcılık. Ukalalık. Kendini beğenmişlik.

Sprightlier : Neşeyle. Şen. Şen şakrak. Canlı. Neşeli. Hayat dolu. Neşe. Neşeli biçimde. Hareketli.

Become upright : Dikleşme. Dikleşmek.

Bolt upright : Dimdik. Kendinden emin biçimde dimdik.

Prigs : Kendini beğenmiş. Ahlaken kendini üstün gören kuralcı kişi. Yürütmek. Ukala. Doğruluk. Herkese ahlak hocalığı yapan kimse. Fazilet. Bilgiç. Aşırmak. Hırsız.

Sprightliest : Şen şakrak. Neşe. Neşeli. Hareketli. Hayat dolu. Şen. Canlı. Neşeyle. Neşeli biçimde.

 

İngilizce Prig Türkçe anlamı, Prig eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Prig ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bookish : Kitaplarla ilgili. Kitapsever. Kitap kurdu. Okumaya düşkün. Kitaba bağlı kalmış. Bilgiçlik taslayan. Kitabi. Okumayı seven kimse. Kuru veya sıkıcı (anlatım).

Actualness : Şimdiki zamanda var olma durumu. Gerçekçilik. Hakikilik. Anlamlı olma. Samimiyet.

Abstracts : Ayırmak. Çalmak. Bildiri özetleri. Damıtmak (biyoloji terimi). Özet çıkarmak. Soyutlamak. Özetlemek.

Burglar : Evden hırsızlık yapan. Hırsız (ev soyan). Ev hırsızı. Ev veya bina hırsızı. Ev soyguncusu. Ev soyan hırsız. Soyguncu.

Clever dick : Bilgiçlik taslayan. Akıllı görünmeye çalışan kimse. Sivri akıllı. Herşeyi bildiğini zanneden. Çok bilmiş. Ukala dümbeleği. Zeki geçinen tip.

Snoot : Işık kaynağının yanlarında bulunan, açılıp kapanarak ışığın biçimini düzenleyen yayındırıcı yüzey. Yüzü ekşitme. Yüz. Çok ufak konuların yakından ve büyük görüntülerini saptamak için, mercek yuvası ile mercek arasına yerleştirilen ve odak uzunluğunu artıran maden boru. Uzatma eki. Yayındırıcı kanat. Surat. Burun. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Conduct : Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yol göstermek. Sesi iletmek. Yönlendirmek. Rehberlik etmek. İletmek. Yönetmek. Davranış. Yöneltmek.

 

Cribbed : Kopya çekmek (sınavda). Sıkmak. Ahırı yemlikle donatmak. Kapamak. Kopya çekmek. Kopya etmek. Araklamak. Beşik. Çalmak.

Assuming : Göz önünde tutulursa. Eğer. Mağrur. Göz önüne alınacak olursa. Küstah. Kibirli.

Decorousness : Uygunluk. Dekore edilmişlik. Yakışık alma.

Prig synonyms : unpleasant person, disagreeable person, knowing, fort, collaring, fleecer, self righteous, execute, cabbages, filches, effractor, cocksure, carry on, drawlatch, excellence, cabbage, cocky, excellences, virtues, aleck, bigheaded, pedants, goodness, boastful, chore, chestier, filch, despoiler, candidness, merit, sophisticated, pragmatist, directness.

Prig ingilizce tanımı, definition of Prig

Prig kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A pert, conceited, pragmatical fellow. To haggle about the price of a commodity. To bargain hard. To cheapen.