Primary money türkçesi Primary money nedir

  • Birincil para.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Parasal taban.
  • Standart para.
  • Rezerv para ile nakit paranın toplamından oluşan parasal büyüklük. rezerv paraya, türkiye cumhuriyet merkez bankasının açık piyasa işlemlerinden  doğan yükümlülüklerinin eklenmesiyle hesaplanan parasal büyüklük. krş. rezerv para 2.

Primary money ingilizcede ne demek, Primary money nerede nasıl kullanılır?

Primary : En başta gelen. Birinci derecede. İlk. Bilgisayar, biyoloji, uzay, kimya alanlarında kullanılır. Öncelikli. Başlıca. Birinci. sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Birinci. Baş. Çifyıldızlarda büyük olan yıldız.

Money : Para kırmak. Bedel. Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kağıt ya da madensel değişim aracı. değer ve eder ölçüsü birimi. Ücret. Arpa. Tıkır (argo sözcük). Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık. Servet. Sikke. Patpat.

Primary abilities : Temel yetenekler. Birincil beceriler. Anlak bileşenlerinin sayısını azaltmak üzere etken çözümlemesiyle birbirinden ayrılan ve anlağı oluşturduğu varsayılan başlıca etkenler.

Primary acanthosis nigricans : Birincil akantozis nigrikans. Esas olarak bir yaşından küçük dachshund ırkı köpeklerde kesin olarak bilinmeyen sebeplerle biçimlenen, kalıtsal olduğu kabul edilen akantozis nigrikans, idiopatik akantozis nigrikans.

 

Primary active transport : Birincil aktif taşınım. Hücre zarında, bir maddenin az yoğun ortamdan çok yoğun ortama, taşıyıcı aracılığıyla ve atp’ den enerji sağlanmak suretiyle taşınması.

Primary alcohol : Genel formülleri r-ch2oh olarak gösterilen ve işlevsel kökün (-oh) bağlı olduğu karbona bir alkil ve iki hidrojen bağlanmış alkol. örn. propan-1-ol, c2h5-ch2-oh. Birinci alkol. Birincil alkol. Primer alkol.

İngilizce Primary money Türkçe anlamı, Primary money eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Primary money ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Base money : Baz para. Ülkenin uluslararası rezervleri ile yurt içi kredilerinin toplamı.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

Primary money synonyms : high powered money, monetary base, a group shares, a shift in demand, abnormal budget, a change in supply, a type mutual funds, ability rent, abnormal budget expenditures, definitive money, a pass through certificate, standard money.