Privileges türkçesi Privileges nedir

Privileges ile ilgili cümleler

English: The dictator abused his privileges to his heart's content.
Turkish: Diktatör ayrıcalıklarını istediği kadar kötüye kullandı.

Privileges ingilizcede ne demek, Privileges nerede nasıl kullanılır?

Convention on the privileges and immunities of the united nations : .

Access privileges : Veriye erişebilme veya değiştirme. Erişim ayrıcalıkları. Erişim hakları. Erişim öncelikleri.

Decree about privileges : Ayrıcalıklar hakkında kararname. 30.8.1777 tarihli ve ilk yasalar yayımlanıncaya dek uygulanan bir fransız hukuk belgesi.

Get privileges : Ayrıcalıkları bildir. Ayrıcalıkları ildir.

Monopolistic privileges : Tekel gedikleri. Yasaların çıkmadığı zamanlarda, hükümdarlarca tanınan tekelci haklar.

Printing privilege of the writer : Eski yasalarda yazara tanınan özel baskı ayrıcalığı. Yazarın basım ayrıcalığı.

Privilege system : Ayrıcalık dizgesi. Bulgularda ayrıcalığı temel alan dizge.

Breach of privilege : Yasama organı haklarının ihlali suçu. Dokunulmazlığın suistimali. Ayrıcalığın kötüye kullanımı. Dokunulmazlığın kötüye kullanılması. Ayrıcalığın kötüye kullanılması. Dokunulmazlığın suistimalı.

 

Privilege grant list : Ayrıcalık listesi.

Privilege right : Ayrıcalık hakkı. Ayrıcalık ile sağlanan ve sınırı böylece belli edilen hak.

İngilizce Privileges Türkçe anlamı, Privileges eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Privileges ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Privacies : Halvet. Gizlilik hakkı. Gizlilik. Özellik. Mahremiyet. Bilgi sırdaşlığı. Yalnızlık. Kişisel gizlilik. Özel yaşam. Kişiye özellik.

Concessions : Taviz. Ruhsat. İzin. Kabul. Teslim. İmtiyazlar. Ödün.

Exclusive right : Münhasır hak.

Cachets : Fark. Hususiyet. Kapsül. Kaşe. Saygınlık. Özellik. Alamet. Damga. Marka.

Liberty : Hürriyet. İzin. Muafiyet. Serbestlik. Küstahlık. İstiklal. Saygısızlık. Özgürlük. Serbestiyet.

Inviolability : Dokunulmazlık (kutsal birşey vb). Kişi dokunulmazlığı. Bozulmazlık.

Pre emptive right : Önalım hakkı. Öncelik hakkı. Şufa hakkı. Hisse senedi sahiplerine yeni çıkarılan hisse senetlerini mevcut paylarıyla orantılı biçimde satın almak için tanınan hak. hisseli mülklerin satışında, öncelikle pay sahibi olan kişilere tanınan satınalma hakkı. .

Option to call : Öncelik hakkı. Başkalarından daha üstün tutulma hakkı kazanmış olan. Tercih hakkı.

Vantage : Bakış noktası. Seyretme yeri. Avantaj. Avantajlı durum. Üstünlük.

Fortunate : Mesut. Talihli. Akgünlü. Şanslı. Bahtiyar. Kısmetli. Uğurlu. Bahtı açık. Kısmeti açık. Hayırlı.

Privileges synonyms : franchises, inviolableness, parliamentary immunity, exterritoriality, priority, eligibility, refusals, priorities, faculty, immunity, cachet, extraterritorial, immunities, cacheting, stock warrant, favour, patent, privacy, advantage, privilege, preferential right, faculties, preemptions, privileging, incident, favours, impunity, royalty, franchise, preemption, prerogative, sweetheart, concessionairy.

 

Privileges zıt anlamlı kelimeler, Privileges kelime anlamı

Poor : Berbat. Kısır. Naçizane. Yetersiz. Düşük dozlu. Yoksul. Fena. Mutlak yoksulluk durumunda olan kişi. Sağlıksız.

Underprivileged : Başkalarına sağlanan imkanları olmayan. Temel sosyal haklardan mahrum. İmkanları az olan. Temel sosyal olanakları kıt olan. Sosyal haklardan yoksun. Temel sosyal haklardan yoksun.

Unfortunate : Kimsesiz. Şanssız kimse. Kadersiz. Bahtsız kimse. Başarısız. Yersiz. Bahtsız. Şanssız. Aksi. Olumsuzluk getiren.

Privileges antonyms : disadvantage.