Concessions türkçesi Concessions nedir

Concessions ile ilgili cümleler

English: We solved the problem by mutual concessions.
Turkish: Biz karşılıklı ödünlerle sorunu çözdük.

Concessions ingilizcede ne demek, Concessions nerede nasıl kullanılır?

Make concessions to : Taviz vermek. Tavizde bulunmak.

Schedule of concessions : Uluslararası antlaşmalarla, başka ülkelere verilmiş bildirmelik ödünlerini bir arada gösteren çizelge. (bugün bu ödünler genellikle gatt çerçevesinde alınıp verildiğinden, ödün çizelgesi denince, bu antlaşmaya göre verilen ve ona ekli olan çizelge anlaşılır.). Ödün çizelgesi.

Territorial concessions : Bir ülkenin bir diğer ülkeye toprak tavizinde bulunması (barışı elde etme adına). Bölgesel tavizler. Bölgesel ödünler.

There is room for concessions : Tavizler veya ödünler vermek mümkün. Bazı şeylerden vazgeçmek mümkün. Ödüne yer var. Tavize yer var.

Concession rate : Bir ülkenin başka bir ülkeyle yaptığı iki yanlı bir antlaşma ile belli edilen gümrük vergisi düzeyi. Ödünlü vergi oranı.

Concessional tariff rates : İki veya daha çok sayıda ülke arasında bir ticaret anlaşmasıyla bu ülkelerin birbirlerinden yaptıkları dışalım mallarına normal tarifelerinden daha düşük uyguladıkları tarife oranları. Ödünlü tarife oranlan. Ödünlü tarife oranları.

 

Concessionairy : Ayrıcalık. Ayrıcalıklı. Ruhsat.

Willingness to territorial concession : Toprak tavizi konusunda gönüllü olma. Toprak tavizine istekli olma. Batı şeria ve gazze şeridi'nden vazgeçmeye istekli olma. Topraktan vazgeçmeye hazır olma durumu.

Make a concession : Ayrıcalık vermek. Uzlaşmak.

Concessionaire : Bayi. İmtiyaz sahibi kimse. Temsilci. Ayrıcalıklı kimse. İmtiyaz sahibi.

İngilizce Concessions Türkçe anlamı, Concessions eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Concessions ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Day off : Günün sonu. Boş gün. İzin günü.

Certificate : Belge vermek. İzinlik. Resmi bir örgütün bir olayı, bir işlemi kabul ve onadığını gösterir belge. Öğrenim belgesi. Sertifika. Tasdikname. Belgelemek. Bitirme belgesi. Bir oyuncunun resmi yarışmalara katılabilmesi için ayaktopu birliğince kendisine verilen izin belgesi.

Privileges : Ayrıcalıklar. Rüçhan hakkı. Dokunulmazlık. Özel hak.

Go ahead : İlerleyen. Gelişmek. Öne geçmek. Başlamak. Yenilikçi. İlerlemek. İşe koyulmak. Girgin. Sürmek.

Capitulation : Özet. Silah bırakma. Kapitilasyon. Bir devletin bir anlaşmaya bağlı olarak başka devletlere tanıdığı iktisadi ve sosyal ayrıcalıklar. Hulasa. Şartlı olarak teslim olma. Şartlı teslim olma. Yabancı ayrıcalığı. Şartlı teslim.

Cachets : Kaşe. Saygınlık. Fark. Hap. Damga. Alamet. Hususiyet. Özellik. Marka.

Favour : Taraftarlık. Lütuf. Gözetmek. Yardım. Koruma. Kayırmak. Üstün tutma, benimseyerek koruma, kişiye yapılacak işlemde kolaylık gösterme. Kayırma. Sevilme. Kolaylaştırma.

 

Document : Bir olguyu ya da bir savın doğruluğunu gösteren, basılı da olabilen kanıtlayıcı gereç. Döküman sağlamak. Belge ile kanıtlamak. Dipnotlar koymak. Bir araştırmada bilgi kaynağı olarak başvurulan ve çeşitli kamu ya da özel kişi ve kuruluşlarca derlenmiş, yayınlanmış ya da yayınlanmamış veriler. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Belge. Doküman. Dokümante etmek. Belgelendirmek.

Authorizations : Yetki.

Concessions synonyms : written document, giving up oneself, accreditment, approvement, prerogative, delivering, incident, privileging, quid pro quo, royalty, compensation, acception, acceptation, acquiescing, privilege, trade off, countenance, imprimatur, self accusation, eligibility, cacheting, acceptances, acknowledgment, franchises, acquiescence, credential, certificates, grant, liberty, franchise, certification, compensations, furloughed.

Concessions zıt anlamlı kelimeler, Concessions kelime anlamı

Disagreement : Anlaşmazlık. Münakaşa. Bozuşma. Bir ölçer ya da ölçekle, tutumları ölçülen kişilerin herhangi bir sınar ya da anlatımda dile getirilen tutumu benimsemeyerek yadsımaları durumu, bk. uyuşmama. Uzlaşmazlık. Ayrılık. Münazaa. Tutum, görüş, kanıları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı bireyin yanıtları arasındaki benzemezlik ya da terslik. Uyuşmazlık. Tartışma.