Produces türkçesi Produces nedir

Produces ile ilgili cümleler

English: A single person produces more meat than I expected.
Turkish: Bir tek kişi umduğumdan daha çok et üretir.

English: Japan produces a lot of good cameras.
Turkish: Japonya çok sayıda iyi fotoğraf makineleri üretir.

English: Education makes machines which act like men and produces men who act like machines.
Turkish: Eğitim insanlar gibi davranan makineler yapar ve makineler gibi davranan insanlar üretir.

English: Canada produces good wheat.
Turkish: Kanada iyi buğday üretir.

English: Effort produces fine results.
Turkish: Çaba güzel sonuçlar üretir.

Produces ingilizcede ne demek, Produces nerede nasıl kullanılır?

Outproduces : Başkasından fazla üretmek. Üretimde olduğunun üstüne çıkmak. Daha fazla üretmek.

Overproduces : Gereğinden fazla üretmek. Aşırıüretmek. Talebi aşan miktarda üretmek. Fazla üretmek. Çok büyük miktarda üretmek.

Reproduces : Türetmek. Çoğalmak. Yinelemek. Yenisini yapmak. Taklit etmek. Doğurmak. Kopya etmek. Yeniden basmak. Üremek. Çoğaltmak.

Underproduces : İhtiyaç duyulandan az üretmek. Normalden az üretmek.

Produce evidence : Delil göstermek. Kanıt göstermek.

Controlled seed produce : Kontrollü döl alımı. Su ürünleri damızlıklarının tam kontrollü koşullar altında yumurtalarının olgunlaştırılması, sağılması, döllenmesi ve kuluçkalanmasıyla yapılan döl alımı.

 

Agricultural produce : Tarımsal ürün. Tarım ürünleri. Çiftçilik ürünü. Çiftlikte yetiştirilen mahsuller.

Farm produce : Çiftlik ürünü.

Produce exchange : Zahire borsası. Mal borsası.

Dairy produce : Süt ürünü. İneklerden üretilen ürünler (süt, peynir, vs.).

İngilizce Produces Türkçe anlamı, Produces eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Produces ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Consequent : Bağlı. Tutarlı. İstintaç. Konsekan. Yan cümle. İzleyen. Sonucu olan. Netice. Uyumlu. Birbirini izleyen.

Fruits of the earth : Yerde büyüyen herhangi bir şey. Toprağın meyvesi. Tüketim için yetiştirilen şeyler.

Product : Meyve. Bir öğretim etkinliği sonunda öğrencilerin başarı durumlarına göre elde edilen sonuç. Verim. Çarpım. Ortaya çıkarılan, elde olunan, üretilen mal. Üretilen mal ve hizmetler. Netice. Hasıla.

Fruit and vegetable : Yenilebilir bitki ürünü. Meyve ve sebzeler.

Catastrophe : Yıkım. Felaketle sonuçlanan olay. Afet. Felaket. Fecaat. Facia. Tragedyada oyunun sonlarına doğru, kahramanın yok oluşunu, komedyada ise dolantının çözümlenmesini ortaya çıkaran olay. Dönüm noktası.

Fruitage : Sonuç verme. Netice. Meyveler. Meyve verme. Meyve.

Close : Çevirmek. Bitirmek. Kapanmak. Yakın. Son söz. Avlu (okul, kilise). Göğüs göğüse kavga. Son.

After effects : Gecikmiş etki. Artçı. Bir olaydan sonra hissedilen etki.

End product : Bitirilmiş ürün. Son ürün. Işımetkin bir dizinin ardışık bozunumları ile ulaşılan kararlı çekirdek; böyle bir dizinin son terimi. Uçürün. Bitmiş ürün. Uç ürün. Mamul. Tamamlanmış ürün.

 

Result : Önemli sonuç. Elde edilen bulgunun ortaya çıkardığı yenilik, düşüncenin dış dünyaya çıkardığı teknik etki. Çıkmak. Bulgu sonucu. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Sonuçlanmak. Sonucu olmak. İleri gelmek. İle sonuçlanmak. Meydana gelmek.

Produces synonyms : grind out, conclusion, fruits, give rise, products, outturn, growth, growths, ingathering, backwash, leave, crank out, offspring, child, turnout, fruit, backwashes, commodity, consequence, goods, bottom line, production, induce, bear, crop, manufacture, induct, lead, bring about, birth, have, turnouts, produce.

Produces zıt anlamlı kelimeler, Produces kelime anlamı

Disappear : Yok olmak. Ortalıktan kaybolmak. Yitmek. Görünmez olmak. Ortadan kalkmak. Aniden kaybolmak. Uçmak. Gözden kaybolmak. Unutulup gitmek.