Proforma türkçesi Proforma nedir

Proforma ingilizcede ne demek, Proforma nerede nasıl kullanılır?

Proforma account : Henüz kesinleşmemiş hazırlık niteliğindeki sayışım. Önerili sayışım.

Proforma balance sheet : Gerçeğini hazırlamak üzere düzenlenen geçici dengelem. Hazırlayıcı dengelem. Geçici bilanço. Proforma bilançosu.

Proforma invoice : Proforma fatura. Önerili satımca. Satıcının, vereceği mala ilişkin özellik ve ederi açıklamak ve bir yükümlülük taşımamak amacıyla satış önerisiyle birlikte alıcıya gönderdiği satımca. Ön fatura. Satılmak istenen ya da imal edilecek olan malın cinsi, özelliği, miktarı, fiyatı, teslim ve ödeme biçimi, sevkiyatın durumu ile ilgili bilgileri içeren satıştan önce teklif mektubu niteliğinde verilen fatura. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Öneri fatura.

Proformas : Proforma. Tahmini. Tasarı. Öngörü.

Profound : Bilgili. Etkileyici. Adamakıllı. Derya. Şiddetli. Çok derin. Derin. Etkili. İçten. İçine işleyen.

Profoundest : Adamakıllı. İçe işleyen. İçten. Bilge. Derya. Derin. Engin. Bilgili. Çok derin. Etkili.

Prof : Profesör.

Profounds : Adamakıllı. Derya. Etkili. Bilgili. Derin. İçe işleyen. Engin. İçten. Şiddetli. Çok derin.

Profanation : Dünyevileştirme. Kutsal şeye saygısızlık. Saygısızca kullanma.

 

Profoundly : Derinden. Son derece. Derin bir anlam ile. Derinlemesine. Ciddi olarak. Kalpten. Çok. Kalbinin derinliklerinden gelerek. İçten. İçtenlikle.

İngilizce Proforma Türkçe anlamı, Proforma eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Proforma ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Temporally : Sınırlı bir süre içerisinde.

Forecasting : Öngörme. Önceden tahmin etme. Önceden haber verme. Öntahmin yapma. Kestirmek. Tahmin. Önceden görme. Tahmin yapma.

Temporarily : Kısa süreliğine. Muvakkaten. Geçici süre. Geçici bir süre için. Şimdilik. İdareten.

Scenario : Plan. Durum. Senaryo. Eylemli gözlem koşulları yaratmak üzere bireylere çeşitli üstlenceler yükleyerek bir toplumsal kesiti yansıtan oyun metni. Oynanca. Doğaçlamaya dayanan italyan halk tiyatrosu, commedia dell'arte türünün sahnedeki oyun için gerektirdiği özet taslak. ortaoyunu da önceden hazırlanmış bir taslak doğrultusunda oynanırdı.

Forecast : Öngörüde bulunmak. Tasarlamak. Önceden planlamak. Tahmin etmek. Bir olay, durum ya da sonucu henüz gerçekleşmeden, sağduyusal ya da sezgisel ipuçlarına dayanarak önceden kestirme yeteneği. Tahmin. Önceden tahmin etmek. Kestirmek. Kestirme.

Idea : Amaç. Fikir. Tasarım. Zihinde tasarlanan, canlandırılan şey. bir işin gerçekleşmesi ya da bir sorunun çözümü için zihince tasarlanan, aranıp bulunan yol. düşünce sonucu bilincine varılan herhangi bir şey. Niyet. Mülahaza. Görüş. Plan. İnsan beyninin anlık ve us yardımıyla nesnel evreni yansıtmak üzere oluşturduğu kavramlar, yargılar, kuramlar vb. Akıl.

 

Proformas : Proforma.

Provisionally : Eğreti olarak. Pay ya da borç belgiti almaya istekli olanlara ya da bunlara ilişkin borçlanmalardan bir bölümünü ödeyenlere verilen geçici belge. Muvakkaten. Geçici alındı.

Calculation : Tahmin. Hesap. Maloluş sayışımları. Hesap sonucu. Düşünüp taşınma. Çıkar hesabı. Hesaplama. İşletmede üretim öğelerinin kullanılması sonucu üretim giderlerini ayrı ayrı sayışımlamak ve bu giderleri üretim birimi sayısına bölerek işletmeye maloluş değerlerini saptamak için yapılan sayışmaların tümü.

Judiciousness : İyi karar verme. Sağgörülülük. Anlayışlılık. Akıllılık. Sağduyu. Tedbirlilik. İhtiyat. Bilgelik.

Proforma synonyms : pro forma, conjectural, mold, schemes, bill, shape, draught, ballpark, schema, budgeted, transitorily, impermanently, project, tentatively, transitively, prevision, platform, momentarily, foresightedness, drawing, approximative, work, forge, prediction, circumspection, puritanically, deciduously, form, mould, foresight, in the interim, anticipation, bodement.

Proforma zıt anlamlı kelimeler, Proforma kelime anlamı

Informal : Teklifsiz. Gündelik. Formaliteye uygun olmayan. Enformel. Merasimsiz. Laubali. Gayri resmi. Gayriresmi. Kanunen geçersiz. Resmi olmayan.