Proverb türkçesi Proverb nedir

  • Öneylem.
  • Gramer alanında kullanılır.
  • Mesel.
  • Atasözü.
  • Anonim özellik taşıyan, atalardan kaldığı kabul edilen ve toplumun yüzyıllar boyunca geçirdiği gözlem ve denemelerden, ortak düşünce, tutum ve davranışlarıyla dünya görüşünden oluşan, genel kural niteliğindeki kısa, özlü, kalıplaşmış söz: alet işler, el övünür. ak akça kara gün içindir. çalma elin kapısını, çalarlar kapını. ağlamayan çocuğa meme vermezler. keskin sirke küpüne zarar. çobansız koyunu kurt kapar. taşıma su ile değirmen dönmez. güvenme varlığa düşersin darlığa. bakarsan bağ, bakmazsan dağ vb.
  • Halkın, doğal ve toplumsal olaylarla ilgili kanıtlarını belirleyen özlü, kısa, geleneksel halk anlatımı. (bu anlatım genellikle uyaklı, benzer, karşıt anlamlı, eş sesli sözcüklerle sözcük oyunlarından oluşmaktadır.).
  • Darbımesel.

Proverb ile ilgili cümleler

English: An old proverb says that time is money.
Turkish: Eski bir atasözü zamanın nakit olduğunu söylüyor.

English: Do you have a similar proverb in French?
Turkish: Fransızcada benzer bir atasözünüz var mı?

English: A proverb is a long experience that is said in short.
Turkish: Bir atasözü kısa söylenen uzun bir deneyimdir.

English: I have heard this proverb used.
Turkish: Bu atasözünün kullanıldığını duymuştum.

 

English: As the proverb goes, time really is money.
Turkish: Ata sözünde belirtildiği gibi, vakit nakittir.

Proverb ingilizcede ne demek, Proverb nerede nasıl kullanılır?

Become a proverb : Atasözü olmak. Atasözü haline gelmek. Vecize olmak. Özdeyiş olmak.

Proverbial : Konuşulan. Atasözü olmuş. Herkesçe bilinen. Dillere destan. Atasözünde geçen. Atasözü gibi. Meşhur. Çok kişi tarafından bilinen. Atasözü türünden. Ünlü.

Proverbially : Özdeyişler kullanarak. Herkesçe bilindiği gibi. Atasözleriyle ifade ederek.

Proverbing : Atasözü. Darbımesel. Öneylem. Mesel.

Proverbs : Eski ahit. İncil. Atasözleri.

Prover : İspatlayan. Delillerle kanıtlayan.

Proveratrin b : Ak çöpleme bitkisinin (veratrum album, v. viride) kök ve yumrularında bulunan, yapı yönünden kalp glikozitlerine benzeyen bir veratrin alkaloidi. Proveratrin-b.

Improver : Düzenleyici. Düzelten kimse. Çırak. Yenilikçi. Islahatçı. Düzeltici. Gönüllü çalışan kimse. Reformcu. Geliştirici.

Book of proverbs : Atasözleri kitabı. (incil) bir eski ahit kitabı (çoğunluğu kral solomon'a atfedilen bilge sözler derlemesi).

Approvers : Ortağını ele veren tanık. Onaylayanlar. İtirafçı.

İngilizce Proverb Türkçe anlamı, Proverb eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Proverb ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ablaut : Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu. Ünlü atlaması. Ses değişimi. Ünlü almaşması.

 

Accidence : Yapım ve çekim sırasında kelime köklerinin farklı biçimlere girmesi şeklindeki kırılma olayı. büküm; arapça, almanca, ingilizce, rusça gibi sami, cermen ve islav dillerine özgü bir olaydır: ar. ketebe «yazdı» kökünün kütibe «yazıldı», yüktebü «yazılır», yüktebune «yazılırlar», litükteb «yazıl!»; katebu «mektuplaştı, yazıştı», katibun «yazan, katip», mektubun «yazılmış şey, mektup» mektebun «mektep okul» şekillerine girmesi; almanca sehen «görmek», sah «gördü», gesehen «görmüş, görülmüş»; ing. to write «yazmak» wrote «yazdı», written «yazmış, yazılmış» gibi. Büküm. Çekim. Morfoloji. Sarf usul ve prensipleri. Tasrif. Yapıbilim. Bükün.

Action noun : Kılış adı. Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar… (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211).

Accent of group : Kelime vurgusunun yerine iki veya daha çok kelimeden oluşan bir kelime grubunda, yoğunluğu kelime vurgusundan daha güçlü bir vurgunun yer alması: ‘pencere perdesi; ço’cuk arabası; ‘mor menekşe; ‘yarın geleceğim; ‘nasıl bir iş vb. Grup vurgusu.

Saw : Testere. Bıçkı. Hızar. Testere ile kesmek. Testere boyuna kesmek. (testereyle) kesmek. Doğramak. Özdeyiş.

Reded : Tefsir. Masal. Nasihat. Öğüt. Tertip. Anlatmak.

Expression : İbare. Söz. Ton. İfade etme. Tabir. İfade. Bir genin kendini ifade etmesi, fonksiyonel protein üretimi. Sıkma. Deyiş. Deyim.

Active voice : Aktif ses. Etken çatı. Düz çatı. Aktif çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatı’dır.

Dictum : Vecize. Müşahede. Özdeyiş. Mütalaa. Görüş. Hüküm. Resmi açıklama. Kanaat.

Redes : Tavsiye. Öğüt. Tefsir. Tertip. Nasihat. Hikaye. Deyim. Kıssa. Anlatmak.

Proverb synonyms : gnomes, active verb, parable, adams apple, gnome, aphorism, adages, adjectival construction, accent intensive, accusative, accentuation, abstract noun, dictums, rede, adjektive, proverbing, maxim, adage, byword, locution, actif, parables, saying, ablative, bywords, similitude, reding, action verb.

Proverb ingilizce tanımı, definition of Proverb

Proverb kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An adage. A maxim. An old and common saying. Especially, a sentence which briefly and forcibly expresses some practical truth, or the result of experience and observation. To write or utter proverbs. A saw. A phrase which is often repeated. To name in, or as, a proverb.