Pull out all the stops türkçesi Pull out all the stops nedir

  • Var gücüyle çalışmak.
  • Tüm olanaklarını seferber etmek.
  • Elinden gelen her şeyi yapmak.
  • Tüm şartları zorlamak.
  • Elinden geleni yapmak.
  • Göbeği çatlamak.
  • Tüm olanakları kullanmak.

Pull out all the stops ingilizcede ne demek, Pull out all the stops nerede nasıl kullanılır?

Pull : Çekiştirmek. Kenara parketmek. Yolmak. Nüfuz. Yudum. Girmek. Etki. Nefes çekmek. Zorlu tırmanış. Çevirmek (iş).

Out : Kendini belli etmek. Dışarı çıkarmak. Yanmak. Dışarı atmak. Nakavt etmek. Kovmak. Bayılmak. Çıkarmak. Dışarıda. Ortaya çıkmak.

All : Oyunun herhangi bir anında oyuncuların sayı ya da dönem bakımından eşit durumda olduklarını bildiren deyim. Hep. Hepsi. Alayı. Bütün. Her şey. Tümünü. Tüm. Ne var ne yoksa. Tamamen.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Stops : Noktalamak. Durdurmak. Alıkoymak. Stop ettirmek. Son vermek. Dolgu yapmak. Kapamak. Dindirmek. Savmak. Kesmek.

Pull out : Kaçmak. Park yerinden çıkmak. Yargıcıların, kurallara uymayan yarışçı ya da takımı sıralamaya sokmama yargısı. Uzatmak. Çıkarmak. Sökmek. Ayrılmak. Tüymek. Yerinden sökmek. Silah çekmek.

 

Pull out of : (bir şeyden veya yerden) (güç vb kullanarak) çıkarmak. Bırakmak (bir işi). Çıkmak (bir işten).

İngilizce Pull out all the stops Türkçe anlamı, Pull out all the stops eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pull out all the stops ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Do oneself justice : Her zamanki performansı göstermek. Her zamanki performansını göstermek. Bekleneni vermek.

Bust a gut : Tüm yolları denemek. Kahkahayı basmak. Kahkahalara boğulmak. Bütün gücünü harcamak. Kıçını yırtmak. Büyük güç harcamak. Çok çalışmak. Çok çaba harcamak.

Fall over backwards : İyiliği için çalışmak. Sevinçten dört köşe olmak. Çok hevesli olmak. Kıçını yırtmak. Üzerine düşmek. Birisini memnun etmek için her yolu denemek. Çok istekli olmak. Varını yoğunu ortaya koymak. Can atmak.

Lean over backwards : Çırpınmak. Kıçını yırtmak. Varını yoğunu ortaya koymak. Birisini memnun etmek için her yolu denemek. Yardımcı olmak için elinden geleni yapmak.

Made every effort : Her türlü çabayı sarfetmek.

Make every endeavor : Her türlü çabayı sarfetmek.

Make the best of : Eldekini en iyi şekilde kullanmak. Azami derecede yararlanmak. Gerekeni yapmak. Birşeyin hakkını vermek. En iyi şekilde değerlendirmek. Yapabileceğinin en iyisini yapmak. Olabildiğince yararlanmak. Sonuna kadar kullanmak.

Rustle : Fışırdamak. Çalmak (hayvan). Hışırtı. Hışırdamak. Haşırdamak. Çaba harcamak. Çalmak (davar veya at). Gayret etmek. Hışırdatmak.

Bend over backwards : Çok hevesli olmak. Aşırı çaba sarfetmek. Çok uğraşmak. Çırpınmak. Birisini memnun etmek için her yolu denemek. Aşırı çaba sarf etmek. Çok gönüllü olmak. Varını yoğunu ortaya koymak. Çok çaba harcamak. Daha fazla önlem almak.

 

Rustled : Gayret etmek. Haşırdamak. Çaba harcamak. Çalmak (davar veya at). Hışırtı. Gıcırdamak. Fışırdamak. Hışırdatmak. Çalmak (hayvan).

Pull out all the stops synonyms : make an all out effort, go the whole hog, be all out for something, strain every nerve, rustles, exert oneself to the utmost, go all out, make every effort, strain every nerves, move heaven and earth.