Purple türkçesi Purple nedir
- Kraliyet soyundan.
- Erguvani.
- Mora çalan.
- Ahlaksız.
- Mora boyamak.
- Mora benzer.
- Kardinallik.
- Krala ait.
- Mor.
- Morumsu.
- Eflatun.
- Kötü.
- Lila.
- Erguvan rengi.
Purple ile ilgili cümleler
English: How many purple flowers are there?
Turkish: Orada kaç tane mor çiçek var?
English: Have you ever seen a purple butterfly?
Turkish: Hiç mor kelebek gördün mü?
English: A purple carpet will not go with this red curtain.
Turkish: Mor bir halı bu kırmızı perde ile gitmeyecek.
English: I like that purple shirt.
Turkish: O mor gömleği seviyorum.
English: He dreamt one night that he found a beautiful purple flower, and that in the middle of it lay a costly pearl.
Turkish: Bir gece rüyasında, güzel mor bir çiçek bulduğunu ve çiçeğin ortasında da değerli bir mücevher bulunduğunu gördü.
Purple ingilizcede ne demek, Purple nerede nasıl kullanılır?
Purple colour : Erguvan. Baklagiller (leguminosae) familyasından, yaprakları almaşık dizilişte ve kalp şeklinde olan, çiçekleri er dişi, taç yaprakları erguvan renkli, 10 tane erkek organı bulunan, batı ve güney anadolu'da doğal olarak yayılış gösteren, çalı ya da ağaç formunda yaprak döken bitkiler.
Purple heron : Kuşlar (aves) sınıfının, leyleksiler (ciconiiformes) takımının, balıkçılgiller (ardeidae) familyasından, kül rengi, kara, ak, kırmızı, kahverengi karışık tüylü, afrika, avrupa ve batı asya'da bataklık, sazlık ve kamışlarla kaplı alanlarda yaşayan, yurdumuzda toplu halde kuluçkaya yatan göçmen bir tür. Erguvani balıkçıl.
Purple language : Küfür.
Purple passage : Süslü yazı.
Purple scale : Mor koşnil. Portakal, limon ve güllerde, ağacı kurutabilecek ölçüde büyük sömürme özelliği gösteren virgülümsü kabuklu bit.
Bromcresol purple : Bcp. İndikatör bir boyar madde. sütteki ph değişikliğinin ve serum albumin yoğunluğunun belirlenmesi amacıyla kullanılan ayrıca cmt ayracının bileşiminde de bulunan bir bileşik, bcp. Bromkrezol menekşesi.
Early purple orchid : Pembe renkli çiçekleri olan, toprak altı yumruları toplanıp haşlandıktan sonra kurutularak toz haline getirilip süt ile birlikte içilen, orchidaceae familyasından orchis, ophrys ve dactylorhiza cinsi türlerine verilen ad. Salep.
Reddish purple : Kırmızımsı eflatun. Kırmızımsı mor.
Be born in the purple : Soylu bir aileye doğmak. Varlıklı bir aileye doğmak.
The color purple : Alice walker'ın romanına dayanan ve steven spielberg tarafından yönetilen 1985 yapımı film (başrollerinde whoopi goldberg, danny glover ve oprah winfrey'in oynadığı). Alice walker tarafından yazılan roman. Mor renk.
İngilizce Purple Türkçe anlamı, Purple eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Purple ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Black : Siyahlatmak. Morartmak. Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi. Siyahi. Morarmış. Karalayıcı. Siyah. Uğursuz. Kasvetli. Karartmak.
Purplish : Mor rengine çalan. Eflatuni. Morumtırak.
Bads : Küfürlü. Batak. Zarar. Yıkım. Şanssızlık. Kokuşmuş. Kötülük. Aynasız. Perişanlık. Doyumsuzluk varsayımının geçersiz olduğu, diğer bir deyişle daha azı daha çoğundan daha fazla fayda sağlayan, hormonlu et, kirli hava gibi mallar.
Dirty : Lekelemek. Bulaştırmak. İğrenç. Kirletmek. Fırtınalı. Kirlenmek. Muzur. Pisletmek. Bozuk.
Baneful : Öldürücü. Muzır. Yıkıcı. Zararlı. Zehirli.
Amiss : Fena. Yanlış. Hatalı. Bozuk. Ters. Eksik. Hatalı olarak. Kusurlu.
Beastlier : Çirkin. Kaba. İstenilmeyen. Sevimsiz. Beğenilmeyen. Berbat. Sevilmeyen. Hayvanca. Hayvan gibi.
Abandoned : Haylaz. Sahipsiz. Arsız. Yarıda kesilmiş. Hayasız. Metruk. Utanmaz. Terkedilmiş. Çapkın.
Purple synonyms : spectral color, royal purple, chromatic colour, chromatic color, cardinalship, purpled, violets, lilac, regal, conscienceless, magenta, kingliest, dissolute, amaranthine, mauve, lavenders, blacker, dirtier, lavender, amaranth, bad, reddish purple, disorderly, bastardly, violaceous, royal, violescent, crapes, plato, fuchsia, amoral, adverse, debauched.
Purple zıt anlamlı kelimeler, Purple kelime anlamı
Achromatic : Renksiz. Perdesi değişmeyen. Akromatik. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksemez. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz.
Achromatic color : Şeffaf.
Purple ingilizce tanımı, definition of Purple
Purple kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, hands purpled with blood. To dye of purple or deep red color. Of a deep red, or red and blue color. To make purple. Exhibiting or possessing the color called purple, much esteemed for its richness and beauty. A color formed by, or resembling that formed by, a combination of the primary colors red and blue. As, a purple robe.

Bu kısımda Purple kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Purple ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Purple anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Purple ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.