Pursuit türkçesi Pursuit nedir

  • Devingen filmlerde, özellikle serüven, kovboy, güldürü filmlerinde sık sık başvurulan, bir kimsenin yakalanması için izlenmesine dayanan yol.
  • Peşinde olma.
  • İş.
  • Araştırma.
  • Uğraş.
  • Arama.
  • Gerçekleştirmeye çalışma.
  • Uğraşı.
  • İzleme.
  • Hukuk, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Takip.
  • Meşguliyet.
  • İlgi alanı.
  • Kovalama.
  • Peşine düşme.
  • Meşgale.

Pursuit ile ilgili cümleler

English: Most people live in pursuit of happiness.
Turkish: Çoğu insan mutluluğun peşinde yaşıyor.

English: The police are in pursuit of the runaway.
Turkish: Polisler kaçağın peşinde.

English: After a short pursuit, the police caught him.
Turkish: Kısa bir takipten sonra polis onu yakaladı.

English: You shouldn't live merely in pursuit of your own happiness.
Turkish: Sadece kendi mutluluğunuzun peşinde yaşamamalısınız.

English: She spent her life in pursuit of the truth.
Turkish: Hayatını gerçeği aramakla geçirdi.

Pursuit ingilizcede ne demek, Pursuit nerede nasıl kullanılır?

Pursuit plane : Avcı uçağı.

Lag pursuit : Geriden kovalama. Bir dönüş esnasında düşman uçağının arkasında kalma.

Lead pursuit : Bir dönüş esnasında düşman uçağının önünde kalma. Önde kovalamaca. Önleme takip noktası.

Rifht of pursuit : Yazarın, çoğaltılmış sayıların satışından belirli koşullara göre pay isteme hakkı. İzleme hakkı.

 

Right of pursuit : Bir yapıtın, satış bedelinden verilmesi gereken ve yazarınca istenmesi mümkün bulunan yüzde. Pay hakkı.

Pursuing : Kovalamak. Takip etmek. Sürdürmek. Peşinde koşmak. Devam etmek. İzlemek. Yürütmek. Takip. Peşine düşmek. Peşinde olmak.

Pursue : Devam etmek. Yürütmek. Peşinde olmak. Peşini bırakmamak. Peşinde koşmak. Aramak. Ardına düşmek. Takip etmek. Peşine düşmek. İzlemek.

Pursuers : Takipçi. Davacı. Dava eden. Muhasebeci. Kovalayan kimse. İzleyen.

Pursuance : Yapma. Devam. Yerine getirme. Netice. Tatbik. Sürdürme. Uygulama. İfa. Takip.

Pursuits : İş. Uğraş. Peşinde olma. Meşgale. Arama. Araştırma. Meşguliyet. Gerçekleştirmeye çalışma. İzleme. Kovalama.

İngilizce Pursuit Türkçe anlamı, Pursuit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pursuit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Trapping : Bir atın süslü örtüsü. Tuzak kurma. Deal yapma. Tuzaklama. Yakalama. (spor) oyuncunun topu ayağı ile sürdüğü veya vücudu ile örttüğü oyun kuralı ihlali. Tuzağa düşürme. Eyer örtüsü. Tuzak.

Tailing : Kuyruklama. Renk farklılığı. Atık. Cevher artığı. Kuyruklanma. Hazırlama artığı. Saplama tuğlanın duvarın içindeki kısmı. Artık. Kuyruk.

 

Employments : İş verme. Memuriyet. Hizmet. Çalıştırma. Görev. İş alma. İşe alma.

Exploration : Yeryüzünde bir yörenin yakından incelenerek tanınması. İnceleme. Araştırma (bir konuyu). Açınsama. Varlığı bilinmeyen olgusal bir durumu ya da olgular arasındaki bir ilişkiyi açığa çıkararak bilgi konusuna dönüştürme. Laparotomi ve operasyonlarda iç organların elle muayenesi. Sondaj. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Dialings : Numara çevirirken. Arama tercihleri. Çeviriyor. Aranıyor. Arıyor. Çevriliyor. Çevirme.

Groping : El ile arama. El yordamı. Elle taciz. El yordamıyla arama. Elleriyle arayıp durma. El ile taciz.

Chasing : Avcılık. Diş kesme. Takip etme. Diş açma.

Shadowing : Bilgisayarı hızlandırmak için bios hafızasındaki içeriği ram'e kopyalama. Öncelik. Daha üst seviyede bir güç kaynağı dolayısıyla görevini yapamayacak durumda olma. Bıos rom bellek içeriğinden ram belleğe kopyalayarak bir bilgisayarı hızlandırmak için teknik (bilgisayar). Daha kuvvetli bir ışık altında mum ışığının görülememesi durumu. Daha uzun bir oyuncu olduğu için kısa oyuncunun zıplayıp top alma şansı olmaması. Gölgelendirme. Bir kimseyi takip ederken gizli şekilde hareket etme. Gizlice izleme.

Stalk : Sezdirmeden izleyip avlamak. Avı gizlice takip etmek. Yakalamak. Uzun bacaklı su kuşu gibi yürümek. Ağır adımlarla yürümek. Uzun adımlarla yürümek. Azametle yürümek. Sezdirmeden (ava) yaklaşmak. Ava yaklaşır gibi yürümek. Kol gezmek.

Occupations : Meslekler. Kullanan. İşgal. Oturma. Uğraşılar.

Pursuit synonyms : pursual, discourses, followings, province, prosecutions, busyness, chases, business, dialling, follow up, tracings, assignment, preoccupation, explorations, fallow up, discourse, pursuits, dialing, engagement, vocation, checkover, trailing, businesses, profession, stalking, checkups, huntings, affair, domain, prosecution, checkup, explorative, chase.

Pursuit ingilizce tanımı, definition of Pursuit

Pursuit kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of following or going after. Prosecution. The pursuit of an enemy. Esp., a following with haste, either for sport or in hostility. Chase. As, the pursuit of game.