Raps türkçesi Raps nedir

Raps ile ilgili cümleler

English: He didn't know what to do with the scraps of food.
Turkish: Yemek artıklarını ne yapacağını bilmiyordu.

English: Deep water fish never see the light and live all their lives from the scraps that come from above.
Turkish: Derin su balıkları asla ışığı görmezler ve bütün hayatlarını yukarıdan gelen artıklarla yaşarlar.

English: Ali feeds table scraps to his dog.
Turkish: Ali masa artıklarıyla köpeğini besler.

English: Do you think it's a good idea to feed your dog table scraps?
Turkish: Köpeğini masa artıkları ile beslemenin iyi bir fikir olduğunu düşünüyor musun?

English: Ali fed his dog table scraps.
Turkish: Ali köpeğini masa kırıntılarıyla besledi.

Raps ingilizcede ne demek, Raps nerede nasıl kullanılır?

Rapscallion : Haylaz. Haylaz kimse. Külhanbeyi. Dayı. Kabadayı.

Rapscallions : Kabadayı. Haylaz. Dayı.

Booby traps : Gizli tuzak. Bubi tuzağı. Tuzak bomba.

Bootstraps : Çizme atkısı. Çaba.

Brush traps : Balıkları sığ sularda avlamak için çalı demetlerinin başlıklarla bağlanarak ve bunlarında bir bedene 2-3 m aralıklarla dizilerek, balıkların saklanma ve gizlenme özelliklerinden yararlanılarak kullanılan pasif av araçları. Çalı demetleri.

 

Crapshooters : Riskli işe giren kimse. Kreps oynayan kimse. Zarla oynayan kimse.

Crapshooter : Riskli işe giren kimse. Kreps oynayan kimse. Zarla oynayan kimse.

Claptraps : Zırva. Göstermelik. Saçmalık. Boş laf. Saçma. Palavra. Yağcılık. Hikaye.

Deathtraps : Ölüm tehlikesi olan yer. Ölüm tuzağı.

Flytraps : Sinek kapanı. Sinekleri yakalamak için tuzak. Her tür böcek yiyen bitki.

İngilizce Raps Türkçe anlamı, Raps eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Raps ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Border on : Bitişik olmak. Ramak kalmak. Sınır komşusu olmak. Kaçmak. Eğiliminde olmak.

Claps : El çırpmak. Oturtmak. Çarpmak. Kemer tokası. Alkışlamak. Toka. Yerine koymak. Çırpmak. Kopça.

Excoriates : Suçlamak. Derisini yüzmek. Derisini soymak.

Dooming : Kader. Lanet. Hüküm vermek. Kaderi kötü olmak. Yazgı. Akıbet. Zeval. Son bulmak.

Assault : Saldırı. Taarruz etmek. Saldırmak. Hücum. Tecavüz etmek. Atak. Irza geçmek. Üstüne varmak. Ani saldırı. Tecavüz.

Excoriated : Derisi yüzülmüş. Derisini soymak. Derisi sıyrılmış. Suçlamak. İtham edilmiş. Şiddetle suçlanmış. Derisini yüzmek.

Strike : Beklenmedik başarı. Çakmak (kibriti). İzlenim bırakmak. İşçilerin, ücretlerine ve çalışma koşullarına ilişkin isteklerinin işverence yerine getirilmemesi durumunda ya da kimi ülkelerde yasayla tanındığı gibi bir halk, bir işçi devinimiyle dayanışmak amacıyla, belli kurallara uyarak topluca çalışmayı durdurmaları. Hava saldırısı. Gelip çatmak. Çarpmak. Basmak (madeni parayı). Darbe. Vurma.

 

Assail : İşe girişmek. Hücum etmek. Sözlerle ya da yumruklarla saldırmak. Dil uzatmak. Kınamak. Saldırmak.

Clap : El çırpmak. Şakşağın kullanılması için şakşakçıya verilen komut. Oturtmak. Çarpmak. Elle vurmak. Çırpmak. Alkışlamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Badmouthing : Birini yerden yere vurma. Ağır eleştirme. Birini karalama. Biri için kötü konuşmak. Biri hakkında kötü yönde konuşma. Sövüp saymak. Yerden yere vurmak. Birine çamur atma.

Raps synonyms : gang rape, boff, apprehending, pat, batters, rapping, reprehended, playings, adjudicatio, be reflected, convict, outrage, attack, flick, condemns, flicking, convicts, condemning, damns, gaols, biffs, cabbage, chime, dabbed, appropriate, busts, adjudged, reprehend, busting, arrests, dooms, set on, defalcations.