Reçine kanalı nedir, Reçine kanalı ne demek

Reçine kanalı; bir bitki bilimi terimidir.

  • Genellikle çam türü ağaçlarda bulunan, başkesitte gözeneklere benzeyen küçük noktalar hâlinde görülen, içi reçine dolu bölüm

Reçine kanalı anlamı, tanımı:

Reçine : Sonsuz polimerleşme ile elde edilen, büyük moleküllü yapay madde. Bazı bitkilerde, özellikle çamlarda oluşan, katı veya yarı akışkan organik salgı maddesi, ağaç sakızı.

Kanal : İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat. Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti.

Genel : Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Ağaç : Tahta, kereste. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan.

Gözenek : Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık, mesame. Pencere. Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri. Bir işlemede, örgüde, ipliklerin kesilmesi, ayrı tutulması yoluyla oluşturulan boşluk, ajur. Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri, mesame. Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş.

 

Küçük : Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Küçük abdest. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Niceliği az olan. Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan.

Nokta : Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Yer. Orta nokta. Nöbetçi bulunan yer. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Sınır, derece, radde. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Çok küçük boyutlarda işaret, benek.

Dolu : Bir duygunun güçlü etkisinde olan. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. Boş vakti olmayan, meşgul. Bir yerde sayıca çok. İçki doldurulmuş bardak. Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü.

 

Bölüm : Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir.