Recombinant türkçesi Recombinant nedir

  • Rekombinant.
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Rekombinan.
  • Rekombinasyon sonucu oluşan yeni hücreler, dna ya da klon.

Recombinant ingilizcede ne demek, Recombinant nerede nasıl kullanılır?

Recombinant dna : Farklı kaynaklardan çıkan ve kimyasal olarak birleşen dna molekülleri. Farklı kaynaklardan çıkan ve kimyasal olarak birle. Bir dna parçasının halkasal vektöre bağlanması sonucu oluşan molekül. yaygın olarak dna molekülünün kesme enzimleriyle kesilmesi ve sonra farklı kaynaklardan elde edilen dna parçalarıyla dna ligaz kullanılarak birleştirilmesiyle elde edilir. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Rekombinant dna. Çoğunlukla farklı biyolojik türlerden elde edilen dna moleküllerinin genetik mühendislik yöntemleri ile kesilmesi ve elde edilen dna parçalarının birleştirilmesi işlemi. Farklı biyolojik kaynaklardan elde edilen dna moleküllerinin birleşmesinden oluşan yapı. Plazmit dna’sının belirli bir bölgesinden kırılarak başka bir hücreden alınan belirli genin bu bölgeye yerleştirilmesiyle oluşan dna molekülü. rekombinant dna yeniden bakteriyel bir hücreye aktarılarak genellikle eklenmiş genin veya ürününün çoğaltılması amaçlanır.

Recombinant dna technology : Belirli bir gen tespit edilerek ayrılıp daha sonra plazmit gibi bir taşıyıcı dna'nın içine yerleştirilerek rekombinant dna’ların oluşturulması, amacına yönelik olarak bu rekombinant yapının klonlanması ve proteinlere açıklatılması adımlarını içeren genetik mühendisliğinde uygulanan bir yöntem. Rekombinant dna teknolojisi.

 

Recombinants : Rekombinant. Rekombinan.

Recombination : İki ayrı dna molekülünün birleşerek yeni dna molekülleri oluşturması. homolog kromozomlardaki genlerin, krosingoverde (mayozda) yer değiştirmesi sonucu meydana gelen yeni düzenleme. Yeniden birleşim. Bir kromozomdaki nükleik asit dizisinin lineer düzenlenmesinin bölünme ve tekrar birleşmeyle değiştirildiği herhangi bir enzimatik olay. Gen oluşumu. Yeniden birleşme. Rekombinasyon. Bir kromozomdaki nükleik asit dizisinin lineer düzenlenmesinin kırılma ve yeniden birleşmeyle değiştirildiği herhangi bir enzimatik olay. Negatif yüklü bir parçacıkla pozitif yüklü bir parçacığın, kütleleri değişmeksizin yüklerinin nötrleştiği etkileşim. Yokoluşum. Biyoloji, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Recombination coefficient : Yeniden birleşim katsayısı.

Recombine dna : Genetik mühendislik tekniklerinden, farklı birey veya türlerin dna'larını birleştirmeye kadar uzanan değişik tekniklerin ürünü. Rekombine dna.

Recombination frequency : İki gen çifti arasındaki rekombinant tiplerin, tüm kombinasyonlar toplamına oranı. Rekombinasyon frekansı.

Conservative recombination : Konservatif rekombinasyon. Dna sentezi yokluğunda, ilk oluşan dna ipliklerinin kırılması ve tekrar birleşmesi.

Mitotic recombination : Vücut hücrelerinde mitoz sırasında homolog kromozomlar arasında meydana gelen genetik rekombinasyon. Mitoz rekombinasyonu.

 

Recombined : Yeniden birleştirilmiş. Rekombine. Yeniden şekillendirilmiş.

İngilizce Recombinant Türkçe anlamı, Recombinant eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Recombinant ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Abiotic environment : Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Cansız çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Abo blood groups system : Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi. Abo kan grupları sistemi.

Cell : Kıvılkesim işleminin yapıldığı kap. Göz. Petek gözü. Bağımsız olarak işlev görebilen en küçük canlı birimi, dokular, organlar ve kan dolaşımını oluşturan birimler. Göze. Oda (manastır vb içinde). Küçük oda. Genellikle gözle görülemeyecek kadar küçük, yarı geçirgen bir zar ile çevrili sitoplazma kitlesinden oluşan, sitoplazma içinde çeşitli hayali olayları yürüten çekirdek, endoplazmik retikulum, mitokondri, sentriol, lizozom, ribozom, gibi organeller ile mikrofilamentler, mikrotüpçükler vb. yapılar bulunan, genetik materyali ya bir zar ile çevrili (ökaryot) ya da sitoplazma içinde zarsız olarak yer alan (prokaryot) bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği. Cep. Akımsaklarda iki voltluk elektrik gücü taşıyan bölümlerden her biri.

Organism : Örgenlik. Yaşamsal işlevlerini devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık. Organizma. Canlı varlık. Uzviyet. Yapı. Ayrı ayrı organlar ile hayali olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık. Örgüt. Oluşum.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Acacia : Arap zamkı. Akasya sakızı. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya. Salkım ağacı. Mimoza.

A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

Recombinant synonyms : recombinants, abramis zone, aardvarks, a chromosome, being, abambulacral area, abacus bodies, aardvark, abductor muscle, abiotic factor, aardwolf.