Resolving türkçesi Resolving nedir

Resolving ile ilgili cümleler

English: Tom had trouble resolving the situation.
Turkish: Tom'un durumu çözmede sorunu vardı.

Resolving ingilizcede ne demek, Resolving nerede nasıl kullanılır?

Resolving power : Çözünürlük gücü. Bir optik dizgenin, birbirine yakın iki noktayı seçiklikle aktarabildiği en küçük uzaklık. gözün aynı özelliği gösteren niteliği. Çözündürme gücü. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ayrışım gücü. Seçme gücü. Bir ışıksal aygıtın, birbirine yakın noktalanın ya da nesnelerin ayrık görüntülerini verebilme gücü. bir izge gözlerin yakın dalga boylarını ayırabilme gücü. Çözme gücü. Kavrama gücü.

Resolvable : Çözümlenebilir. Çözülebilir. Azmedilebilir. Çözünebilir. Ayrılabilir. Halledilebilir.

Resolvableness : Çözülebilirlik.

Resolve : Azmetmek. Eritmek. Analizini yapmak. Parçalarına ayırmak. Ahdetmek. Niyet. Karara bağlamak. Erimek. Ayrışmak.

Resolve a problem : Sorun çözmek.

Resolve replication conflicts : Yineleme çakışmalarını çöz.

 

Resolve unknown geographic data : Bilinmeyen coğrafya verisini çöz.

Resolve unknown geographic data error : Bilinmeyen coğrafya verisi hatasını çöz.

Resolvent : Çözücü madde. Çözen. Rezolütif. Çözümleyen. Halleden. Çözücü. Çözücü veya eritici madde. Çözücü (madde).

Resolvent of a matrix : Matrisin çözeni.

İngilizce Resolving Türkçe anlamı, Resolving eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Resolving ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Reduces : (daha basit bir hale) dönüştürmek. Sadeleştirmek. Zayıflatmak. Bölmek. Küçültmek. Azaltmak. Kısmak. Eksiltmek.

Resolve : Ahdetmek. Kesin karar vermek. Ortadan kaldırmak. Erimek. Oy ile -e karar vermek.

Assayed : Analiz etmek. Ayarını belirlemek. Ayarlamak. Yoklamak. Ayar etmek. Değerli maden içermek. Denemek. Kalkışmak.

Deciphering : Şifreyi çözmek. Yorumlamak. Deşifre etmek. Sökme. Deşifrasyon. Şifre çözme.

Adjust : Alışmak. Parlamak. Uymak. Belirlemek. Bir ölçü aracını, ırakgörürü istenilen koşulları sağlayacak biçimde kurup çalışır duruma getirmek. Uyarlamak. Hizaya getirmek. Düzeltmek. Ayar çekmek.

Resolution : Metanet. Kararlılık. Çözüm. Eritme. Bir kuvveti, istenileni doğrultularda etkiyen en az iki kuvvete ayırma. üstüste binmiş izge doruklarını ayırma. Azimlilik. Birbirine komşu iki noktanın ayırt edilebilme gücü. mikroskobik olarak birbirine komşu iki farklı görüntünün ayırt edilebilme duyarlılığı, rezolüsyon. Bilgisayar, biyoloji, hukuk, fizik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çözülüm (müzik terimi). Ayrışma.

Cipher out : Deşifre etmek. Araştırıp bulmak. Keşfetmek.

 

Accommodation : Kalacak yer. Sağlama. Halletme. Kolaylık. Borç. Rahatlık. Yatakhane. Uyum. Uyma. Uzlaşma.

Resolving synonyms : allocate to, be transformed into, mutate, dissociating, convert, obviation, concluded, cokes, diagonalization, reach a decision, conclude, be determined, averting, analyzes, concludes, determine, counteracted, intend, adjusts, make a decision, knit up, appropriated, allocated, separating, allows, deciphers, counteract, pass, thawing, analysing, demodulation, deal with, determining.