Restricts türkçesi Restricts nedir

Restricts ile ilgili cümleler

English: The hospital restricts the number of visitors who can enter the intensive care unit.
Turkish: Hastane yoğun bakım ünitesine girebilen ziyaretçi sayısını kısıtlıyor.

English: Jale restricts the amount of meat in her diet.
Turkish: Jale, diyetinde et miktarını kısıtlıyor.

Restricts ingilizcede ne demek, Restricts nerede nasıl kullanılır?

Restrict oneself : Kendini sınırlamak.

Restrict printer settings : Yazıcı ayarları'nı kısıtla.

Restrict system control panel : Sistem denetim masası'nı kısıtla.

Restrict to : Kısıtlamak. Sınırlamak.

Restrict : Tahdit etmek. Bağlamak. Hasretmek. Sınırlama getirmek. Sınırlamak. Daraltmak. Sınırlandırmak. Kayıtlamak. Sınırlandırmaya tabi tutmak.

Restricted stock : Borsada alım ve satım yasağı bulunan, ancak yetkili kurum tarafından verilen izin ile işlem görebilen hisse senedi. Sınırlandırılmış hisse senedi.

Restricted time : Zaman yasağı. Yıl içerisinde başlangıç ve bitim tarihleri belli olan su ürünleri avcılığının yasak olduğu zaman aralığı.

Restricted ownership : Sınırlı mülkiyet.

Restricted internal rotation : Kısıtlı iç dönme. Özdeciklerin bir kesiminin özgür dönmesinde ısınma ısısını etkileyen sınırlılık.

 

Restricted feeding : Sınırlı yemleme. Ticari yumurtacı piliçlerde cinsel olgunluğun 19-20 haftalık yaşa göre ayarlanması veya yağlanma eğilimi olan damızlık etlik tavuklarda tüketilen yemin azaltılması esasına dayanan, benzer uygulamaların diğer hayvan türlerinde de yapıldığı yemleme programı, sınırlı yemleme. Kısıtlı yemleme.

İngilizce Restricts Türkçe anlamı, Restricts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Restricts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Curb : Kaldırım kenarı. Ata gem vurmak. Tutmak. Hakim olmak. Durdurmak. Frenlemek. Zaptetmek. Tarsus ekleminin arka yüzü ve kalkaneusun alt kısmı dogmasal veya edinsel olarak gelişen tendojen veya osteojen şişkinlikler. Dizginlemek.

Classify : Ayırmak. Gizlilik derecesi vermek. Sınıflamak. Klase etmek. Gizli olduğunu duyurmak. Kategorilere ayırmak. Sınıflandırma yapmak. Sınıflandırmak. Tasnif etmek.

Attribute to : -e bağlamak. Yormak. İle ilişkilendirmek. -e yormak. (çocukluğuna veya tecrübesizliğine vb) vermek. Bağlamak (bir nedene). (bir olayı bir başkasına) bağlamak. (bir olayı bir başkasına) yormak. -e mal etmek. Kondurmak.

Devote : Ayırmak. Vermek. Vakfetmek. Kendini vermek. Tahsis etmek. Adamak. -e hasretmek.

Cabining : Tahta kulübe. Küçük bir yere kapamak. Baraka. Hücre. Kabin veya kamarada yaşamak. Kümültü. Kulübe. Kabin. Kamara.

Call off : Uzak tutmak. Sona erdirmek. İptal etmek. Son vermek. Feshetmek. Yüksek sesle okumak. Yasaklamak. Durma emri vermek. Söylemek.

 

Consecrating : Takdis etmek. Adamak. Adak adamak. Kutsal sayılmak. Vermek (dini bir törenle belirli bir unvan). Kutsamak. Kutsallaştırmak. Tahsis etmek. Vakfetmek.

Immobilize : Devinimsizleştirmek. Hareketini kısıtlamak. Durağanlaştırmak. Yerinde tutmak. Hareketsiz kılmak. Hareketsizleştirmek. Tedavülden kaldırmak. Felce uğratmak. Sabitlemek. Hareketsiz hale getirmek.

Contract : Kasmak. Yanların ilintisiz isteklerini açığa vurarak anlaşmaları. kişilerin, yandaş olarak bir hakkı değiştirmek, ortaya çıkarmak ya da düşürmek amacıyla yasalar çerçevesinde iç güdülerine dayanarak imzaları altında yaptıkları karşılıklı ve yazılı bildirim. (hastalığa) yakalanmak. Mukavele. Buruşturmak. Sözleşme. Kontrat yapmak. Bir oyuncunun tiyatro yönetimiyle yaptığı yazılı anlaşma. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Hold down : Boyun eğdirmek. Yürütmek. Zaptetmek. Tutmak. (işi) iyi yürütmek. Baskılamak. Baskı altında tutmak. Ezmek.

Restricts synonyms : accessed, scant, abridge, devoting, bounds, circumscribe, restrict, arrange, bother, paled, paler, conscribe, attach, contracts, cramp, confine, assign, circumscribes, circumscribing, narrow down, restricting, delimitate, accessing, hold in, constricting, check, called off, immobilise, delimit, attenuate, affiliating, pale in, confining.

Restricts zıt anlamlı kelimeler, Restricts kelime anlamı

Derestrict : Özellikle hız kısıtlamasını kaldırmak. Hız yasağını kaldırmak. Sınırlamayı kaldırmak.

Declassify : Dosya veya dava üzerindeki gizliliği kaldırmak. Gizlilik derecesini kaldırmak. Gizliliğini kaldırmak. Açıklamak. Gizlilik derecesini iptal etmek.

Unclassified : Sınıflandırmaya girmeyen. Tasnif dışı. Sınıflandırılmamış. Gizli olmayan. Sınıflandırmaya girmemiş. Karışık.

Restricts antonyms : unrestricted, free, unconfined.