Ribonükleik asit nedir, Ribonükleik asit ne demek
Ribonükleik asit; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir sözcüktür.
Biyoloji'deki anlamı:
Bazı virüslerde kalıtım materyali olan, esas itibarı ile protein sentezi ile ilgili olan, bazlardan biri (A, G, C ya da U), şeker (riboz) ve fosforik asitten oluşan nükleotitlerin meydana getirdiği uzun zincirler. DNA'dan protein sentezi için kopyalanan şifreyi taşıyan mRNA, amino asitleri ribozoma taşıyan tRNA ve protein sentezinin yapılmasında görev alan ve ribozomların yapısına giren rRNA tipleri bulunur.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
Bir D-riboz şekeri, bir fosforik asit ve dört azot bazından (adenin, guanin, sitozin, urasil) birisini içeren nükleotitlerin polimeri, RNA. Hücrenin protein sentezinde önemli rol oynayan, hücrenin çekirdek ve sitoplazması içinde bulunan, DNAnın transkripsiyonuyla oluşan tek zincirli ribonükleotit polimeri. Mesajcı RNA, ribozomal RNA ve taşıyıcı RNA olmak üzere üç tip RNA vardır.
Teknik terim anlamı:
Protein sentezinde rol oynayan ribozomal RNA (rRNA), mesajcı RNA (mRNA) ve taşıyıcı RNA (tRNA) olmak üzere üç tipi bulunan, DNAnın transkripsiyonuyla oluşan tek zincirli nükleik asit molekülü.
Ribonükleik asit tanımı, anlamı
Asit : Turnusolün mavi rengini kırmızıya çevirmek özelliğinde olan ve birleşimindeki hidrojenin yerine maden alarak tuz oluşturan hidrojenli birleşik, hamız
Protein sentezi : Elçi RNA'yı kalıp olarak kullanarak ribozomlarda protein sentezlenmesi. Elçi RNA'nın ribozoma bağlanmasıyla başlayan ve oluşan polipeptit dizisinin ribozomdan ayrılmasına kadar geçen bir seri reaksiyonlar dizisi. Başlama (inisiyasyon, I), uzama ve bitirme (terminasyon, R) aşamalarından oluşur. Prokaryot ve ökaryotlarda bu aşamalarda değişik faktörler rol alır ve enerji kullanılır.
Transkripsiyon : Çeviri yazı.
Fosforik asit : Fosfor, hidrojen ve oksijenden oluşan, suda kolay çözünen, 42 °C'de eriyen, gübre, sabun, deterjan yapımında ve eczacılıkta kullanılan, kristal yapılı, sıvı durumda, renksiz bir asit (H3PO4).
Amino asitler : (NH2-R -COOH) genel formülü ile gösterilen, baz ve asit özellikleri olan, peptit ve proteinlerin yapı taşları niteliğindeki organik özdekler sınıfı.
Ribonükleotit : Yapısında D-riboz bulunan bir nükleotit. Örnek: Adenozin 5 fosfat. Bir D-riboz şekeri, bir fosfat grubu ve dört azot bazından (adenin, guanin, sitozin, urasil) birisini içeren bir nükleotit.
Ribozomal rna : Ribozomlarda bulunan ve ribozomların esas yapısını oluşturan, ökaryotlarda çekirdekçikte sentezlenen RNA tipi. Ökaryot ribozomlarda rRNA 28 S, 18 S, 5.8 S ve 5 S, prokaryotlarda ise 23 S, 16 S ve 5 S çökme kat sayısına sahiptir. Ribozomlarda bulunan ve ribozomların esas yapısını oluşturan, ökaryotlarda çekirdekçikte sentezlanan RNA tipi. Proteinlerle birlikte ribozomları oluşturan, yapısal bir rol oynayan ve mRNA ve tRNAların ribozoma bağlanmasında da önemli bir rolü olan, en çok bulunan RNA şekli, rRNA.
Taşıyıcı rna : Protein sentezinde mRNA daki bazlara uygun amino asitleri taşıyan RNA. Transfer RNA. Protein sentezinde mRNAdaki bazlara uygun aminoasitleri taşıyan RNA, transfer RNA, tRNA. Ribonükleotidlerin polimerize olması ile meydana gelmiş, kıvrımlar gösteren, tek zincirli yapıya sahip, protein sentezinde mRNAdaki genetik koda uygun olan aminoasidi taşıyarak peptit zincirine katılmasını sağlayan, adaptör molekül olarak görev yapan bir RNA çeşidi, transfer RNA, tRNA.
Nükleik asit : Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri.
Mesajcı rna : Haberci RNA. DNA üzerinde bulunan ve gen adı verilen belirli bir bölgeyle tamamlayıcılık gösteren, genetik bilginin protein yapısına aktarılmasında kalıplık görevi yapan, genetik mesajı kromozomlardan ribozomlara taşıyan aracı molekül, elçi RNA, haberci RNA, mRNA, mesajcı ribonükleik asit.
Amino asit : Bir amino grubu ile bir karboksil grubu taşıyan, proteinlerin temel taşı olan organik bileşik.
Sitoplazma : Çekirdek dışta kalmak üzere protoplazma yığını.
Nükleotit : DNA ya da RNA'nın tekrarlanan birimleri; riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlı bir pürin ya da pirimidin bazından (adenin, guanin, sitozin, timin ya da urasil) oluşan nükleositin fosfat esteri. Pürin nükleotitler adenin ve guanin bazları, pirimidin nükleotitler sitozin, timin ya da urasil bazları içerir. Aynca adenozin trifosfat (ATP), guanozin trifosfat (GTP) gibi enerji taşıyıcısı ya da nikotinamit adenin dinükleotit (NAD), flavin adenin dinükleotit (FAD) gibi koenzimlerin yapısında bulunurlar. Nükleotid. İki şeker, bir pürin ve bir pürimidin bazından oluşan tek bir DNA sırası. Bir pürin veya pirimidin bazının bir riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleositin bir fosfat esteri.
Polimeri : Polimerlik.
Zincirli : Zinciri olan. Zincirle bağlı olan. 1716'da basılan Osmanlı altın parasının adı. Gaziantep şehrinde, Fevzipaşa bucağına bağlı bir yer. Konya şehri, Karatay ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Virüsler : Bir protein kılıf ve nükleik asit olarak tek ya da çift iplikli, düz ya da halkasal DNA ya da RNA'dan oluşan, influenza virüsü gibi bazı virüslerde nükleik asidi birkaç parçadan oluşabilen, bazılarında protein kılıfın dışında zardan oluşan düz ya da üzerinde çıkıntılar bulunan bir kılıfları olan, hastalık yapıcı, bakterilerden daha küçük, yaşamak için bir başka hücrenin içine girmek zorunda olan ve ancak elektron mikroskobunda görülebilen zorunlu parazitler. Nükleik asidi DNA ya da RNA oluşuna göre, morfolojilerine ve kılıf bulunup bulunmadığına göre gruplara ve alt gruplara ayrılırlar. Helikal virüsler, çok şekilli virüsler, kılıflı virüsler, kompleks virüsler, tek iplikli DNA virüsleri, çift iplikli DNA virüsleri, tek iplikli RNA virüsleri, tek iplikli ve kılıflı RNA virüsleri gibi.
Materyal : Gereç. Yazılı, sözlü, görüntülü, kaydedilmiş her türlü belge.
Çekirdek : Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum. Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu. Ağaçlarda soyulmayan bölüm. Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik. Atom çekirdeği. Kuyumculukta kullanılan ve 5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüsü. Bir şeyin temelini oluşturan.
Zincirle : Resim seçiciye, bir kaynaktan gelen resmi, başka bir kaynaktan gelen resme zincirlemesi için verilen komut. (Zincirleme yapılacak ikinci kaynağın sayısı belirtilerek "ikiye zincirle!, dörde zincirle!..." biçiminde söylenir).
Taşıyıcı : Taşıma işini yapan kimse ya da şey. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan, portör. Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse, yükçü, sırtçı, hamal. Aktarıcı.
Diğer dillerde Ribonükleik asit anlamı nedir?
İngilizce'de Ribonükleik asit ne demek ? : ribonucleic acid, rna

Bu kısımda Ribonükleik asit nedir? Ribonükleik asit ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ribonükleik asit tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ribonükleik asit hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.