Rough it türkçesi Rough it nedir

  • Sefalet içinde yaşamak.
  • Mahrumiyet içinde yaşamak.
  • Bir süre için ilkel şartlar içinde yaşamak.
  • Basit ve ilkel yaşamak.
  • Sürünmek.
  • Sıkıntı çekmek.
  • Sefalet çekmek.

Rough it ile ilgili cümleler

English: I'll get through it.
Turkish: Ben bunu atlatacağım.

English: Love is like the measles. We all have to go through it.
Turkish: Aşk kızamık gibidir. Hepimiz ona katlanmak zorundayız.

English: Let's go through it again.
Turkish: Bunu tekrar gözden geçirelim.

English: If you want to do a good job, don't rush through it.
Turkish: İyi bir iş yapmak istiyorsanız acele etmeyin.

English: Ali picked up a magazine and started flipping through its pages.
Turkish: Ali bir dergiyi aldı ve onun sayfalarına göz atmaya başladı.

Rough it ingilizcede ne demek, Rough it nerede nasıl kullanılır?

Rough : Aşağı yukarı. Katı. Engebeli arazi. Külhanbeyi. Açık saçık. Gürültücü. Pürtüklü. Kötü davranmak. Acımasız. Kötü.

It : Cinsel ilişki. Onu. Şahsiyet. İtalyan. Bilişim. İlişki. Ona. Ebe (oyunlarda). Cazibe. O.

Rough and ready : Kayıtsız. Kaba saba. Aşağı yukarı. Yasak savar. Vasat ama işe yarar. Yarım yamalak. Kaba ama iş görür. Pratik. Kaba saba ama içten. Hazırlık yapmadan hızlıca.

Rough and tumble : Kıran kırana. Saç saça başbaşa. Alt alta üst üste. İtiş kakış. Boğuşma. Arbede. İtişip kakışma. İte kaka.

 

Rough assembly : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Dizileme. Kurguya hazırlık olmak üzere, bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme.

Rough cast : Taslak. Sıvamak. Plaster uygulamak. Sıva. Taslağını yapmak. Kaba sıva vurmak. Sıva yapmak. Yakı. Harç uygulamak. Harç.

İngilizce Rough it Türkçe anlamı, Rough it eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rough it ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Groveled : Yaltaklanmak. Tapmak. Dizlerine kapanmak. Kendini alçaltmak. Ayaklarına kapanmak. Yerde sürünmek. Kendini küçültmek.

Grovel : Dizlerine kapanmak. Kendini küçültmek. Yaltaklanmak. Ayaklarına kapanmak. Kendini alçaltmak. Yerde sürünmek. Tapmak.

Creep : Yuva. Kayma. Toprak kayması. Sürünerek ilerlemek. Sürünme. Sarılmak. Kaymak. Ürperti. Yer kayması. Sığınak.

Crawls : Kaynıyor olmak. Yavaş ilerlemek. (böcekle) dolu olmak. Karıncalanmak. Yağ çekmek. Yağ yapmak. Dolu olmak. Böcek istila etmek. Emeklemek.

Rub in : Ovarak yedirmek (merhem vb'ni). Başa kakmak. Tutturmak. Yedirmek. Tekrar tekrar söylemek. Israrla tekrarlamak. Ovarak yedirmek. İçine nüfuz ettirmek. Ovarak sürmek.

Even parity : Çift eşlik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Çift eşlem. Çift denklik. Çift parite. Eşlemsel bakışım işleri uygulandığında, nicemsel nesnenin artı im verme özelliği.

Crept : Sızmak. Sürünerek ilerlemek. Sürünen. Sokulmak. Emeklemek. Ürpermek. Sarılarak büyümek.

 

Crawl : Yağ çekmek. (böcekle) dolu olmak. Böcek istila etmek. Krol yüzmek. Karıncalanmak. Emeklemek. Kaynıyor olmak. Dalkavukluk etmek. Yağ yapmak. Yavaş ilerlemek.

Dragged : Söz konusu etmek. Taramak. Sürüklemek. Sürümek. Sürüncemede kalmak. Ağ ile suyun dibini taramak. Bulaştırmak. Durgunlaşmak. Çekmek.

Starves : Çok acıkmak. Açlıktan gözü kararmak. Mahrum etmek. Açlıktan öldürmek. Açlık çekmek. Açlıktan kıvranmak. Açlıktan ölmek. Aç bırakmak. Acından ölmek.

Rough it synonyms : starved, crawled, languish, languishes, grovels, languished, starve, grovelled.