Rumour türkçesi Rumour nedir

  • Belli bir olayın olduğu yolunda bir topluluk ya da toplumsal kümede dolaşan doğrulanmamış haber.
  • Yaymak.
  • Şayia.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Dedikodu.
  • Rivayet.
  • Tevatür.
  • Söz.
  • Tevatur.
  • Söylenti.
  • Dedikodu çıkarmak.
  • Dedikodu yapmak.
  • Söylenti çıkarmak.

Rumour ile ilgili cümleler

English: I don't believe the rumours. Do you believe them?
Turkish: Ben söylentilere inanmıyorum. Sen onlara inanıyor musun?

English: Who spread these rumours?
Turkish: Bu söylentileri kim yaydı?

English: That rumour is not true, is it?
Turkish: O söylenti doğru değil, değil mi?

English: Tom was whistling in the dark to belie how terrified he was to be alone in the house which was rumoured to be haunted.
Turkish: Tom, tekinsiz olduğu söylenen evde, karanlıkta yalnız başınayken, korkusunu bastırmak için ıslık çalıyordu.

English: Have you heard the latest rumours?
Turkish: En son söylentileri duydun mu?

Rumour ingilizcede ne demek, Rumour nerede nasıl kullanılır?

Rumour has it : Söylentiye göre. Şayialara göre. Söylentilere bakılırsa. Söylentilere göre.

The rumour runs : Söylentiye göre.

Rumoured : Dedikodusu yapılan. Konuşulan (dedikodu vb). Söylenti çıkarılmış.

Rumouring : Yaymak. Şayia. Tevatur. Rivayet. Dedikodu yapmak. Söylenti çıkarmak. Söylenti. Tevatür. Söz.

 

Rumours : Şayia. Dedikodular. Dedikodu. Söylenti. Söylentiler. Rivayet.

As it is rumoured : Söylentiye göre.

Rumored : Dedikodusunu çıkarmak. Yaymak. Dedikodusu yapılan. Söylenti çıkarılmış. Konuşulan (dedikodu vb).

Grumous : Gruplanmış tahıl. Düğümlü (botanik terimi). Pıhtı gibi. Pıhtılaşmış.

Brumous : Puslu. Buğulu. Sisli.

Rumoring : Dedikodu yapmak. Dedikodusunu çıkarmak. Dedikodu. Şayia. Söylenti çıkarmak. Yaymak. Söz. Rivayet. Söylenti. Havadis.

İngilizce Rumour Türkçe anlamı, Rumour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rumour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spread rumors : Dedikodular yapmak. Dedikodu yaymak. Dedikodular yaymak. İnsanlar hakkında hikayeler anlatmak.

Comment : Açımlamak. Yorum. Yorum yapmak. Yorumlamak. Düşüncesini açıklamak. Bir yapıtın iyi anlaşılması için açıklanması. Eleştirmek. Açıklama. Söz söylemek.

Gossips : Gevezelik. Kov. Çene çalmak. Laf yetiştirmek. Dedikodu etmek. Kaynatmak. Gevezelik etmek.

Assurances : Kendine güvenme. Temin. Kendinden eminlik. Güvence. Vaat. İtimat. Kendine çok güvenme. Pişkinlik. Teminat.

Account : Hesap. Sayışım. Pusula. Avantaj. Yakalamak (av). Göz önünde tutma. Tanım. Açıklama. Sebep. Avlamak.

Deploy : Uygulamak. Açmak. Mevzilenmek. Dağıtmak. Harekete geçirmek. (birşeyi) etkin kullanmak. Konuşlanmak. Mevzilendirmek. Yerleştirmek (ordu vb).

Dirt : Pislik. Toz. Alçaklık. Namussuzluk. Kir. Çer çöp. Çerçöp. Terbiyesiz konuşma. Çamur.

Scuttlebutt : Mancana. Kapaklı damacana. Su mancanası. Şaiya.

Bespreading : Kaplamak. Lekelemek. Bulaştırmak. Saçmak. Bulamak. Örtmek.

 

Ensuring : Teminat. Güvence. Sigortalama. Vaat. Garanti.

Rumour synonyms : dish the dirt, bruit, age group, rumours, rumouring, bear tales, gossipry, carry tales, adjustment in marriage, rumor, aesthetic, delate, abilities, goss, gossip, fames, grapes, circulates, fan the breezes, expressions, broadcasts, expression, tell tales, chitchats, story, adaptive behavior, affection, gossiped, apply, faithing, engagement, claver, acclimatation.