Run in türkçesi Run in nedir

Run in ile ilgili cümleler

English: Have you ever had a run in with Tom?
Turkish: Sen hiç Tom'la atıştın mı?

English: "How often do the buses run in an hour?" "Every thirty minutes."
Turkish: "Otobüsler bir saat içinde ne sıklıkta çalışırlar?" "Her otuz dakikada."

English: Ali is going to run in the election.
Turkish: Ali seçimlere gidiyor.

English: Do not run in this room.
Turkish: Bu odada koşma.

English: Don't run in the hallways.
Turkish: Koridorlarda koşmayın.

Run in ingilizcede ne demek, Run in nerede nasıl kullanılır?

Run : Geçip gitmek. Kaçakçılığı yapmak. Gitmek (gemi). Koşmak. Taşımak. Gidip gelmek (arasında). Yönetmek. Göstermek (film). Kaçmak. Erimek.

In : İktidardaki. De. İçinde. Tutulan. İçeriye. Çok moda olan. İçine. Mevsimi gelmiş. Dahili. Gelmiş olan.

Run in index : Yan yana dizin biçimi.

Run in the blood : Mayasında olmak.

Run installation program : Yükleme programını çalıştır.

Run into : Girmek. Bindirmek. Şans eseri biri ile karşılaşmak. -e çarptırmak. Çarpmak. Denk gelmek. -e çarpmak. - ile kafa kafaya gelmek. Ulaşmak. Rast gelmek.

 

Run into a stone wall : Duvara toslamak. Çıkmaza girmek. Bir engelle karşılaşmak.

İngilizce Run in Türkçe anlamı, Run in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Run in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Busted : Bozmak. Kırılmış. İflas ettirmek. Vurmak. Bozulmak. Tutuklanmış. Tutuklanan. Becerememek. Patlatmak.

Imprison : Hapse atmak. Yasaklamak. Hapse koymak. Mahkum etmek. Mahpusluk. Hapsetmek. Sınırlamak.

Come by : Edinmek. Elde etmek. Kaza sonucu bulmak. Ziyaret etmek. Karşılaşmak. Kazara ya da tesadüfen edinmek. Kazanmak. Yolu düşmek. Önünden geçmek.

Coming over : Yön değiştirmek. Olmak. Uzaktan gelmek. Ziyaret etmek. Üzerine çökmek. Başına gelmek.

Admix : Karıştırmak. Beton katkı. Katıp karıştırmak. Karışmak. Harç katkı.

Call at : Ziyaret etmek.

Drop in : Ziyaret etmek. Çat kapı ziyaret etmek. Kısa bir ziyaret için uğramak. Düşüşe geçmek. Bırakmak. Habersiz uğramak. Sahne üstünde bulunan dekor parçalarını gerektiğinde palangalar yoluyla sahneye indirme eylemi. Dekor indirmek. Damlamak.

Apprehending : Endişe etmek. Kavramak. Korkmak. Korkuyla beklemek. Anlamak. Tevkif etmek. İdrak etmek.

Arrest : Durdurmak. Tevkif etmek. Dikkatini çekmek. Önünü almak. Durma, sürekli olan hareketin veya faaliyetin durması. Tutuklama. El koymak. Kesmek. Geliş.

Acquire : Elde etmek. Kazanmak. Sahip olmak. Ele geçirmek. Edinmek. Almak. İktisap etmek. Sonradan kazanmak.

Run in synonyms : busting, affiliates, amalgamating, aggregated, catch up on, admixes, adjoins, imprisoning, accreted, affix, calling on, admixed, aggregate, come in for, amalgamated, am, call on, add up to, accrete, impounds, affiliate, affiliating, grind, drop in on, drop around, bag, gaol, append, come over, apprehended, add to, cast salt on the tail of, come under.