Söbekmek nedir, Söbekmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Saklambaç oyununda belirlenen yere ebenin ya da oyunculardan birinin önce gelmesi.

Söbekmek kısaca anlamı, tanımı

Söbe : Biçimi yumurta gibi olan, beyzi, oval. Yumurta biçimi, oval : Söbe yüzlü, söbe tabak. Soba. Saklambaç oyununda belirlenen yere ebenin ya da oyunculardan birinin önce gelmesi. Yumurta biçimi, oval. Saklambaç oyunu. Yumurta şeklinde, oval. [Bakınız: söbek]

Söbek : 1.El değirmenlerinde alt taşın ortasına çakılan demir ya da ağaç çivi. 2.El değirmenlerinde alt ve üst taşlar arasına konan, delikli tahta ya da demir araç : Değirmenin söbeği kırıldı. 3.Üst değirmen taşının ortasındaki mile takılarak dönmesini sağlayan demir baltacık. 4.Bulgurun iri çekilmesini sağlamak için baltacığın altına konularak yükselmesini sağlayan topaklanmış ıslak bez. Olmamış küçük kavun. Tomurcuk. Yeni doğan bebeğin göbeğinin üstüne konulan bez. 1.Musluk. 2.İbrik ve benzerleri emziği. Taneleri alınmış mısır koçanı. El değirmenlerinde alt taşın ortasındaki ağaç çivi. Musluk. [Bakınız: elips]. Değirmen taşının dönmesine yardımcı olan demir kol. (Bünyan Kayseri). Beyzi, yumurta biçiminde. Değirmen taşının üzerinde döndüğü sivri demir, mil.

Saklambaç : Oyunculardan birinin ebe olması ve saklanan arkadaşlarını bulması temeline dayanan bir çocuk oyunu.

 

Oyuncu : Herhangi bir oyunda oynayan kimse. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı, aktör, aktris. Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse). Düzenci, hileci. Oyunu seven.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Eben : Çukur, bağ çubuğu, ağaç ya da sebze dikmek için açılan çukur.

Önce : İlk olarak, başlangıçta, sonra karşıtı.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Beli : Evet.

Oyun : Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Kumar. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.

Ya : "Ey, hey" anlamlarında bir seslenme sözü. Bazı çekimli zamanlardan sonra gelerek anlamı pekiştiren, kuvvetlendiren bir söz: Yediydin ya. Oturmuşum ya. Şaşma, şaşkınlık bildiren bir söz. Bilinen, görülen, hatırlanıp anlatılan bir olay dolayısıyla da sorulan başka bir konu için kullanılan bir söz. Gereklik ve onay bildiren cümlelerde yargının onaylandığını bildiren bir söz. Cevap niteliğinde olan cümlenin sonuna getirildiğinde asıl yargının arkadan gelen cümle ile anlatılacağını belirten bir söz. Evet. Dilek ve geniş zaman kiplerinde yargıyı güçlendiren bir söz. Bir düşüncede sıra ile yer alan ayrı cins ögelerden biri ötekilerden üstün görüldüğünde "hele, özellikle" anlamlarında kullanılan bir söz. Bir düşüncenin karşıtı düşünülürken kullanılan bir söz.

 

Da : Doğrulama, uygun bulma, evet. [Bakınız: dahacık, dâhacık]. Daha anlamında kullanılır. Şaşma bildirir ünlem. Değil mi ya anlamında kullanılır. İşte, orada, şurada. Genellikle cümle sonlarında çeşitli anlamlarda kullanılan ünlem. Bağlama ve kuvvetlendirme edatı. Daha, henüz. Da, dahi (bk. de). Dağ. Dahi, da. Henüz. Dağı. Dağa. Daha.

Diğer dillerde Söbe pencere anlamı nedir?

İngilizce'de Söbe pencere ne demek ? : oval window