Sülfo nedir, Sülfo ne demek

Sülfo; Kimya alanında kullanılan bir sözcüktür.

Kimya'da terim anlamı:

Bileşiklerde -SO3H grubunun bulunduğunu gösteren bir ön ek.

Sülfo anlamı, tanımı

Sülf : Kükürt

Alkil benzin sülfonat tayini : İçme sularına karışan deterjanların belirlenmesi için yapılan deney.

Lignin sülfonat : Odunun veya abaca veya kenevirin sülfatla muamelesinden elde edilen, su oranı yaş formda kütle olarak % 50'yi, kuru formda kütlece % 6'yi aşmayan kullanılmış sülfit likörünün amonyum, kalsiyum, magnezyum veya sodyum tuzlarından biri veya bunların birleşimi.

Metil sülfonik asit : Formülü CH3SO2OH, e.n.20°C olan, polimerleşme ,esterleşme tepkimelerinde katalizör ve çözücü olarak kullanılan bir katı madde.

Sülfoksitler : Formülü R2SO olan, iki karbon atomuna SO grubunun bağlı olduğu ,SO(CH3)2 ,dimetilsülfoksit gibi organik bileşikler.

Sülfonamid antagonistleri : Sülfonamidlerin etkisini azaltan veya engelleyen paraamino benzoik asit (PABA) ile yapısında PABA çekirdeği bulunan prokain, benzokain ve butokain gibi yerel anestezikler.

Sülfonamid sinerjistleri : Folik asit sentezi sırasında, dihidrofolatın trihidrofolata indirgenmesini sağlayan dihidrofolat redüktaz enzimini baskılayarak etki gösteren ve bu şekilde sülfonamidlerle sinerjik etki oluşturan trimetoprim ve ormetroprim gibi DAP türevleri.

 

Sülfonamidler : Gram pozitif bakterilerin tümü ile gram negatiflerden ricketsia, chlamydia ve protozoa türü bakterilerde folik asit üretimini engelleyerek üreme ve gelişmelerini durdurup ölümlerine neden olan, canlılarda bakteriyel hastalıkların tedavisinde ilk kullanılmaya başlanılan sülfanilik asit türevi sentetik ilaç grubu. Sülfonamidler, bakterilerin hızlı üreme-gelişme dönemlerinde daha etkilidirler.

Sülfonamit zehirlenmesi : Aşırı dozda sülfonamit kullanımına bağlı böbreklerde şiddetli ödem, konjesyon ve sarı renkli sülfonamit kristallerinin varlığıyla belirgin zehirlenme.

Sülfonamitler : Sülfonik asitten türetilen, -SO2NR2 grubu içeren bakterilere karşı bakteriyostatik madde olarak kullanıldıkları için “Sülfa ilaçları” olarak adlandırılan suda çözünen, antibiyotik yapımında kullanılan, renksiz kristaller halinde aromatik bileşikler.

Sülfonasyon : Başlıca sülfolama vasıtaları olan derişik veya dumanlı sülfürik asit, kükürt trioksit ve klorosülfonikasit ile organik bileşiklere (SO3H) grubunun katılması işlemi.

Sülfonik asitler : Sülfürik asitteki -OH yerine farklı grupların girmesi ile oluşan,-SO3H grubu içeren suda çözünen potasyum hidroksit ile ısıtıldıklarında fenolleri, potasyum siyanür ile ısıtıldıklarında nitrilleri veren, boya ve sentetik ilaç yapımında kullanılan organik bileşikler.

Sülfonlar : Formülü R2SO2 olan, iki karbon atomuna SO2 grubunun bağlı olduğu ,SO2Cl2 (sülfonil klorür) gibi, sülfon türevleri “sülfonil” ön ekini alan organik bileşikler.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

 

Bileşik : Birleşerek oluşmuş, basit olmayan, mürekkep. Kimyasal tepkimeler sonucu iki veya daha çok elementten oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren (madde). Ses ve görüntünün birlikte yer aldığı film parçası.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Ön ek : Bazı yabancı dillerde kökün önüne gelerek kelimeye belirli bir anlam katan ek: anormal, biçare, nadan gibi.

Bile : Da, de, dahi. Birlikte. Üstelik.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Ön : Önce, mukaddem, evvel. İleri, üstün, makbul. Bir şeyin esas tutulan yüzü, arka karşıtı. Bir şeyin esas tutulan yüzünün baktığı yer, karşı. Bir kimsenin ilerisi. Yakın gelecek zaman. Giyeceklerin genellikle göğsü örten bölümü. Önce olan, ilk. Civar, yöre. öğün. o gün. İlk, ilk gün. Ön (bk. ün). [Bakınız: anteriyör]. Vücudun, ortasından geçen çizginin yüzden yana gösterdiği yön; gövdenin, göğsün bulunduğu yüzeyi ve yönü. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. Dip karşıtı. Bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. (karşılık: anteriyör,)Bir hayvanın ya da bir parçasının bir eksene göre ilerde olan bölgesi.

Diğer dillerde Sülfo anlamı nedir?

İngilizce'de Sülfo ne demek ? : sulpho-