Sıklaşmak nedir, Sıklaşmak ne demek

  • Sık duruma gelmek veya sıkça ortaya çıkmak, sık görülmek

"Sıklaşmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Krizleri öyle bir sıklaştı ki ne yapacağımızı şaşırıp kaldık." - Y. K. Karaosmanoğlu

Sıklaşmak tanımı, anlamı:

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Gelme : Yetişme. Gelmiş olan. Gelmek işi. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi.

Ortay : Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi). Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi).

Çıkmak : Yayılmak, duyulmak. Eksilmek. Mal olmak. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Binaya kat eklemek. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Vermeye katlanmak. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Harcamak zorunda kalmak. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Yerinden oynamak. Unutmak. Yayımlanmak. Meydana gelmek. Büyük abdest bozmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Yayılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Giderilmek, yok olmak. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Bulaşmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Belirmek, tanınmak. Oluşmak, olmak. Karaya ayak basmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Sesini yükseltmek. Yetişecek ölçüde olmak. Gelmek. Ay, Güneş görünmek. Erişmek, görmek. Yeni yetişip satışa sunulmak. Piyasaya sürülmek. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Flört etmek. Gerçekleşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Yükselmek, artmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Verilmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Yapılmak, yürümek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek.

 

Görülmek : Kabul edilmek, sayılmak. Gereken iş yapılmış olmak. Göz yardımıyla bir şey, bir varlık algılanmak, seçilmek. Bir şeyin bulunduğu anlaşılmak, karşılaşılmak, rastlanmak.

Diğer dillerde Sıklaşmak anlamı nedir?

İngilizce'de Sıklaşmak ne demek? : v. be more often, thicken, close up

Fransızca'da Sıklaşmak : se faire plus dense; redoubler

Rusça'da Sıklaşmak : v. уплотняться, учащаться, участиться