Saan nedir, Saan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

İçinde yemek yenen bakır sahan.

Sahan, tabak.

(Senin) sağın, sağ tarafın.

Sahan.

Saan anlamı, tanımı

İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Tabak : Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap. Sepici. Bu kabın alacağı miktarda olan.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Yenen : Karşılaşmalarda kazanan güreşçi. Yarışmayı kazanan kişi, takım. Üstün gelen, kazanan.

 

Sağın : Doğruluk kuralına uygun olan. Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği, sahih.

Sahan : Derinliği az olan kap.

Bakır : Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.

Seni : Yüksek, yüce.

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Yene : Gine, karşılığı yine. Gene (bk. gen, gene). Yine.

İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.

Yeme : Yemek işi. Yiyecek.

Bakı : Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.

Taba : Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi, tütün rengi. Bu renkte olan.

Sağı : Kuş tersi, kuş gübresi.

Saha : Alan. Takım oyunlarında karşılaşmaların yapıldığı yer.

Sağ : Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı. Boksta sağ yumrukla vuruş. Sağlam, esen. Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş). Bu taraftaki yön. Yaşamakta olan. Katkısız.

Diğer dillerde S t parçası anlamı nedir?

İngilizce'de S t parçası ne demek ? : s-t segment shift