Sahih nedir, Sahih ne demek

Sahih; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Gerçek, doğru, sağın, hakiki

"Sahih" ile ilgili cümleler

  • "Gazeteler bir şey yazmadılar; bize resmî, sahih hiçbir malumat vermiyorlar." - M. Ş. Esendal

Sahih hakkında bilgiler

Sahih, doğru, gerçek anlamında sıfat. İng otantik. Arapça kökenlidir.

Bir veya iki rivayet zinciri ile nakledilen, hadisçilerin değerlendirmeleri çerçevesinde, kendi kriter ölçülerine göre hadise verdikleri bir değerlendirme sözüdür. Bununla birlikte bu söz diğer hadisçileri de bağlayan bir ifade olmadığı gibi, bir hadisçinin sahih, hatta mütevatir kabul ettiği bir rivayet başka hadisçiler tarafından zayıf veya uydurma olarak değerlendirilebilir. Örneğin cibril hadisi, Ay'ın ikiye ayrılması hadisleri gibi.

Rivayetçi geleneksel mezhepler tarafından kendisiyle amel edilmesini gerektiren, (Müslümanlar tarafından uygulanması gereken), vacib kabul edilen hadislerdir. Peygamberin kendisi veya sahabeden adalet ve zabt sahibi kimseler vasıtasıyla, yine adalet ve zabt sahibi kimseler aracılığıyla rivayet edilen hadislerdir. Bazı hadis yazarları kendi külliyatlarına sahih ismini vermişlerdir. Sahih hadisler, eleştirel düşünmeyen, geleneksel İslam alimlerinin çoğuna göre gerçek kabul edilirler.

 

Sahih kısaca anlamı, tanımı:

Gerçek : Gerçeklik. Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Yalan olmayan. Yapay olmayan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Temel, başlıca, asıl.

Nesebi sahih : Kanuna uygun bir evlenme sonunda doğan (çocuk).

Sahihlik : Gerçeklik.

Sağın : Doğruluk kuralına uygun olan. Sözün anlatılmak istenene tam karşılık olması, tam uygun düşmesi niteliği, sahih.

Hakiki : Gerçek. Niteliği değişmemiş, aslına uygun olan.

Sıfat : Bir kimsenin görev, ödev, toplumsal veya hukuki bakımdan yeri ve özelliği. Bir adı, nitelik, nicelik, yer, sıra vb. bakımından niteleyen, belirten kelime, ön ad. Yüz, kılık ve dış görünüş.

Otantik : Eskiden beri mevcut olan özelliklerini taşıyan.

Arapça : Bu dille yazılmış olan. Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi.

Köken : Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl.

Rivayet : Söylenti. Bir olay, bir haber veya sözü nakletme.

Doğru : İki nokta arasındaki en kısa çizgi. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Gerçek, hakikat. Karşı yönünce. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Yakın, yakınlarında.