Saho nedir, Saho ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Palto, pardösü.

Ceket.

Saho hakkında bilgiler

Kuşi dili; Etiyopya'daki Afar'a çok yakın olan bu dil Massaua bölgesinde çobanlık yapan Saholar tarafından konuşulur.

Saho anlamı, kısaca tanımı

Sahoriç : Yağ tavası

Sahovu : Çalı süpürgesi.

Sahoyal : Çalı süpürgesi.

Yakın olan : (karşılık: proksimal),Bir organizmanın orta eksenine ya da organizmanın herhangi bir parçasının bir bağlantı noktasına göre yakın olan bölgesi.

Çobanlık : Çoban olma durumu. Çobana verilen ücret. Çobanın gördüğü iş.

Çobanlı : Ardahan şehri, Hasköy bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Erzincan şehri, Kuruçay nahiyesine bağlı bir bölge. Kahramanmaraş ilinde, Ağabeyli nahiyesine bağlı bir yer. Samsun şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Sivas şehrinde, Gölova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Pardösü : Serin havalarda öbür giysilerin üzerine giyilen, paltodan ince üstlük.

Konuşu : Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılmış olan akademik toplantı, kolokyum.

Afara : Harman yerindeki hububatın taş ve toprakla karışık kalıntısı. Bahçe ve bostanlardaki kalıntı, bir şeyin en son kalan döküntüsü. Tütün tozu, ufalanmış tütün. Çok yaramaz, kötü. Harman yerindeki buğdayın taş ve toprakla karışık kalıntısı.

 

Taraf : Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Yön, yan, doğrultu. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Massa : Üvendire. Arapça kökenli misâs: Öküzleri gütmeye yarayan, ucunda küçükçe çivi bulunan, uzun sopa. Övendire; bk. ayrıca modul. Kitle, yığın, küme.

Palto : Soğuk havalarda öbür giyeceklerin üstüne giyilen kalın kumaştan giysi.

Yapan : Ardıç ve gomalak ağacının, yatay büyüyen dalları.

Ceket : Erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu üst giysisi.

Yakın : Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan. Uzak olmadan. Aralarında sıkı ilgi bulunan. Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba. Benzeyen, andıran, yaklaşan. Uzak olmayan yer. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan.

Konuş : Konma işi. Konum. Bütün imkânlar göz önünde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilmesi biçimi.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Çoban : Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Tara : 1.Bağ budamaya ya da ağaç kesmeye yarayan, eğri bir çeşit bıçak. 2.Ağaç kökü çıkarmaya yarayan bir araç. Süpürge sapı. Odun keskisi, satır.

Diğer dillerde Sahneyi boşaltın anlamı nedir?

İngilizce'de Sahneyi boşaltın ne demek ? : clear please, clear please!