Sarı benek nedir, Sarı benek ne demek

Sarı benek; bir biyoloji terimidir.

  • Gözdeki ağ tabakasının ortasında bulunan ve cisimlerin görüntülerinin en belirgin olarak oluştuğu sarı renkli duyarlı nokta, sarı nokta

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: sarı nokta]

Zooloji alanındaki anlamı:

(macula lutea, (Lat. macula = leke, Lat. lukus = sarı): Ağ katın ard duvarının ortasında bulunan ve imgenin en net olarak meydana geldiği sarı renkli bölge olup bu bölgede yalnız koni gözeleri bulunur.

İngilizce'de Sarı benek ne demek? Sarı benek ingilizcesi nedir?:

yellow spot

Fransızca'da Sarı benek ne demek?:

macula lutea, tache jaune, tache de soemmering

Sarı benek hakkında bilgiler

Sarı benek (Latince: macula lutea), retina üzerinde gözün merkezine yakın oval sarı bir bölgedir. Yaklaşık 1.5 mm çapındadır ve iki ya da daha fazla katman halinde gangliyon hücresi bulunduran bölgesidir. Merkezi görme ile sorumlu konik hücrelerin göz içinde en yoğun halde bulunduğu yer, sarı beneğin fovea adı verilen merkezine doğru olan kısmıdır.

Bu bölge keskin görme merkezidir. Fovea ve foveola oldukça hassas ve yoğun miktarda konik görme hücrelerini barındırır.

Sarı benek gerilemesi, yaşlılarda görünen ve sarı beneğin ilerleyen yaş ile tahribatı sonucu ortaya çıkan bir görme bozukluğudur.

Sarı benek tanımı, anlamı:

 

Benek : Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta, puan. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm, fakül.

Tabaka : Katman. Baskı ve yazıda kullanılan, değişik boyutlarda kesilmiş kâğıt. Derece. Katman. Cepte taşınan tütün veya sigara kutusu.

Orta : Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Yeniçeri Ocağında tabur. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Orantı. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat. İyi ile kötü arasındaki durum. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. Ne büyük ne küçük, midi. Ne uzun ne kısa, midi. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm.

 

Cisim : Gövde, beden, vücut. Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey.

Görüntü : Bir film üzerinde sıralanmış resimlerin gösterici yardımıyla ekrana art arda düşürülmesi sonunda hareketin yeniden kurulmasıyla ortaya çıkan görünüş, görüntülük üzerindeki hareketli resimler bütünü. Manzara. Sayı doğrusu üzerinde bir sayıya karşı gelen nokta. Herhangi bir nesnenin mercek, ayna vb. araçlarla oluşturulan biçimi, hayal. Gölge oyununda Karagözcünün perdeye yansıttığı görsel malzeme. Gerçekte var olmadığı hâlde varmış gibi görünen şey, hayalet.

Belirgin : Açık bir biçimde. Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih.

Renkli : Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).

Duyarlı : Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, duygun, hassas.

Retina : Ağ tabaka.