Serum nedir, Serum ne demek

Serum; bir tıp terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Pıhtılaşma sonunda kandan ayrılan sıvı bölüm.
  • Hücre yenilenmesini hızlandıran, deriyi besleyen, su kaybını, cildin solunumunu ve doğal savunmasını kuvvetlendiren sıvı.
  • Mikroplu bir hastalığa veya zehirli bir maddeye karşı aşılanmış bir hayvanın özellikle atın kanından elde edilen sıvı madde

"Serum" ile ilgili cümle

  • "Yarası çok pis, herhâlde bir serum yapmak lazım." - N. Hikmet
  • "Kuş palazı serumu."

Biyoloji'deki anlamı:

Bazı hastalıklardan korunmak için ya da tedavi etmek üzere canlıya verilen sıvı.

Kanın pıhtılaşmasından sonra ayrılan sıvı kısım.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Kanın, pıhtılaşmasından sonra hücrelerinden ayrılmış, açık sarı renkli sıvı kısmı.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Damar dışına alınan kanın pıhtılaşması sonucu üstte kalan ve içinde fibrinojen ve bazı pıhtılaşma faktörleri bulunmayan sıvı.

Zooloji alanındaki anlamı:

(Lat. serum = kesilmiş süt suyu), Pıhtılaşma sırasında kandan ayrılan sulu sıvı.

İngilizce'de Serum ne demek? Serum ingilizcesi nedir?:

serum

Osmanlıca Serum ne demek? Serum Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

masl-üd-dem

Serum hakkında bilgiler

Serum, hafif şurup kıvamında, sarı ve berrak bir sıvıdır; plazmadan farkı içinde fibrinojen bulunmamasıdır, çünkü pıhtılaşma esnasında bu madde parçalanarak fibrini çökeltir; tel tel olan fibrin de kan yuvarlarına sarılarak pıhtıyı meydana getirir. Serumun kimyasal bileşiminin bilinmesi önemlidir, çünkü bu bileşim çeşitli hastalıklara göre değişiklikler gösterir. Serumun kandan ayrıştırılmasında dönme işlemi kullanılır.

 

Kan ile ilgili serumdan başka serum olarak bilinen şeylerde vardır. Bunlardan biri izotonik sodyum klorür solüsyonudur. 100 ml'sinde 0.9 gr sodyum klorür ve enjeksiyonluk su içerir.

Uygulanma sırasında asepsi kurallarına uyulmalıdır.

Serum,

Serum kısaca anlamı, tanımı:

Pıhtılaşma : Sıvı durumdan pıhtı durumuna geçme, pıhtılaşmak işi.

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Madde : Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Bir cismi oluşturan öge, öz. Duyularla algılanabilen nesne. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Molekül.

Bağışık serum : Bulaşıcı hastalıklara yol açan mikroorganizmalara veya zehirli maddelere karşı bileşiminde özgül etkili antikorlar bulunan kan serumu, antiserum.

Kan serumu : Kanın çökmesinden sonra üstünde kalan sıvı kısmı.

Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Çağ, devir. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

 

Mikroplu : Mikrop içeren, mikropla bulaşan, intani.

Hasta : Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan. Parasız, züğürt. Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun.

Zehirli : Zararlı (duygu, düşünce vb.). Zehri olan.

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Hücre : Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk. İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Küçük oda.

Deri : Toplantı, düğün. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten.

Hafif : Önemli olmayan. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Gücü az olan, belli belirsiz. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Etkisi az olan, sert karşıtı. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa.

Serum albümini : Metabolik ürünlerin taşınması ve ozmotik düzenlemede görevli, molekül ağırlığı 62000 olan, kan plâzmasında bol bulunan bir protein.

Serum fizyolojik : Fizyolojik tuzlu su.

Serum hepatitisi : Atlarda pasif bağışıklık sağlamak amacıyla at serumu veya doku emülsiyonları enjekte edildiğinde ortaya çıkan, asites, sarılık, seröz zarlarda ve böbrek kabuğunda kanamalar ve sinirsel belirtilerle belirgin hastalık.

Serum protrombin konversiyon akseleratör : Faktör VII.

Serum tedavisi : Belirli hastalıklara karşı bağışıklık kazanmış olan hayvan serumlarının kullanılması, seroterapi, ortoterapi.

Seruminöz bezler : Dış kulak yolunda bulunan, ter bezlerinin farklılaşmasıyla oluşan, kıl diplerine açılan, sarı renkli, lipit ve yarı katı mumsu yapıda kulak kiri (serümen) denen salgısı olan, kulağa dışarıdan gelen partikülleri tutarak kulak zarına gitmesini engelleyen bezler

Diğer dillerde Serum anlamı nedir?

İngilizce'de Serum ne demek? : n. clear fluid which separates from the blood during coagulation; clear bodily fluid of an animal

n. serum, clear fluid which separates from the blood during coagulation; clear bodily fluid of an animal

n. serum, clear fluid which separates from the blood during coagulation; clear bodily fluid of an animal (Chemistry)

Fransızca'da Serum : sérum [le]

Almanca'da Serum : n. Serum

Rusça'da Serum : n. сыворотка (F)

adj. сывороточный