Shackles türkçesi Shackles nedir

Shackles ile ilgili cümleler

English: There were shackles around Tom's ankles.
Turkish: Tom'un ayak bileklerinde prangalar vardı.

Shackles ingilizcede ne demek, Shackles nerede nasıl kullanılır?

Unshackles : Serbest bırakmak. Zincirlerini çıkarmak.

Spring shackle : Yay küpesi. Yaylı zincir baklası. Makas küpesi. Yay küpesi bağlantısı. Yaprak yayın gezer ucunu çatkıya tutturan "u" biçiminde oynak parça.

Shackle : Köstek. Mania. Engel. Zincir. Boyunduruk. Pranga. Zincire vurmak. Prangaya vurmak. Engel olmak. Zincirlemek.

Shackled : Zincirlemek. Elini kolunu bağlamak. Zincirlenmiş. Köstek olmak. Zincire vurmak. Kelepçelemek. Engel olmak. Zincirlenen.

Shackler : Bir kimsenin ellerini kelepçe ile bağlayan kimse. Kelepçeleyen kimse. Köstek olan kimse. Zincire vuran kimse. Birini zincirleyen.

Ramshackle : Viran. Köhne. Müzelik. Dökük. Yıkık dökük. Yıkılmak üzere. Yıkık. Harap. Külüstür.

Shack up with : Aşk hayatı yaşamak. Birlikte yaşamak. İle evli olmadan beraber yaşamaya başlamak. Karı koca gibi yaşamak.

Shacklers : Birini zincirleyen. Bir kimsenin ellerini kelepçe ile bağlayan kimse. Zincire vuran kimse. Kelepçeleyen kimse. Köstek olan kimse.

Shackling : Kelepçeleme. Kelepçelemek. Zincire vurmak. Zincirlemek. Köstek olmak. Zincirleme. Elini kolunu bağlamak. Engel olmak.

 

Unshackle : Zincirlerini çıkarmak. Serbest bırakmak.

İngilizce Shackles Türkçe anlamı, Shackles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shackles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bottleneck : Daralmış yol. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Dar boğaz. Şişe boğazı. Mani. Şişe boynu. Bir ekonomide döviz, ham madde, finansman gibi çeşitli varlıkların gerekli düzeyin altına düşmesiyle ortaya çıkan darlık, kıtlık ve sunum yetersizliği. bir üretim sürecinde karşılaşılan sunum ve istem dengesizliği. Bir üretim dizgesinde üretimi aksatan düzenleme yanlışları sonunda beliren tıkanıklık. Darboğaz.

Bar : Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk. Baro. Kapatmak. Sırık. İzin vermeme. Çubuk. Parmaklıkla çevirmek. Bale tutamağı. Panoları ya da gergileri taşımakta kullanılan demir çubuk. Dışında.

Handcuff : Kelepçe takmak. Kelepçe. Kelepçe vurmak. Kelepçeye vurmak. Kelepçelemek.

Barrier : Bariyer. Start sınırı. (tren yolunda) geçit. Çit. Bir geçişi, bir değişimi ya da göçü önleyici erkil sınırı. Bir aracın gidişini engelleyen nesne. Set. Hail. Aperatif.

Barricade : Geçiş engeli. Barikat yapmak. Set çekmek. Berkitilmiş tabya ve sığınak. Tabur. Barikat. Siper. Barikat kurmak.

Gyve : Zincire vurmak. Ayak zinciri. Ayaklara vurulan pranga. Prangaya vurmak. Bukağı. Prangaya bağlamak.

Ball and chain : Bir adamın karısı. Kaşık düşmanı. Eş veya kız arkadaş. Ayak kösteği. Ayak bağı.

 

Barrage : Nehir barajı. Yoğun yaylım ateşi. Soru yağmuruna tutmak. Baraj. Engelleme ateşi. Yaylım ateşi. Bent. Set. Yağmur.

Barricades : Barikat. Siper.

Shackles synonyms : fetters, leg iron, sequence, barriers, barraging, fettered, bound, succession, bond, catenas, complication, baulking, shackle, catena, fetter, ankle bracelet, baulks, barraged, series, chains, restraint, hamper, gyves, gyving, trammel, constraint, barricading, handlock, manacle, contretemps, barrages, countercheck, linkage.

Shackles zıt anlamlı kelimeler, Shackles kelime anlamı

Unbound : Başsız. Ciltsiz (kitap). İlişkisiz. Ciltlenmemiş. Bağlantısız. Bağımsız. Ciltsiz. Bağını çözmek. Serbest. Bağsız.

Orderliness : Dakiklik. Düzenlilik. İntizam. Düzen. Çekidüzen.

Order : Bir sayının 10'un tümsayılı üstleri olarak büyüklük düzeyi. bir işlevin kaç kez türevinin alındığını gösteren sayı; bir türevli denklemin en yüksek türevli terimi. Öğeleri, belirlenmiş kurallara göre yerleştirmek. Sıraya koymak. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan, familya ve sınıf arasında bulunan, yakın benzerlik gösteren organizmaların meydana getirdiği taksonomik birlik. ordo. Kural. Tür. Hal. Soru ya da sınarlardan oluşan bir gözlem aracında belli kural ya da nicelemelere göre elde edilen dizim. Tarikat. Sipariş etmek.