Shiver türkçesi Shiver nedir

Shiver ile ilgili cümleler

English: Ali shivered involuntarily.
Turkish: Ali istemeden titredi.

English: Ali shivered convulsively.
Turkish: Ali sarsıcı bir şekilde titredi.

English: When he kissed me, I felt a shiver run down my spine.
Turkish: O beni öptüğünde bir ürpertinin omurgamdan aşağı indiğini hissettim.

English: Ali shivered uncontrollably.
Turkish: Ali kontro edilemez bir şekilde titredi.

English: A shiver ran down my spine.
Turkish: Üstüme bir ürperti geldi.

Shiver ingilizcede ne demek, Shiver nerede nasıl kullanılır?

Shiver with cold : Soğuktan titremek.

Shiver with fear : Korkudan titremek.

Shivered : Parçalamak. Parçalanmış. Parçalanmak. Rüzgardan kıpırdamak. Parça parça olmak. Ürpermiş. Dalgalanmak. Rüzgardan kıpırdamış. Titremiş. Titremek.

Shiverer : Daha parçalanmış. Titreyen kimse. Daha ürpermiş. Sallanan kimse. Daha titremiş.

Shiverers : Daha titremiş. Titreyen kimse. Daha ürpermiş. Sallanan kimse. Daha parçalanmış.

Had the shivers : Korkudan titredi. Titremeye başladı (soğuktan, korkudan, şoktan, vs.).

Shive : Dilim. Ufak kıymık. Ufak parka. Kıymık.

 

Shiv : (argo) silah olarak kullanılan bıçak (özellikle bir sustalı). Silah olarak kullanılan bıçak.

Shivery : Titrek. Tüyler ürpertici. Soğuk.

Shivering : Ürperme. Titreme. Titretici. Tufan.

İngilizce Shiver Türkçe anlamı, Shiver eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shiver ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cut up : Biçmek. Yerden yere vurmak. Dümenci. Muzip. Hilebaz. Acımasızca eleştirmek. İncitmek. Düzenbaz. Mahvetmek.

Blows : Tomurcuk açmak. Blow (üflemek). Filizlenmek. Nefes vermek. Dalgalandırmak. Üflemek. Büyütmek. Şişirmek. Bitmek. Patlatmak.

Dither : Kıpırtılandırmak. Panik yapmak. Kararsızlık. Eli ayağı titremek. Duraksamak. Kararsızlık ve heyecana kapılmak. Eli ayağına dolanmak. Telaş.

Floated : Süzülmek. Yüzmek. Kurmak (şirket). Piyasaya çıkarmak. Dolaşmak. Yüzdürmek. Batmamak. Yaymak. Su üzerinde durmak.

Flourish : Süslemek. Abartılı jestler yapmak. Yıldızı parlamak. Sağlıklı olmak. Güzelleşmek. Gösteriş. Sallamak. Zenginleşmek. Gelişmek.

Shudder : Tüyleri ürpermek. İrkilmek. Zangırdamak. Tüylerin ürpermesi. Ürperme. Titreyiş.

Bickered : Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Çekişmek. Münakaşa etmek. Atışmak. Didişmek. Şırıldamak. Titreşmek. Pırıldamak. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Tartışmak.

Flutter : Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum. bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Agues : Sıtma. Sıtma nöbeti. Bataklık humması. Sıtma ateşi. Malarya.

Jiggles : Hafifçe sallanmak. Dingildemek. Hafif ve çabuk sallamak. Hafif sallantı. Irgalanmak. Salınmak. Sallamak.

Shiver synonyms : move involuntarily, move reflexively, shuddering, flown, bust up, fibrillated, breaks, shivered, chill, dashes, dithers, dithered, ague, chop, busts, tingles, fly to pieces, break into pieces, grueler, flew, cut something asunder, tremble all over, billow, billowed, shuddered, crumble, fluctuate, crash, flickers, clonicity, carbonado, doddering, bash in.

Shiver zıt anlamlı kelimeler, Shiver kelime anlamı

Fearlessness : Cesaret. Korkusuzluk. Pervasızlık.

Shiver ingilizce tanımı, definition of Shiver

Shiver kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To quiver. To vibrate. To be shattered. To tremble. To dash to pieces by a blow. One of the small pieces, or splinters, into which a brittle thing is broken by sudden violence. To separate suddenly into many small pieces or parts. As, to shiver a glass goblet. To cause to shake or tremble, as a sail, by steering close to the wind. The act of shivering or trembling. To shatter. Generally used in the plural. To shake, as from cold or fear. To break into many small pieces, or splinters.