Sinema gerçek nedir, Sinema gerçek ne demek

Sinema gerçek; Sinema alanında kullanılan bir terimdir.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Sovyet yönetmeni Dziga Vertov'un 1922-1924'te "Pravda" ("Gerçek") gazetesine ek olarak çevirdiği dergi-film dizisi. Sinema-Gerçek, bir yandan giderek yerini yine Vertov'un geliştirdiği Sinema-Göz akımına bıraktığı gibi, çok sonraları bir başka sinema akımının da adı oldu.

Fransa'da 1957'ye doğru bazı bu-dunbilimcilerin bir yandan dolaysız sinema, bir yandan Vertov'un Sinema-Gerçek, Sinema-Göz akımını kendi araştırma alanlarına uygulamaları sonunda ortaya çıkan akım. Toplumbilimcilerin de aynı yöntemleri uygulamalarıyla, giderek bir toplumbilim ve budunbilim araştırma ve soruşturma aracı niteliğini kazandı.

Sinema gerçek anlamı, kısaca tanımı

Gerç : Eğlenme, alay

Sinem : “Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim” anlamında kullanılan bir isim”.

Gerçek : Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

 

Sine : Göğüs. Gönül, yürek. Bağır, iç.

Sinema : Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat.

Budunbilimci : İlkel olarak nitelenen budunların kültürlerini araştıran ve inceleyen uzman kişi, bu alanda öğretim yapan üniversite üyesi.

Toplumbilim : İnsan topluluklarının kökenlerini, yapı ve görev bakımından gelişmelerini, özelliklerini ve sorunlarını inceleyen bilim. İnsan topluluklarının yaşayışı ve bu toplulukları yöneten yasalar üzerinde öğrencilere gerekli bilgi ve görüşleri kazandırmak amacıyla lise ve dengi okullar ile kimi yüksek okullarda okutulan ders. Toplumun oluşum, işleyiş ve gelişim yasalarını inceleyen bilim dalı.

Budunbilim : Özellikle ilkel diye nitelenen budunların, ama son otuz kırk yıldan beri ilkel diyemeyeceğimiz toplumların özdeksel ve tinsel kültür öğelerini dizgeli bir biçimde açıklayan; türlü kültürler arasında karşılaştırmalar yapan, insanlığın kültür tarihini açıklamaya çalışan, kültürel göçleri ve kültürün genel gelişme yasalarını araştıran bilim. İnsanı konu edinen, özellikle ilkel toplumları ve onların özdeksel ve tinsel kültür değerlerini inceleyen, kültürler arası ilişkiler üzerinde düzenli araştırmalar yapan ve kültürün genel gelişme yasalarını saptamaya çalışan bilim. Kültürleri bütün boyutları içinde saptayarak bunların kaynak, gelişim, değişim ve tüm öteki sorunlarını birtakım sonuç, kural ya da yasaların yardımıyla çözmeğe çalışan bilim dalı. bk. halkbilim. Yeryüzünde yaşıyan insan topluluklarının ya da toplumlarının özdeksel ve tinsel ekinlerini karşılaştırmalı olarak, birbirleriyle ilişkileri içinde inceleyerek ekinin genel oluşum ve gelişim yasalarını araştıran bilim dalı.

 

Soruşturma : Soruşturmak işi. Bir sorunu açıklığa kavuşturmak amacıyla bir idari veya adli makamın yönettiği, ilgililerden ve tanıklardan bilgi toplama, konuyu inceleme işi, tahkik, tahkikat.

Bir yandan : Bir taraftan, hem . hem.

Gerçek gaz : Düşük sıcaklık ve/veya yüksek basınçlarda gazların aralarındaki çekim kuvvetleri ve hacimleri ihmal edilemez olduğunda ideal halden sapan gaz.

Araştırma : Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.

Bir yanda : Bir tarafta, hem . hem.

Sonraları : Sonraki zamanlarda.

Uygulama : Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik. Yürütüm. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik. Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik.

Yönetmen : Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi.

Dolaysız : Doğrudan doğruya olan, vasıtasız, bilavasıta. Araya herhangi bir araç girmeden.

Giderek : Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak, tedricen.

Yönetme : Yönetmek işi.

Sonunda : En son zamanda, nihayetinde.

Diğer dillerde Sinema gerçek anlamı nedir?

İngilizce'de Sinema gerçek ne demek ? : film-truth, "kino-pravda", "cinéma venté"