Sirke nedir, Sirke ne demek
Sirke; kökeni farsça dilinden gelmektedir.
- Bit, tahtakurusu vb. asalak böceklerin yumurtası.
- Salatalara, yemeklere ekşilik vermek için kullanılan ekşimiş üzüm, elma, limon vb. suyu

- Birtakım kimyasal yöntemlerle hazırlanmış birleşiklerin ortak adı.
"Sirke" ile ilgili cümle
- "Hepsi bit, sirke içinde; sıvandım, hepsini temizledim." - H. E. Adıvar
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Bit yumurtası.
Diğer sözlük anlamları:
Bit yavrusu, bit yumurtası.
Biyoloji'deki anlamı:
Baş bitinin (Pediculus capitis) saç üzerinde bırakılmış yumurtası.
Salatalara ve yemeklere ekşilik vermek üzere konulan ekşimiş üzüm suyu.
Bilimsel terim anlamı:
Bit yumurtası.
İngilizce'de Sirke ne demek? Sirke ingilizcesi nedir?:
nit, nits
Fransızca'da Sirke ne demek?:
larve
Sirke hakkında bilgiler
Sirke, yemeklerde, salatalarda tatlandırıcı olarak veya salamura gibi koruyucu olarak kullanılan ekşi meyve suyudur. Bu meyve çoğu kez yoğun asitli meyvelerden üzüm veya elma vb. olmaktadır.
Bir diğer şekilde anlatılacak olursa 'sirke', şarabın, düşük alkollü içkilerin veya şekerli ve nişastalı çözeltilerin mayalanmasıyla meydana gelen, asetik asit içeren sulu çözeltidir.
Bilimsel incelemeciler Lavoisier, Chaptal, Persoon, Liebig, Pasteur'dür. Sirkeleşme, sirke bakterisi (mycoderma aceti) denen bir mikroorganizmanın yaptığı bir mayalanmadır. Sirke bakterisi alkollü çözeltilerde gelişir ve alkolü yükseltgeyerek asetik asit ve suya dönüştürür.
Sirke ile ilgili Cümleler
- Lütfen bana sirke ve yağ getir.
- Yarın sirke gidelim.
- Ben bir çocukken Mustafa beni bir sirke götürdü.
- Bana sirke ve yağ getir lütfen.
- Sirke gidebilir miyiz?
- Jale ile sirke gitmek istemedim.
- Sirke yerine limon suyu kullan.
- Babamdan beni sirke getirmesini istedim.
- Sirkesiz patates kızartması, lütfen.
- Dünyanın hem en uzun hem de en küçük adamları bir sirke katıldılar.
Sirke kısaca anlamı, tanımı:
Salata : Genellikle bazı çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek.
Yemek : Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Kandırmak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Isırmak. Birine alacağını vermemek, ödememek. Başkasının parasını harcamak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama.
Üzüm : Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi.
Elma : Gülgillerden, çiçekleri pembe veya beyaz bir ağaç (Pirus malus). Bu ağacın kabuğu parlak, sert, kırmızı, sarı ve yeşil renkte, kokusu hoş, tadı ekşi veya tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli meyvesi.
Sirke ruhu : Asetik asit.
Sirke sineği : Eklem bacaklılardan, kısa duyargalı bir sinek (Drosophila).
Elma sirkesi : Elma suyundan elde edilen sirke.
Üzüm sirkesi : Üzüm suyundan yapılmış olan sirke.
Sirk : Eğitilmiş hayvanların ve cambazların gösteri yaptıkları genellikle kapalı yer.
Sirkeci : Sirke yapan veya satan kimse.
Sirkecilik : Sirke yapma veya satma işi.
Sirkelenme : Sirkelenmek işi.
Sirkelenmek : Birçok sirke türemek. İçine sirke konmak.
Sirkeleşme : Sirkeleşmek işi.
Sirkeleşmek : Sirke durumuna gelmek, ekşimek.
Sirkeli : Üzerinde veya içinde sirke oluşmuş olan. İçinde sirke bulunan, içine sirke konmuş olan.
Sirkelik : Sirke kabı. Sirke yapmaya yarar.
Sirken : Yabani ıspanak (Chenopodium album).
Sirkengebin : Sirkeli bal şerbeti.
Bedava sirke baldan tatlıdır : "masrafsız ve emeksiz elde edilen şeyler insana hoş gelir" anlamında kullanılan bir söz.
Keskin sirke küpüne zarar : "öfkeli, sert kimsenin zararı kendisinedir" anlamında kullanılan bir söz.
Suratı sirke satmak : Öfkeli, kızgın olduğu anlaşılmak.
Tahtakurusu : Yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyen, kan emerek beslenen, pis kokulu böcek, tahta biti (Cimex lectularius).
Asalak : Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli. Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit.
Böcekler : Vücutları baş, göğüs ve karın olarak üç bölgeye ayrılan, duyargaları birer, kanatları ikişer, ayaklarıyla ağız parçaları üçer çift olan eklem bacaklılar sınıfı, haşerat.
Yumurta : Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi. Tavuk yumurtası. Er bezi. Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre.
Ekşilik : Ekşi tat. Ekşi olma durumu.
Vermek : Yaymak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Dayamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Doğurmak. Satmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bırakmak veya bağışlamak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Ayırmak, harcamak. Ödemek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Tespit etmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Sahip olmasını sağlamak. Ondan bilmek, atfetmek. Kazandırmak, katmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek.
Limon : Bu ağacın sarı renkli, kabuğu kokulu, suyu ekşi meyvesi, sulu zırtlak. Turunçgillerden, 3-5 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, beyaz çiçekli bir ağaç (Citrus limonum).
Salamura : Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su. Bu suyun içinde tutulmuş olan. Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek.
Sirke asidi : [Bakınız: etanoik asit] (kimya) (kimya) Etanolün oksidasyonuyla oluşan, keskin kokuya sahip renksiz bir sıvı, asetik asit, sirke ruhu. Basit yapılı, CH3-COOH formülüyle gösterilen bir organik asit, etanoik asit, asetik asit. İşkembe içeriğinde ve silajda da bulunur.
Sirke bakterisi : (botanik)
Sirke iplik kurdu : (Anguillula aceti), Yuvarlak-kurtlar (Aschelminthes) sınıfının iplik-kurtları (Nemetodes) takımına giren bir ilkel-kurt türü. Uzunluğu 1-2 mm. Sirke içinde yaşar.
Sirke iplik solucanı : Yuvarlak solucanlar (Aschelminthes) sınıfının, iplik solucanları (Nematodes) takımından, 1-2 mm kadar uzunlukla, sirke içinde yaşayan bir tür.
Sirke kurdu : 1-4 mm. uzunluğunda olup, sirke, şarap, mayalı hamur gibi ekşimeye uğramış bitkisel ortamlarda yaşayan ve insan üreme örgenlerinin raslansal asalağı da olabilen küçük solucan. (Hayvan, özellikle tarımsal bitki sağlığı yönünden önem taşıyan yakın türleri de vardır.)
Sirke satmak : Surat etmek, yüz ekşitmek.
Sirke sinekleri : 3-4,5 mm. boyunda, ekşi ve çürük bitkisel besinleri seven, sarımsı esmer sinekler familyası.
Sirke tatlısı : Yumurta, yağ, un ve sirke ile yapılan tatlı, bir çeşit lokma.
Sirke-ipliksolucanı : (zooloji)
Sirkecen : Yabanıl semizotu.
Diğer dillerde Sirke anlamı nedir?
İngilizce'de Sirke ne demek? : n. vinegar, nit
Fransızca'da Sirke : vinaigre [le]
Almanca'da Sirke : n. Essig
Rusça'da Sirke : n. уксус (M), гнида (F)
adj. уксусный

Bu kısımda Sirke nedir? Sirke ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sirke tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sirke hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.