Sit down on türkçesi Sit down on nedir

Sit down on ile ilgili cümleler

English: Let's sit down on that bench.
Turkish: O bankta oturalım.

English: You may sit down on the chair.
Turkish: Sandalyede oturabilirsin.

English: Please sit down on this chair.
Turkish: Lütfen bu sandalyede oturun.

English: Don't sit down on the sofa.
Turkish: Kanepeye oturma.

English: Let's sit down on the bench.
Turkish: Bankta oturalım.

Sit down on ingilizcede ne demek, Sit down on nerede nasıl kullanılır?

Sit : Kuluçkaya yatmak (tavuk). Burnunu sürtmek. Binmek. Tam oturmak. Poz vermek. Oturtmak. Modellik yapmak. Oturuma katılmak. Sınava girmek. Kuluçkaya yatmak.

Down : Çabucak içmek. Yere sermek. Yere yıkmak. Düşürmek. Beri. Yıkmak. Boyunca. Aşağıya doğru. İndirmek.

On : Üzerinde. İle. Yanmak. Yönünde. Giyilmiş. E doğru. Açık. Makbul. De. Üstünde.

Sit down : Koyulmak. Yere inmek. Yerine oturmak. Oturmak. Yerinden kalkma. Oturtmak. İniş yapmak.

Sit down strike : İşçilerin, işyerlerinde başka işçi çalıştırılmasını önlemek ve greve katılmak istemeyenlerin çalışmasına engel olmak amacıyla işyerlerini terk etmeden yaptıkları işbırakım. Oturma işbırakımı. Oturma grevi. Oturma eylemi.

Bear down on : Büyük çaba harcamak. -e doğru ilerlemek. Sıkıştırmak (azarlayarak veya ısrarla). Fazla bastırmak. Üstüne gelmek. Üstüne varmak. -e ilerlemek. -e doğru gelmek. -i çok etkilemek. Bir başka tekneye doğru yol almak.

 

Came down on : Sıkıştırmak. Fırçalamak. Başına ekşimek. Saldırmak. Haşlamak. Azarlamak. Fırça atmak. - hakkında negatif şeyler söyleme. Eleştirme. Üstüne gelmek.

Bring down on : Olmasına neden olmak. Başına getirmek.

Be down on somebody : Gıcığı olmak. Kancayı takmak. Karşı olmak.

Came down on him : Onu eleştirme. Onun hakkında olumsuz şeyler söyleme.

İngilizce Sit down on Türkçe anlamı, Sit down on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sit down on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Domineer : Hakimiyet kurmak. Despotça hükmetmek. Zulmetmek. Baskı altına almak. Hakim durumda olmak. Eziyet etmek. Baskı yapmak. Hakimiyeti altına almak. Zorbalık etmek.

Bear against : Baskı yapmak. Karşı koymak. Sıkıştırmak.

Comminute : Parçalamak. Püskürtmek. Öğütmek. Toz etmek. Ufalamak.

Appease : Hafifletmek. Açlığını gidermek. Doyurmak. Gidermek. Dindirmek. Yatıştırmak. Bastırmak (açlığı vb). Azaltmak. Gidermek (açlık).

Appeases : Açlığını gidermek. Doyurmak. Hafifletmek. Tatmin etmek. Sakinleştirmek. Gidermek (açlık). Bastırmak (açlığı vb). Gidermek. Gönlünü almak.

Assuages : Azaltmak. Kesmek. Yatıştırmak. Dindirmek. Hafifletmek. Tatmin etmek.

Bow down : Boyun eğmek. Diz çökmek.

Bear down : Çaba harcamak. Gayret etmek. Kırmak (direnç). Güç kullanmak. Yenmek.

Alleviating : Yatıştırmak. Dindirmek. Hafifletmek. Teskin etmek. Azaltmak.

Sit down on synonyms : crush out, assuaging, bruise, alleviated, contuse, brayed, asswage, allayed, domineers, assuaged, allays, domineered, bray, brays, assuage, alleviate, appeasing, crushes, crush, alleviates, crunches, crunched.