Sits türkçesi Sits nedir

  • Binmek.
  • Konmak.
  • Oturmak.
  • Oturuma katılmak.
  • Poz vermek.
  • Yola getirmek.
  • Oturtmak.
  • Kuluçkaya yatmak.
  • Tünemek.
  • Burnunu sürtmek.
  • Sınava girmek.
  • Modellik yapmak.
  • Tam oturmak.
  • Toplanmak.

Sits ile ilgili cümleler

English: Ali often sits for hours doing nothing.
Turkish: Ali sık sık bir şey yapmadan saatlerce oturur.

English: Ali sits at his computer eight hours a day.
Turkish: Ali günde sekiz saat bilgisayarında oturur.

English: Ali sits at his computer all day.
Turkish: Ali bütün gün bilgisayarında oturur.

English: Ali always sits in the front row.
Turkish: Ali her zaman ön sırada oturur.

English: Ali often sits in front of his computer all day.
Turkish: Ali genelde tüm gün bilgisayarının karşısında oturur.

Sits ingilizcede ne demek, Sits nerede nasıl kullanılır?

Sits on the fence : Lakayıt. Soğuk. Duygusuz. İlgisiz. Tarafsız. Yansız. Kayıtsız.

Sits tight : Sıkı oturan. Büyük servet sahibi. Kendisinden alınamaz güçlü bir pozisyona sahip olan kimse. Zengin.

Sitsitting knees bent : Bükük oturuş. Vücudun, dik gövde ve bükülü dizlerle tabanlar ve kabalar üstünde yere dayalı bulunduğu durum.

Blistering of deposits : Depozit kabarması.

Call deposits : İhbarlı mevduat. Vadesiz mevduat.

Exposits : Açığa çıkartma. Sergileme.

Fixed deposits : Durağan süreli yatırımlar. Belirli bir süre ile ve durağan bir üremle bağımlı yatırım. Sabit vadeli mevduat.

 

Deposits : Çöküntü. Mevduat. Depozitolar. Sedan ve retrosedan nezdinde depolar. Tevdiat. Erat mevduat hesabı. Motoryağının ayrışmasından ve paslanmadan ve de dışsal faktörlerden kaynaklanan ve yağda çözünmeyen maddeler (makine veya motor parçaları üzerinde ortaya çıkabilir). Banka mevduatı. Tortu.

Convertible turkish lira deposits : Dövize çevrilebilir mevduat. Yurtdışındaki gerçek ve tüzel kişilerin türkiye’deki bankalarda kur garantisi altında açtırdıkları, 1967 ve 1981 yılları arasında uygulanan bir tür döviz hesabı. krş. döviz tevdiat hesabı.

Deposits account : Vadeli hesap. Mevduat hesabı.

İngilizce Sits Türkçe anlamı, Sits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deflating : Sabit fiyatlarla gayri safi milli hasılanın hesaplanması. Yükselişe müdahele etmek. Havasını boşaltmak. Gururunu kırmak. Söndürmek. Düşürmek.

Hunker : Çömelmek. Topuklarının üstüne çömelmek. Topuklarının üzerine çömelmek. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri.

Disciplining : Terbiye etmek. Kontrol etmek. Disiplin. Kontrol altında tutmak. Yetiştirmek. Cezalandırmak. Disiplin sağlamak. Eğitmek. Disipline sokmak.

Incubating : Kuluçkaya yatırmak. Kuluçkaya yatan. Tasarlamak. Civciv çıkarmak. Üretmek. Kuluçkaya yatma. Kafasında kurmak.

Chastens : Sadeleştirmek. Basitleştirmek. Islah etmek. Uslandırmak. Yumuşatmak. Aklını başına getirmek. Dersini vermek. Terbiye etmek. Islah etmek için cezalandırmak.

 

Postured : Yapmacık tavır takınmak. Kurulmak. Hal. Tutum. Dik durmak. Kasım kasım kasılmak. Taslamak. Kasılmak. Vaziyet.

Indwell : Nüfuz etmek. Yerleşmek. İkamet etmek. İşlemek. Yerleştirmek.

Go in for : Zevk almak. İlgi duymak. Alışkanlık edinmek. Yarışmada yer almak. Uğraşmak. Yeralmak. Sınav olmak. Yer almak. Bir şeyi yapmaktan hoşlanmak.

Perches : Oturulacak yüksek yer. Tatlısulevreği. Yerleştirmek. Tünek. Tüneklemek. Levrek. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, dikenli yüzgeçliler (acanthopterygii) alt takımından, tatlı sularda yaşayan, eti lezzetli olan türlere sahip bir familya. İlişmek.

Trash dump : Çöp toplama bölgesi. Çöp toplama alanı. Atık alanı. Çöplük. Çöp yığını.

Sits synonyms : waste yard, piece of ground, putting green, teeing ground, land site, rubbish dump, toxic waste area, dumpsite, camping area, hunker down, superfund site, burying ground, putting surface, toxic site, burial site, piece of land, band together, green, bed, eat humble pie, sit for, build, clap, deflates, poses, accumulates, bivouac, indwells, chasten, domiciling, abideth, alighted, be gathered.

Sits zıt anlamlı kelimeler, Sits kelime anlamı

Lie : Durmak. Uzanmak. Yalan atmak. Yalan. Palavra. Yatmak. Kalmak. Yasal olmak. Atmak. Mideye oturmak.

Stand : Direnmek. Ayaklık. Desteklemek. Üçayak. (teklif) geçerli olmak. Ayakta durmak. Katlanmak. Ayağa kalkmak. Durmak. Statif.

Arise : Husule gelmek. Meydana gelmek. Doğmak. Yükselmek. Kalkmak. Ortaya çıkmak. Oluşmak. Kaynaklanmak. Baş göstermek. Ayağa kalkmak.