Konmak nedir, Konmak ne demek

"Konmak" ile ilgili cümleler

  • "Yemeğe tuz konur."
  • "Ayşe de yarın öbür gün bir lise hocası olacak belki de servete de konacaktı." - H. E. Adıvar
  • "Bir bülbül gelip konmuştu havuzun kıyısına." - Ç. Altan

Yerel Türkçe anlamı:

Kısa bir süre için bir yere yerleşmek.

Bilye oyununda yere para ve benzeri koymak

Diğer sözlük anlamları:

Yolcu bir yere inip oturmak, konaklamak

Konmak anlamı, tanımı:

Kona göçe : Yolculukta konaklayarak, geziye zaman zaman ara vererek.

Göçerkonar : Konargöçer.

Konargöçer : Göçebe bir hayat süren, bir yere sürekli yerleşmeyen (aşiret, oba vb.), göçerkonar.

Gecekondu : İmar ve yapı kanunlarına aykırı olarak başkalarına veya kamuya ait arazi veya arsalar üzerinde toprak sahibinin bilgisi ve rızası olmaksızın acele yapılmış konut, kondu. Acele ile yapılıvermiş, derme çatma yapı.

Kuşkonmaz : Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus).

 

Konma : Konmak işi.

Beleşe konmak : Bir şeyi emek harcamadan, para vermeden elde etmek.

Daldan dala konmak : Sık sık iş, konu veya düşünce değiştirmek.

Hazıra konmak : Başkasının emeğiyle ortaya çıkmış bir şeyden yararlanmak.

Kelepire konmak : Kelepir yakalamak.

Mirasa konmak : Bir kimseye önemlice bir kalıt kalmak.

Yağlı kapıya konmak : Rahat, sıkıntısız bir yere girmek, geçimini başkasının üstüne yıkmak.

Yürürlüğe konmak : Bir kanun veya bir karar uygulama alanına konulmak.

Kelebek : Biçim olarak bu böceklere benzeyen. Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. Bu hayvanın neden olduğu hastalık. Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad.

Uçak : Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı, tayyare.

İnmek : Ağmak. Sayısı azalmak. Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek. Alçalıp eski durumuna dönmek. Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek. Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak. Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak. Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak. Uzamak, ulaşmak. Yıkılmak. Fiyatı düşürmek. Konaklamak. Değeri düşmek. İnme gelmek. Vurmak.

Yolculuk : Ülkeden ülkeye veya bir ülke içinde bir yerden bir yere gidiş veya geliş, gezi, seyahat, sefer. Bu gidiş gelişte geçen süre. Herhangi bir taşıtla bir yere gidip gelme.

 

Geçirmek : Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Zaman harcamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Giymek, giyinmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Birine kötü söz söylemek. Etmek, yapmak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Vurmak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Hastalık bulaştırmak.

Konuk : Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kimse, misafir, mihman. Konakçının üzerindeki asalak.

Yerleşmek : Yerine iyice oturmak, yerinde sabit olmak. Eşyayı yerli yerine koymak. Yaygın duruma gelmek, tutunmak. Yer bulup oturmak. Sınav sonucuna göre herhangi bir eğitim kurumunda okumaya hak kazanmak, okumaya başlamak. Rahat bir biçimde oturmak. Bir yerde oturmaya, yaşamaya başlamak. Çalışmak üzere bir iş yerine başlamak. Alışılmak, kullanılır olmak.

Bir : Ancak, yalnız. Eş, aynı, bir boyda. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Beraber. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Sadece. Bir kez. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki.

Emeksiz : Emek harcanmadan elde edilen, kolay, zahmetsiz.

Edinmek : Kendini bir şeye sahip kılmak, kendine sağlamak, elde etmek, iktisap etmek.

Koyma : Koymak işi.

Yapılmak : Yapma işine konu olmak. Gerçekleştirilmek, ortaya çıkarılmak.

Konmak göçmek : Kâh oturmak kâh dolaşmak

Diğer dillerde Konmak anlamı nedir?

İngilizce'de Konmak ne demek? : v. alight, settle, perch, sit, enter on, enter upon, light, perch oneself, touch down

Fransızca'da Konmak : se placer, camper, cantonner, brancher, giter, se déposer, se poser, (ku

Almanca'da Konmak : v. sitzen

Rusça'da Konmak : v. располагаться, спускаться, садиться, разыгрываться, налетать, наседать, расположиться, спуститься, сесть, засесть, разыграться, налететь, насесть