Smelt türkçesi Smelt nedir

  • Döküm yapmak.
  • Kokan.
  • Eritmek (maden).
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Tasfiyehane.
  • Osmerus.
  • Eritmek.
  • Kaletmek (maden külçesini).
  • Ergiterek yabancı maddelerden ayırmak (madeni).
  • Çamuka.
  • Kaletmek.
  • Kal etmek.
  • Kemikli balıklar (teleostei) gümüş balığıgiller (atherinidae) familyasından, 10-15 cm kadar uzunlukta, atlantik okyanusu, karadeniz ve akdeniz'de yaşayan bir tür.
  • Arıtmak.

Smelt ile ilgili cümleler

English: The instant he opened the door, he smelt something burning.
Turkish: O, kapıyı açar açmaz yanan bir şeyin kokusunu aldı.

Smelt ingilizcede ne demek, Smelt nerede nasıl kullanılır?

Sand smelt : Aterina. Gümüş balığı (zooloji terimi). Gümüş. Gümüş balığı. Platerina. Aterina balığı.

Smelted : Metal içeriğini çıkarmak için eritilmiş veya kavrulmuş (maden filizi ile alakalı). Eritilmiş (cevher).

Smelter : Tasfiye fırını. İzabe ocağı. Kalhane. Kalcı. Külçe üreticisi. İzabe fırını. Tasfiye ocağı. İzabe tesisi. Dökümcü.

Smelteries : Dökümcülük. Dökümhane.

Smelters : İzabe tesisi. Tasfiye ocağı. İzabe fırını. Kalhane. Kalcı. İzabe ocağı. Külçe üreticisi. Dökümcü. Tasfiye fırını.

Smelting works : Dökmecilik.

Smell : Eser. Sezmek. Kokusunda olmak. Pis kokmak. Kötü kokmak. -in kokusundan (bir şeyi) anlamak. İz. Koklama. Koku almak. Koku vermek.

 

Smelting furnace : Maden eritme ocağı. Döküm fırını.

Smell a rat : Kuşkulanmak. Pirelenmek. Hile kokusu almak. Bir bit yeniği sezmek. Bityeniği sezmek. Pislik sezmek. İçine kurt düşmek. Bir katakullinin kokusunu almak.

Smeltery : Dökümcülük. Dökümhane. Tasfiyehane.

İngilizce Smelt Türkçe anlamı, Smelt eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Smelt ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Clarify : Aydınlanmak. Açıklık getirmek. Aydınlatmak. Anlaşılır olmak. Açıklanmak. Açıklamak.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Coalesce : Birleşerek bir bütün haline gelmek. Bütünleşmek. Birleşmek. Bütün haline gelmek. Erimek. Yekvücut olmak. İki ya da daha çok öğeler kümesini, herhangi bir biçimde tek bir kümede toplamak, bk. birleştirmek. Bir araya gelmek.

Abiotic environment : Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Smelled : Koku almak. Kokusunu almak. Kötü kokmak. Koklamak. Kokmak. Kokusunda olmak. Sezmek. Hissetmek.

Founds : Kurmak. Temelini atmak. Dökmek (demir). Yapmak. Kalıba dökmek. Temel atmak. Tesis etmek. Dayanmak. Dayandırmak.

Assoil : Serbest bırakmak. Affetmek. Bir şeyi telafi etmek. Beraat ettirmek. Çözmek.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

 

Create : Meydana koymak. Yapmak. -e yol açmak. Meydana getirmek. İcra-i sanat etmek. Atamak. Neden olmak. Peyda etmek. Yetki vermek.

A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.

Smelt synonyms : osmeridae, european smelt, rainbow smelt, malacopterygian, soft finned fish, capelan, osmerus mordax, family osmeridae, sparling, osmerus eperlanus, abramis zone, fuses, cleanses, cleans, smelling, clarifying, defecates, fuzed, clarified, fuzing, depurate, defecating, produce, smeltery, defrost, a chromosome, dissolve, abambulacral area, defecate, cleaned, silversides, abductor muscle, coalesces.

Smelt zıt anlamlı kelimeler, Smelt kelime anlamı

Cool : Serin yer. Serinlik. Sakinleşmek. Soğutmak. Soğukkanlılık. Soğumak. Serin. Havalı (tip). Sönmek (öfke veya arzu vb). Serinleşmek.

Smelt antonyms : spiny finned fish.

Smelt ingilizce tanımı, definition of Smelt

Smelt kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to smelt tin. Any one of numerous species of small silvery salmonoid fishes of the genus Osmerus and allied genera, which ascend rivers to spawn, and sometimes become landlocked in lakes. They are esteemed as food, and have a peculiar odor and taste. To refine. To melt or fuse, as, ore, for the purpose of separating and refining the metal. To flux or scorify. Hence, to reduce.