Smell türkçesi Smell nedir
- Eser.
- Sezmek.
- Kötü kokmak.
- Koklama.
- -in kokusundan (bir şeyi) anlamak.
- -in kokusunu almak.
- Kokusunda olmak.
- Koku alma duyusu.
- Pis kokmak.
- Koku.
- Kokmak.
- Kokusunu almak.
- Koku vermek.
- Koklamak.
- İz.
- -in kokusunu duymak.
- Hissetmek.
- Kokuşmak.
- Koku almak.
Smell ile ilgili cümleler
English: A smell of lilies filled the room.
Turkish: Zambakların kokusu odayı doldurdu.
English: "Doesn't that smell fantastic?" "Yeah!"
Turkish: "O harika kokuyor değil mi?" - "Evet!"
English: A bad smell permeated the room.
Turkish: Odaya kötü bir koku yayıldı.
English: A dog's sense of smell is much keener than a human's.
Turkish: Bir köpeğin koku alma duygusu, bir insanınkinden çok daha keskindir.
English: After the fire, the smell of smoke remained in the air for days.
Turkish: Yangından sonra, duman kokusu günlerce havada kaldı.
Smell ingilizcede ne demek, Smell nerede nasıl kullanılır?
Smell a place up : Bir yeri kokutmak.
Smell a rat : Pislik sezmek. Bityeniği sezmek. Pirelenmek. Hile kokusu almak. Bir katakullinin kokusunu almak. Kuşkulanmak. Bir bit yeniği sezmek. İçine kurt düşmek.
Smell bad : Kötü kokmak. Berbat kokmak. Pis kokmak.
Smell like : Kokusunda olmak.
Smell o vision : Bir kokulu film işlemi. Smell-o-vision. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Smell of burning : Yanık kokmak.
Smell of the lamp : Üzerinde çok kafa yorulmuş olduğu belli olan. Üzerinde çok emek sarfedilmiş olduğu belli olan.
Smell up : Kötü kokmak. İğrenç bir koku yaymak.
Smell to high heaven : Ayyuka çıkmak. Pis kokmak. Kokuşmak. Kötü kokmak. İğrenç kokmak. Berbat kokmak. Bok gibi kokmak. Leş gibi kokmak.
Smell organ : Birincil duygu hücrelerinden meydana gelen ve gaz halindeki maddeleri koklamaya yarayan burun gibi organ ya da böceklerde koku alan kıllar. Koklama organı.
İngilizce Smell Türkçe anlamı, Smell eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Smell ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Monument : Sınır taşı. Önemli tarihsel olayların geçtiği ya da kazıbilim, çağbilim ve sanat yönünden bir önemi ve özelliği bulunan, bunlarla ilgili kişilerin ve olayların anısını yaşatmak amacıyla, kentlerin herkesin gezip görebileceği yerlerine yerleştirilen, korunması ve çevresiyle birlikte değerlendirilmesi gerekli her türlü taşınmaz yapıtasarcılık yapıtlarıyla, benzer nitelikleri olan yontular. Anıt. Dev yapıt. Abide. Heykel. Önemli bir olayı gelecek kuşaklara yansıtmak için yapılan simge niteliğinde büyük yapı. Kolorado eyaletinde şehir.
Stunk : Berbat olmak. Kokusundan anlamak. Leş gibi. Kötü olmak. İğrenç kokmak. Kokutmak. İğrenç olmak.
Aroma : Itır. Hoş koku. Rayiha. Belirli bir nitelik ya da ortam. Hava. Aroma. Aroma (güzel) koku. Koku (kuvvetli ve hoş).
Snuff : Burnuna çekmek. Öldürmek. Yanmış mum ipini kesmek. Açıkgöz. Kurnaz. Enfiye çekmek. Burnuna çekme. Enfiye. Burunotu.
Odour : Şöhret. Saygınlık. İzlenim. İtibar.
Took : Karşılamak. İcap etmek. Yapmak. Ele geçirmek. Katlanmak. Elde etmek. Götürmek. Yakalamak. Ölçmek. Çekmek (fotoğrafçılık terim).
Wind : Sarılmak. Kıvırmak. Dolambaçlı olmak. Çevirmek. Nefes. Dolaşmak. Dolanmak. Soluk. Sonuçlandırmak. Rüzgar.
Nose out : Az bir farkla yenmek. Burun farkı ile kazanmak. Kıl payı farkla yenmek. Kıl payı kazanmak. Koklayarak bulmak.
Taint : Bulaştırmak. Kara çalmak. Pis koku. Ahlakını bozmak. Bozulmak. Kusur. Bozmak (yemeği). Hastalık bulaştırmak. Bozmak.
Whiffed : İma. Üflemek. Kötü kokutmak. Hafif esinti. Nefes. Koku dalgası. Esinti.
Smell synonyms : cause to be perceived, scent, get a noseful, artefact, antedating, auras, getting wind of, reek with, smell up, detects, clews, doty, discerns, effort, nose, addles, savors, putrefying, savour of, snuffs, fester, savoring, savor of, aromas, clues, savoured, smell bad, odor, get a whiff, ghost, olfaction, perceived, dinting.
Smell zıt anlamlı kelimeler, Smell kelime anlamı
Odorless : Kokusuz. Kokmaz.
Odorous : Güzel kokulu. Hoş kokulu. Kokulu.
Smell ingilizce tanımı, definition of Smell
Smell kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to smell a rose. Often followed by of. To affect the olfactory nerves. To perceive by the olfactory nerves, or organs of smell. To have an odor or scent. To have a sensation of, excited through the nasal organs when affected by the appropriate materials or qualities. To obtain the scent of. As, to smell of smoke, or of musk. The sense or faculty by which certain qualities of bodies are perceived through the instrumentally of the olfactory nerves. [Bakınız: Sense]. To smell perfumes.

Bu kısımda Smell kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Smell ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Smell anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Smell ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.