Soğutma nedir, Soğutma ne demek

  • Soğutmak işi

Kimya'daki anlamı:

Belli bir hacim içindeki maddenin, sıcaklığını düşürme.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Gösterim sırasında göstericide ışıtacın verdiği sıcaklığı azaltma.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

İşlem uygulanmış sıcak yemleri hava hareketi yardımıyla, kurutma ve sıcaklığını düşürme işlemi.

Bilimsel terim anlamı:

Havadan ısı alarak sıcaklığı düşürmek.

Belli bir oylum içindeki özdeğin sürekli işlemlerle sıcaklığını düşürme.

(II) Isınmış bir parça ya da ortamın soğumasını sağlamak için yapılmış olan işlem.

(I) O°C sıcaklığının altında tutma.

Motor parçalarının kızmasını önlemek için, yanma sonucu bu parçalara gelen sıcaklığı başka bir ortama aktarma işlemi.

İngilizce'de Soğutma ne demek? Soğutma ingilizcesi nedir?:

refrigeration, cooling

Fransızca'da Soğutma ne demek?:

réfrigération

Osmanlıca Soğutma ne demek? Soğutma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

soğutma, tebrid

Soğutma hakkında bilgiler

Soğutma, bir maddenin veya ortamın sıcaklığını, onu çevreleyen ortamın sıcaklığının altına indirmek ve orada muhafaza etmek üzere ısısının alınması işlemine denir.

Soğutma ile ilgili Cümleler

  • Arayı soğutmayalım.
  • Beni kendinizden soğutmaktan başka bir şey yapmadınız.
  • Evinizin ısıtma ve soğutma maliyetlerini uygun yalıtım ve hava sızdırmazlık teknikleri yoluyla azaltabilirsiniz.
  • Ali soğutmak için pastayı mutfak penceresi eşiğine koydu.
  • Ben şarabı daha çok soğutmak istiyorum.
  • Güneşe göre bir evin yönünü değiştirerek evi ısıtmak ya da soğutmak için gerekli ya da boşa harcanmış enerjinin yüzde otuzunu tasarruf edebilirsiniz.
 

Soğutma tanımı, anlamı:

Beton soğutma : İnşaat sırasında atılan betonun yanmaması amacıyla özellikle sıcak havalarda yapılmış olan sulama.

Derin soğutma : Bir tür soğutma tekniği.

Soğutmaç : Soğutucu.

Soğutmak : Soğumasını sağlamak, soğumasına sebep olmak. Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak, dondurmak.

Arayı soğutmak : Eski yakınlık, dostluk kalmamak.

Terini soğutmak : Terinin kurumasını bekleyerek dinlenmek.

Yürek soğutmak : Sevmediği birinin bir felakete uğramasına sevinmek.

Madde : Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz. Molekül. Para, mal vb. ile ilgili şey. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek.

Ortam : Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat. Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü. Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform.

 

Sıcak : Havadaki yüksek ısı. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Dostça olan, sevgi dolu. Hamam. Sıcak yer. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı.

Çevre : Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Yağlık. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit.

Altın : Bu elementten yapılmış. Üstün nitelikli, değerli. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke.

İndirmek : Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak. Fiyatını azaltmak, düşürmek. Kırmak, tahrip etmek. Yağmur, sis, birdenbire bastırmak. Kapamak. Hızla vurmak. Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak.

Muhafaza : Koruma, saklama, korunum.

Soğutma basacı : Soğutma amacıyla kullanılan basaç.

Soğutma firesi : Karkasın soğuma esnasında su kaybetmesi sonucu sıcak karkas ağırlığıyla soğuk karkas ağırlığı arasında meydana gelen % 1-3 arasında değişen ağırlık kaybı.

Soğutma gücü : Beş saniye deneyinde - x 100 B eşitliği ile bulunan (A=Beş saniyelik su vermede ortalama sıcaklık artışı; B = en yüksek sıcaklık artışı) ve sıvı ortamların soğutma verimlerinin ölçüsü olan değer, su verme gücü diye de bilinir.

Soğutma işlemi : Takım çelikleri, maryaşlanmalı çelikleri, martensitli paslanmaz çelikler ve çökelme sertleştirmeli paslanmaz çelikleri, su verme işleminden sonra kalan ostenitlerini martensite dönüştürmek ve ayrıca alüminyum alaşımlarını, oda sıcaklığındaki yaşlanmalarını geciktirmek ereğiyle, -80°C ya da daha aşağı sıcaklıklarda tutma işlemi. Buz kristalleri oluşmadan veya fark edilmeyecek düzeyde oluştuğu, genellikle suyun donma noktası üzerindeki bir sıcaklık uygulamasıyla yapılan konservasyon yöntemi.

Soğutma kulesi :

Soğutma makinesi : (fizik)

Soğutma ortamı : Soğutma için kullanılan ortam.

Soğutma sıvısı : Genleşme ya da buharlaşma arasında ısı emerek çevresinde soğukluk yaratan madde. Soğutma için kullanılan sıvı.

Soğutma suyu : Soğutucu olarak kullanılan su. Motorun soğutulması için ısıyı yuvgu duvarlarından alarak havaya ileten su.

Soğutma suyu sıcakölçeri : Soğutma suyu sıcaklığını belirleyen aygıt.

Diğer dillerde Soğutma anlamı nedir?

İngilizce'de Soğutma ne demek? : adj. cooling, refrigerating

n. cooling, refrigeration, estrangement, alienation

Fransızca'da Soğutma : réfrigération [la]

Almanca'da Soğutma : n. Abkühlung, Auskühlung, Kühlung

Rusça'da Soğutma : n. охлаждение (N), расхолаживание (N)