Sock türkçesi Sock nedir

Sock ile ilgili cümleler

English: Ali keeps enough money for a taxi fare home tucked in his sock when he goes out drinking.
Turkish: Ali içki içmeye giderken taksiyle eve dönmesine yetecek kadar parayı çorabının içinde saklar.

English: I hid it in my sock drawer.
Turkish: Onu çorap çekmecemde sakladım.

English: "Can I borrow your socks?" "No."
Turkish: "Çoraplarını ödünç alabilir miyim?" "Hayır."

English: Which one is your sock drawer?
Turkish: Çorap çekmecen hangisi?

English: "Whose socks are these?" "They are my sister's."
Turkish: "Bunlar kimin çorapları?" "Kız kardeşimin."

Sock ingilizcede ne demek, Sock nerede nasıl kullanılır?

Ankle sock : Soket. Kısa çorap.

Varsity sock : Varis çorabı.

Wind sock : Rüzgar tulumu. Rüzgar yön göstergesi. Rüzgarda hareket ederek rüzgarın yönünü belirtmek için kullanılan kumaştan boru. Rüzgar çorabı. Havaalanlarında rüzgar yönüne göre uçakların iniş direktiflerini belirleyen rüzgar yönü göstergesi.

Sockdolager : Son darbe. Bitirici darbe. Dikkate değer şey. Sert vuruş veya söylem. İki çengelin balık ısırdığında bir yay ile birbiri üstüne kapanan birleşme yeri. Bitirici vuruş. Sonuca ulaştıran tartışma. Kati tartışma. Kayda değer şey.

 

Socked : Tokatlamak. Vurmak. Tokat atmak. Dövmek.

Socket for tape recorder : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ses aygıtı yuvası. Bazı aygıtlarda (örneğin almaçta, göstericide) ses aygıtının bağlanması için ayrılan yuva.

Socket : Elektrik akımını almak için fişin sokulduğu yuva; fiş yuvası. Çukur. Kovan. Reze yuvası. Ek bileziği. Oyuk. Duy. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Soket. Göz çukuru.

Socket screw : Soket vidası.

Sockets : Soket. Soketler.

Socket for remote control : Uzaktan yönetme yuvası. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alıcı ya da almaçta uzaktan yönetme aygıtının bağlandığı yuva.

İngilizce Sock Türkçe anlamı, Sock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Anklet : Ayak bileziği. Halhal. Tozluk. Şoset.

Beating : Bozgun. Dayak atma. Dövüş. Dövme. Pataklama. Kötek. Pataklama (argo terim). Sopa. Dayak. Yenilgi.

Smack in the face : Şamar. Suratına bir şamar veya tokat gibi inen şey.

Duke : Dük. Dukalık başı. İbne. Homo. Eskiden batı ülkelerinde prens sanından sonra gelen en yüksek soyluluk sanı. bir düklükte egemen olan kimsenin sanı.

Crusher : Kırma makinesi. Ezici. Ufalayıcı. Konkasör. Sıkma makinesi. Öğütücü. Kırıcı.

Biffing : Am. Yumruk atmak. Çarpmak. Yumruk vurmak. Bıff. Yumruklamak. Vajina.

Slapped : Çıkışmak. Şaplak vurmak. Azarlamak. Şamar atmak. Yüzüne vurmak. Suratına gelmek. Çarpmak. Şaplak atmak. Çatmak.

Knuckle sandwich : Ağıza doğru vurma veya yumruk atma. Dişlere yumruk atma (örn.: beni rahatsız etmeyi bırakmanı rica ettim, tokat atmamı mı istiyorsun?).

 

Be reflected : Yansıtılmak. Yansımak.

Birched : Kamçılamak. Falaka sopası. Huş. Dökmek. Sopayla dövmek. Betula. Huş ağacı. Sopalamak. Değnekle vurmak.

Sock synonyms : athletic sock, tabi, knee hi, tabis, sweat sock, varsity sock, jabs, battings, bopping, smack, fists, coup, buffeted, beating up, biffs, dunt, beat up, bastinado, sockets, beat out, brunts, bunch of fives, bobby socks, hack, batters, hit, buffets, bang, anklesock, wipers, hosiery, boff, beats.

Sock ingilizce tanımı, definition of Sock

Sock kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The shoe worn by actors of comedy in ancient Greece and Rome, used as a symbol of comedy, or of the comic drama, as distinguished from tragedy, which is symbolized by the buskin. A plowshare. Often with it as an object. To hurl, drive, or strike violently.