Spied türkçesi Spied nedir
- Gözetlemek.
- Casusluk etmek.
- Gözlemek.
- Gizlice gözetlemek.
Spied ile ilgili cümleler
English: I felt that I was being spied on.
Turkish: İzlendiğimi hissettim.
English: Ali spied on his roommate.
Turkish: Ali oda arkadaşını gizlice gözetledi.
Spied ingilizcede ne demek, Spied nerede nasıl kullanılır?
Espied : Uzaktan görmüş. Gözüne ilişmiş. Belli bir mesafeden incelenen veya bakılan. Bir mesafeden gözlenen.
Spiegel : Ham demir veya manganez içermeyen pik demir.
Spiegeleisen : Yüksek manganlı pik.
Spiegels : Ham demir veya manganez içermeyen pik demir.
Spiel : Nutuk. Laf kalabalığı. Konuşma. Konuşmak. Ağız kalabalığı. Söz. Satıcı ağzı. Laf. Söylemek.
Crispiest : Gevrek. Körpe. Canlandırıcı. Kırışık. Çıtır çıtır. Canlı. Taze. Kıtır kıtır. Kıvırcık. Zinde.
Spieled : Konuşma. Söylemek. Söz. Laf kalabalığı. Konuşmak. Laf.
Crispier : Canlandırıcı. Körpe. Gevrek. Kırışık. Kıtır kıtır. Zinde. Taze. Kıvırcık. Canlı. Çıtır çıtır.
Spieling : Söylemek. Söz. Konuşma. Laf kalabalığı. Laf. Konuşmak.
Counterspies : Karşı casuslukla ilişkili olan casus. Karşı casus.
İngilizce Spied Türkçe anlamı, Spied eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Spied ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Brisk up : Canlandırmak.
Case the joint : (hırsızlık yapmak amacıyla) bir yeri gözetlemek. Soygun öncesi keşif yapmak. Dikizlemek.
Hasten : İki ayağını bir pabuca koymak. Hemen söylemek. Acele etmek. Aceleci davranmak. Telaşlandırmak. Aceleleştirmek. Sıkıştırmak. Hızlandırmak. İvdirmek. Acele ettirmek.
Flash : Çarpıcı çekim. Yıldızı parlamak. Çakar (ışıtaç). Radyo ya da televizyonda olağan yayın kesilerek verilen çok önemli kısa haber. Görünüp hızla kaybolmak. Parlamak. Işıltı. Çok hızlı hareket etmek. Akla gelmek. Parlama.
Mind out : İlgilenmek. Dikkat etmek.
Race : Kalıtımsal ıraları (deri, göz, saç rengi, saç biçimi, baş biçimi, boy, kan grubu vb.) bir birlik gösteren kişilerin oluşturdukları doğal topluluk, bk. sarı ırk, beyaz ırk, kara ırk. Özel ya da doğal yerlerde, belli bir uzaklığa koşarak en kısa sürede ulaşmak için yapılan yarış türü. Yarışa sokmak. Atletizm, biyoloji alanlarında kullanılır. Acele ile yapmak. Alt tür. (makineyi) çok hızlı işletmek. Hızlı akmak. Koşmak. Hızlı çalışmak (motor).
Spy on somebody : Gizlice dinlemek.
Long : Özlemek. Uzun. Arzu etmek. Can atmak. Hasretini çekmek. Özlemini çekmek. İstemek. Hasret olmak. Hasret kalmak.
Move : Kıpırdamak. Oynatmak. Kıpırdanmak. Hareket etmek. Hamle. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır. Devinmek. Hareket. Taşıma. Tahrik etmek.
Quicken : Çabuklaşmak. Çabuklaştırmak. Canlanmak. Hız kazandırmak. Hareketlendirmek. Neşelenmek. Neşelendirmek. Canlandırmak. Dirilmek. Hızlanmak.
Spied synonyms : rush along, brisken, cannonball along, thrust ahead, locomote, speed up, barge, buck, hie, shoot down, focus attention on, observe, dart, keep cave, travel, rush, espy, accelerate, push forward, charge, babysit, spy, longed, hotfoot, scud, deepen, dash, babysat, belt along, espying, cast a glance, eyeing, bucket along.
Spied zıt anlamlı kelimeler, Spied kelime anlamı
Stay in place : Yerinde kalmak.
Linger : Ayrılamamak. Durmak. Geçmişte kalmak. Gitmemek. Kalmak (gitmesi gerekirken). Gecikmek. Geçmek bilmemek. Can çekişmek. Oyalanmak. Sallanmak.
Decelerate : Yavaşlamak. Hız kesmek. Hız azaltmak. Hızı azalmak. Yavaşlatmak.

Bu kısımda Spied kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Spied ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Spied anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Spied ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.