Sprees türkçesi Sprees nedir

Sprees ingilizcede ne demek, Sprees nerede nasıl kullanılır?

Shopping spree : Mağaza mağaza dolaşıp alışveriş yapma. Alışveriş şenliği. Alışveriş cümbüşü. Mümkün olduğunca çok fazla şey satın alabilmek için mağazadan mağazaya dolaşma. Alışveriş çılgınlığı.

Spree : Eğlenti. Eğlence. Alem. Aşırı derecede yapılan bir şey. Cümbüş.

Spreeing : Eğlenti. Alem. Aşırı derecede yapılan bir şey. Eğlence. Cümbüş.

Spread : Ziyafet. Yayılım. Yayılma. Açılmak. Bölmek. Bulaşmak. Kar oranı. Genişleme. Dağıtmak. Sermek.

Spread about : Yaymak.

Spread like wildfire : Ağızda sakız olmak. Büyük bir hızla yayılmak. Hızla yayılmak. Milletin ağzı torba değil ki büzesin. El alemin ağzı torba değil ki büzesin. Dal budak salmak. (dedikodu vb) çok çabuk yayılmak.

Spread foundation : Yayık taban. Radye temel. Sığ temel. Yüzeysel temel.

Spread oneself : Yayılmak. Kendini harcamak. Para harcayarak etkilemeye çalışmak.

Spread eagled : Kol ve bacakları yana açılmış olarak yatmak.

Spread of effect : Etki yayılması.

İngilizce Sprees Türkçe anlamı, Sprees eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sprees ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Blind : Stor. Jaluzi. Körletmek. Kör. Saklamak. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Göz kamaştırmak. Köreltmek. Kamaştırmak.

Side street : Yan sokak. Tali yol.

Conviviality : Keyif. Şamata. Şenlik. Şenlik ve ziyafet.

Bender : Bükme aygıtı. İğici. Kıvırıcı. Bükücü. Homo. İbne.

Jollity : Neşe. Neşelilik. Zevk.

Emphasis : Vurgulama. Bir soru'nun, dile getirilişine bağlı olarak belli bir konu, kavram ya da görüşün altını çizmesi ya da buna bağlı olarak belli tür yanıtlardan yana belirebilecek saptırıcı etki. Vurgu. Üzerinde durma. Kuvvet. Bir şeye verilen önem. Verilen önem. Ehemmiyet. Önem. Şiddet.

Binge : Bir şeyin aşırı derecede yapıldığı süre. Aşırı veya çok yemek. İçki alemi yapmak. Çilingir sofrası. İçki alemi. Çok fazla içki içilen süre. Tıkınmak.

Alley : Patika. Ara sokak. Ağaçlıklı yol. Bilye. Dar sokak. Ağaçlı yol. Bovlingde topun atıldığı yol. Gezi yolu. Geçit. Misket.

Deray : Neşe. Düzensizlik.

Mews : Ahırdan bozma sıralı evler. Ahırlar. Sıra ahırlar. Ahırlar sokağı.

Sprees synonyms : pitch accent, local road, local street, tonic accent, benders, boozes, jollities, basher, jamborees, prosody, buster, frolics, merriment, banner, alleyway, bashers, pavement, spreeing, blowout, main street, binges, sentence stress, carnival, bashes, booze, inflection, accentuation, revelry, festivity, beano, word accent, busters, carousal.

Sprees zıt anlamlı kelimeler, Sprees kelime anlamı

 

Play up : Oyun oynamak. Vurgulamak. Belirtmek. Üzerinde durmak. Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi). Sorun çıkarmak. Daha yüksek sesle çalmak. Abartmak. Yaramazlık etmek. Daha sesli çalmak.

Foreground : Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. En öndeki görüntü. Ön plana almak. Ön. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Önplan. Önalan. Ön plan.

Gather : Biriktirmek. Kendini toplamak. Dermek. Tutmak. Büzmek. Bir araya gelmek. Toplamak. Devşirmek. Toparlanmak. İrin toplamak.