Strays türkçesi Strays nedir

Strays ingilizcede ne demek, Strays nerede nasıl kullanılır?

Waifs and strays : Evsiz barksız kimseler. Kaybedilmiş ve geride bırakılmışlar. Evsiz yurtsuzlar. Garip gureba. Evsiz barksızlar.

Stray bullet : Maganda kurşunu. Serseri kurşun. Kaza kurşunu. Kör kurşun.

Stray cat : Sokak kedisi.

Stray dog : Sahipsiz köpek. Sokak köpeği. Başıboş köpek.

Stray field : Kaçak alan.

Capacitance stray : İstenmez sığa.

Stray radiation : Kaçak radyasyon. Dağınık ısım. Dağınık ışınım. Dağınık radyasyon. Tek-renk ışıma çevreden karışan değişik dalga boylu ışımlar.

Astray : Doğru yoldan sapmış. Sapıtmış.

Stray from the point : Konu dışına çıkmak.

Stray from : Dolaşarak ayrılmak (bulunması gereken yerden). Asıl konudan ayrılmak. Ayrılmak (asıl konudan).

İngilizce Strays Türkçe anlamı, Strays eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strays ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cestodes : Sestod. Platyhelmintes şubesinde bulunan skoleks, proliferasyon bölgesi ve strobiladan meydana gelmiş, dorsoventral basık sindirim sistemi bulunmayan hermafrodit, şerit benzeri, uzun, yassı ve boğumlu bağırsak asalakları, sestodlar. Bağırsak kurdu. Cestoidea sınıfında gerçek şeritleri içeren alt sınıf, eucestoda, cestoda. bu alt sınıfta bulunan türlerin erişkinleri alttan üstten basık, genellikle beyaz opak görünüme sahip, omurgalıların sindirim sisteminde yaşayan (archigetes türleri hariç), polizoik (caryophyllidea ailesindeki caryophyllaeus laticeps ve spathebothriidea ailesineki türler hariç), protandrik hermafrodit (dioecocestidae ailesinde bulunan türler hariç), uzunluğu 1 mm ile 25 m arasında değişen canlılardır. vücudları genellikle skoleks, proliferasyon bölgesi ve birkaç ila dört bin halkadan oluşan strobiladan meydana gelmiştir. erişkinler omurgalıların sindirim sitemi ve ilgili kanallarında parazitlenirken, larvalar (sistiserkus, sönurus, hidatit, sparganum) çeşitli organ ve dokularda bulunabilmektedirler. 11 takımın ikisi (pseudophyllidea ve cyclophyllidea) insan ve hayvanlarda parazitlenen türleri içermektedir. Şeritler. Kurt. Bağırsak şeridi.

 

Cross talk : Ses karışması. Laf yetiştirme. Tartışma. Hatların karışması.

Emphasis : Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Vurgulama. Vurgu. Ehemmiyet. Üzerinde durma. Şiddet. Bir soru'nun, dile getirilişine bağlı olarak belli bir konu, kavram ya da görüşün altını çizmesi ya da buna bağlı olarak belli tür yanıtlardan yana belirebilecek saptırıcı etki. Üzerinde durulan nokta. Önem. Kuvvet.

 

Play down : Hafifsemek. Önemsememek. Önemsizleştirmek. Önemini azaltmak.

Downplay : Önemsizleştirmek. Önemsiz gibi göstermek. Önemsiz gibi lanse etmek. Önemsiz göstermek. Vurgusunu azaltmak. Vurgusuzlaştırmak. Önemini azaltmak.

Sizzle : Hışırdamak. Cızıltı. Cızırtı yapmak. Isı ile temas edildiğinde cızırtı sesi çıkarmak. Çıtır çıtır yanmak. Cızıldamak. Cızırdama. Tıslamak. Cızırdamak.

Sizzles : Cızıltı. Cızırdama. Cızırtı yapmak. Hışırdamak. Tıslamak. Isı ile temas edildiğinde cızırtı sesi çıkarmak. Çıtır çıtır yanmak. Cızırdamak. Cızıldamak.

Cadgers : Dilenci. Beleşçi. Anaforcu. Otlamak. Otlakçı.

Show : Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. İbraz etmek. Renk vermek. Gösterim. Revü. Dışa vurmak. Görünüş. Şov. Teşhir. Kanıtlamak.

Prosody : Ölçü tekniği. Ölçübilim. Ölçü. Şiir sanatı. Tartıbilim. Vezin tekniği. Prosodi. Bürün. Aruz. Vezin.

Strays synonyms : pitch accent, topicalize, re emphasise, re emphasize, press home, tonic accent, ram home, point up, inflection, word stress, entozoan, express, sizzled, accentuate, underscore, entozoon, bloodsuckers, drones, sentence stress, drone, atmospherics, bloodsucker, evince, droned, accent, underline, bear down, emphasise, drive home, accentuation, punctuate, blare, cadger.

Strays zıt anlamlı kelimeler, Strays kelime anlamı

Play up : Elinden gelenin en iyisini oynamak (spor terimi). Belirtmek. Daha yüksek sesle çalmak. Sorun çıkarmak. Abartmak. Vurgulamak. Daha sesli çalmak. Oyun oynamak. Üzerinde durmak. Yaramazlık etmek.

Foreground : Ön. Ön plana almak. Görünçlüğün önündeki bölüm; öne düşen yerler. dip karşıtı. bazı ikinci, üçüncü sınıf sinemalarda görüntülüğe en yakın sıralar. Önalan. En öndeki görüntü. Ön plan. Önplan. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Travel : Gezi. Kaçmak. Tüymek. Dolaşmak. Yolculuk yapmak. Gezmek. Seyahat etmek. Gazlamak. Gitmek. İşlemek.

Strays antonyms : move.