Suçluluk nedir, Suçluluk ne demek

  • Suçlu olma durumu, mücrimlik

"Suçluluk" ile ilgili cümleler

  • "Aramızda ortaklaşa bir suçluluk bağı kurulmuş gibi çevreme bakamıyordum." - E. Bener

Sosyoloji'deki anlamı:

Herhangi bir toplumsal görevi yapma ya da bir yasağa uymada bireyin başarısız kalması, toplumsal bir yükümlülüğe aykırı davranması durumu.

İngilizce'de Suçluluk ne demek? Suçluluk ingilizcesi nedir?:

delinquency

Suçluluk hakkında bilgiler

Suçluluk bir insanın benimsediği kurallara aykırı bir hareket yaptığına inanmasından dolayı ortaya çıkan bir ruh halidir. Pişmanlığa benzeyen bu duygu tamamen öznel bir duygudur. Suçluluk duygusu, kişinin gerçekliği yorumlamasına bağlıdır.

Suçluluk duygusu ahlak ve dinle ilintili bir duygudur. Anksiyete ve depresyonun belirtilerinden biri olarak kabul edilir.

Suçluluk ile ilgili Cümleler

  • Ali kendinde inanılmaz suçluluk hissetti.
  • Sosyopatlar işledikleri suçlar için nadiren pişmanlık ya da suçluluk hissi duyarlar.

Suçluluk kısaca anlamı, tanımı:

Suçlu : Suç işlemiş, suçu olan (kimse), kabahatli, mücrim.

Suçluluk duygusu : Kişinin ahlaki, dinî kuralları çiğnediğini sezmesi sonucu bilinçli veya bilinçsiz olarak kapıldığı ve kendisiyle ilgili değer yargılarını sarsan duygu, suçluluk hissi.

 

Suçluluk hissi : Suçluluk duygusu.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.

Mücrim : Suçlu.

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Kural : Davranışlarımıza yön veren, uyulması gereken ilke. Bir sanata, bir bilime, bir düşünce ve davranış sistemine temel olan, yön veren ilke, nizam.

Aykırı : Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan. Çapraz, ters.

Hareket : Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Deprem. Yola çıkma. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım.

İnanma : İnanmak işi.

 

Olma : Olmak işi.

Suçluluk kültürü : Toplumsal denetleme aracı olarak öncelikle kişisel vicdandan yararlanan bir kültür.

Suçluluk oranı : Belli bir toplumda, toplumsal kümede ya da bölgede ceza yasalarına aykırı davranışların oranı.

Diğer dillerde Suçluluk anlamı nedir?

İngilizce'de Suçluluk ne demek? : n. guiltiness, guilt, criminality, delinquency, culpability

Fransızca'da Suçluluk : culpabilité [la], délinquance [la]

Almanca'da Suçluluk : Täterschaft

Rusça'da Suçluluk : n. виновность (F), преступность (F)