Substances türkçesi Substances nedir

Substances ile ilgili cümleler

English: Glands secrete chemical substances into the body.
Turkish: Bezler vücuda kimyasal maddeler salgılar.

English: Prostitution, gambling, the use of narcotic substances, drunkenness, disorder, and all other illegal activities are STRICTLY FORBIDDEN.
Turkish: Fahişelik, kumar, uyuşturucu madde kullanımı, sarhoşluk, düzeni bozmak ve diğer yasadışı etkinlikler kesinlikle yasaklanmıştır.

Substances ingilizcede ne demek, Substances nerede nasıl kullanılır?

Alarm substances : Alarm maddeleri. Karıncalarda olduğu gibi bazı böceklerin rahatsız edildikleri zaman türün diğer fertlerine tehlikeyi haber vermek için çevreye saldıkları maddeler. Alarm maddesi.

Appetizing and flavouring substances : Yem maddeleri ve karma yemlerin koku ve tadını düzenleyen, standardize eden, dolayısıyla hayvanlar tarafından tüketimini artıran melas ve/veya şekerli maddeler, oreksijenik. İştah açıcılar ve aroma vericiler.

Chemical substances : Kimyasal işlem yoluyla üretilen maddeler. Kimyasal maddeler.

Convention on psychotropic substances : Keyif artırıcı etkileri nedeniyle insanlar tarafından suiistimal edilen, ilaç bağımlılığı yapan ve önemli bireysel ve sosyal sorunlar yaratan ilaçların üretiminin ve tüketiminin uluslararası ve ulusal düzeyde kontrol ve kısıtlamasını sağlamak amacıyla 1971 tarihinde yapılmış sözleşme. Psikotrop maddeler sözleşmesi.

 

Estrogenic substances : Östrojen (dişi seks veya cinsiyet hormonu) içeren maddeler.

A man of substance : Varlıklı adam.

Thiobarbiturate reactive substances : Tbars. Yapılarında malonaldehit bulunan, yağların acılaşması esnasında açığa çıkan ve tiyobarbitürik asitle flüoresan kırmızı renkli kompleks oluşturan, düşük moleküler ağırlıktaki maddeler, tbars. Tiyobarbitürat reaktif maddeler.

Flavour substances : Yemleri tatlandırmak ve lezzetlendirmek için katılan anason, kimyon, kırmızı biber, keçiboynuzu, vanilya vb. bitkisel ürünler. Çeşni maddeleri.

Surface active substances : Bir sıvının yüzey gerilimini azaltan deterjan, sürfektan gibi maddeler. tavuk yetiştiriciliğinde özellikle sekiz haftalıktan daha yaşlı piliçlerde büyümeyi hızlandırıcı etkisi dolayısıyla belirli koşullarda yemlere katılmasına izin verilmektedir. Yüzey etkin maddeler.

Soluble feed substances : Çözünür yem maddeleri. Hayvan ve bitkisel kaynaklı yem maddelerinin işlenmesinden elde edilen, bir miktar katı maddeler içeren sıvı yemler.

İngilizce Substances Türkçe anlamı, Substances eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Substances ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beginnings : Bağ. Baş.

Mattered : Önem taşımak. Fark etmek. Mesele. Önemli olmak. Farketmek. İltihaplanmak. Konu. Önemi olmak.

Responsibilities : Sorumluluk. Güvenilirlik. Ödeme gücü. Sorumluluklar. Temyiz gücü. Yükümlülük. Mesuliyet.

 

Meaning : Maksat. Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim. Gaye. Değer. Meal. Yorum. Anlam. Niyetli.

Medium : Vasat. Hücre kültür çalışmalarında kullanılan ve hücrelerin çoğalması veya yaşaması için gereksinim duyduğu her türlü makro ve mikro elementleri bünyesinde bulunduran çözeltiler, ortam. Ortam. Çare. Orta. Aracı. Vasıta. Herhangi bir kuvveti ya da özdeği içinde bulunduran ve devinime olanak veren bir özdek ya da karışım. İncelenecek yapıyı ortaya çıkarmak için x ışınlarını emen, baryum ve iyot gibi pozitif kontrast maddeler veya x ışınlarını fazla geçiren karbondioksit ve azotdioksit gibi negatif kontrast maddeler. Ortalama.

Contenting : Hoşnut etmek. Memnun etmek. Lehte oy kullananlar. Olumlu oy miktarı. Tatmin etmek. Mutlu etmek. Memnun kılmak.

Chemistry : Madde yapısı. Doğal etkileme. Kimyası. Yalınç cisimlerin özelliklerini, bu cisimlerin molekülce birbiri üzerindeki etkilerini ve bu etkileşimden ortaya çıkan bileşimleri inceleyen bilim. öğrencilere doğayı oluşturan özdeklerin yapısını, bu özdeklerin hangi koşullar altında ve hangi ilkelere göre birleştiğini ve değiştiğini anlatmak; kimyanın bugünkü uygarlığa ve teknik gelişmelere olan katkısını açıklamak; kimya olayları ile canlıların yaşayışı arasındaki sıkı bağları göstermek amacıyla orta dereceli okullarda okutulan ders. Kimya. Özdeklerin temel yapılarını, bileşimlerini, dönüşümlerini; çözümleme, bireşim ve üretim yöntemlerini inceleyen bilim dalı. Kimya bilimi. Eğitim, kimya alanlarında kullanılır. Kemistri. Yapı.

Jiggy : Seks. (argo) para.

Guts : Bağırsaklar. Göt. Büzük. Bağırsak. Sindirim sistemi. Cesaret. İç. Yürek. Kararlılık.

Substances synonyms : phlogiston, body substance, living substance, central topic, denotation, abundances, gist, fleshed, crux of the matter, thought, power, mattering, affluence, constituent, brevities, caste, sappiness, import, base, bodies, contents, prepotence, entireness, forehandedness, distillates, backbone, activator, brawniness, firmness, substance, succulence, fleshing, undertone.

Substances zıt anlamlı kelimeler, Substances kelime anlamı

Inhibitor : Gelişmeyi engelleyici. enzimle katalize edilen reaksiyonların hızını azaltan veya tamamen yok eden madde. Menetme. Geciktirici. İnhibitör. Durdurucu. Engelleyici. Bir faliyeti veya olayı kontrol eden veya önleyen madde, inhibitör. Tezgenin çalışmasını önleyerek, tepkime hızını azaltan katışkı. Önleyici. Yavaşlatıcı.

Approval : Uygun bulma. Tasvip. Resmi izin. Bir ölçekle ölçüye vurulan kişinin herhangi bir ölçek sınarında dile getirilen yargıyı olumlaması ya da ilgili görüşe katılması. Onay. Onaylama. Onama.

Disapproval : Uygun görmeme. Ayıplama. Uygun görmeme onaylamama. Bir toplumsal kümede yaptırıma bağlanmış davranış ölçülerine aykırı düşen davranışlar karşısında kümece takınılan olumsuz yönde eleştirici ya da suçlayıcı tutum. Reddetme. Beğenmeme. Hoşnutsuzluk. Doğru bulmama. Kabul etmeme.