Supplementals türkçesi Supplementals nedir

Supplementals ingilizcede ne demek, Supplementals nerede nasıl kullanılır?

Supplemental dictionary : Tamamlayıcı sözlük.

Supplemental panel : Eklemsel panel.

Supplemental register : Tümleyici kütüğe yazım. Eksik özelliklerin tümlenmesi ya da yeni kimi niteliklerin eklenmesi için yapılan kütüğe yazım.

Supplemental : Katma. Ek. İlave. Munzam. Tamamlayıcı. Bütünler. İlave edilen. Suplemental. Bütünleyici.

Supplementary : Bütünler. Suplemental. Katma. İlaveli. Tamamlayıcı. Zeyl. İlave. Yedekli. Ek. Bütünleyici.

Supplementary brake : Yardımcı eğleç. Yardımcı fren.

Supplementary financing facility : Ek finansman kolaylığı. Ödemeler bilançosu büyük ölçüde açık veren ülkelere, bir istikrar programı çerçevesinde, üç yıla kadar vadeli kredi sağlamak amacıyla 1979 yılında ımf bünyesinde oluşturulmuş fon.

Supplementary budget : Ek bütçe. Katma bütçe. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Giderlerini özel gelirleri ve genel bütçe ödenekleriyle (hazine yardımıyla) karşılayan ve genel bütçe dışında yönetilen kamu kuruluşlarının bütçeleri. türkiye’de 2006 yılında yürürlüğe giren 5018 sayılı kamu mali yönetimi yasası ile birlikte katma bütçeli kuruluşlar özel bütçeli idareler haline dönüştürülerek katma bütçe ortadan kaldırılmıştır. Bütçe başlangıç ödeneğinin yetersiz kaldığı durumlarda yasayla ödenek sağlayan bütçe. Katma ödeneklik. Giderleri özel gelirleriyle karşılanan ve genel ödeneklik dışında düzenlenen ödeneklik.

 

Supplementary angles : Bütünler açılar. Düzler açılar.

Supplementary close up lens : Asıl merceğin önüne takılarak bu merceğin odak uzunluğunu kısaltan, açısını genişleten, böylelikle konuların çok büyük görüntülerini saptayabilen mercek çeşidi. Pozitif ek mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Supplementals Türkçe anlamı, Supplementals eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Supplementals ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Extra : Fazladan. Kısa, ama dikkati çeken bir rol. Haricinde, dışında, fazladan olarak. Ekstra. Ekstra masraf. Ekstra şey. Figüran. Üstün. İlaveten.

Additive : Katılacak. Katılan kimyasal madde. Toplanır. Çoğalan. Bir ürüne, kimyasal ya da fiziksel özelliklerini geliştirmek, kalımlı kılmak, çekici yapmak vb. nedenlerle eklenen özdek. Katkı. Katık. Katkı maddesi.

Accessioning : Dermede yer alması uygun görülen her türlü gereci, satın alma, bağış ya da değişim gibi yollarla kitaplığa kazandırma. Yeni alınan eşya veya kitap vb (koleksiyona). Katılma. Zam. Göreve gelme. Katılım. Sağlama. Artma. Tahta çıkma.

Complemental : Tümleyici.

Integrant : Entegral. Tümleyici. Tümleyen.

Collateral : Yan yana olan. İkincil. Soydaş. Paralel. Tamamlayıcı teminat. Yardımcı. Bir borç karşılığı verilen özdeksel inanca. borcu karşılamak amacıyla taşınır ve durağan mallar üzerinde yapılan tutulu işlemler. Aynı soydan gelen. Özdeksel inanca.

 

Perfective : Mükemmelleştirici. (dilbilimsel) tamamlanma belirten. Tamamlanma belirten (dilbilgisi terimi).

Adjunct : Yardımcı. İkinci derecede olan şey. Tamamlayan. Mütemmim. Muavin. İkinci dereceden şey. Niteleme sözcüğü.

Accretion : Birikim. Büyüme. İlhak. Akresyon. Yapışma. Gelişme. Katılım. Arazinin genişlemesi (doğal). Katılma.

Processor : İşleç. İmalatı yapan. İşlemci (bilişim veya bilgisayar terimi). İşlem yapıcı. Merkezi işlemci. İşleyki. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. İşleyen. İşlemci.

Supplementals synonyms : supplement, additament, add on, integral, accretions, supplementary, processors, farther, additional, accessive, adjuncts, auxiliary, supplementing, accession, addendum, accessorial, the farther, added, complementary, subsidiary, adjoint, integrative, modifier, secondary, supplemental, adhibit, accretionary, addition, additions, adscititious, modifiers, addenda, accessional.

Supplementals zıt anlamlı kelimeler, Supplementals kelime anlamı

Primary : Birinci. sentetik olarak sentezlenmiş kısa, tek iplikli nükleotit dizisi. Primer. Çifyıldızlarda büyük olan yıldız. Temel. Birinci derecede. Birincil. Öncelikli. İlk, en yalın, en önemli olay , biçim ya da küme. örn. karmaşık tepkimeler dizgesindeki en önemli ya da en hızlı tepkime. İlk. Baş.