Tükürmek nedir, Tükürmek ne demek

  • Tükürüğü ağız içinden dışarıya atmak
  • Ağız yoluyla dışarı çıkarmak.
  • Ağzındakini dudakları arasına getirip dışarı vermek.

"Tükürmek" ile ilgili cümle

  • "Ötekiler pis bir şeye dokunmuş gibi yere tükürdüler." - H. E. Adıvar
  • "Kan tükürmek. Balgam tükürmek."
  • "Çocuk, mamasını tükürüyor."

Tükürmek anlamı, tanımı:

Tükürdüğünü yalamak : Verdiği sözden benliğini küçülterek geri dönmek.

Ağzına tükürmek : Hakaret ederek uyarmak.

Birbirinin ağzına tükürmek : Bir sorunda, bir olayda sözleşmiş gibi ağız birliği yapmak.

İçine tükürmek : Bir şeyi bozup berbat etmek.

Atmak : Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Göndermek, yollamak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Söylemek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. İçki içmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Geri bırakmak, ertelemek. Sille, tokat vurmak. Rastgele bir kenara koymak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Değerini eksiltmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Uzatmak. Götürmek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Terk etmek. Çatlamak. Örtmek. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Koymak.

 

Dudak : Ağız. Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri.

Getiri : Faiz. Yarar. Kazanç.

Vermek : Satmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Kazandırmak, katmak. Ondan bilmek, atfetmek. Yaymak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Doğurmak. Tespit etmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Bırakmak veya bağışlamak. Dayamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Ayırmak, harcamak. Sahip olmasını sağlamak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

Çıkarmak : Yollamak, göndermek. Yapmak, üretmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Fotoğraf çektirmek. Yayımlamak. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Resim yapmak. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Bulmak, ortaya koymak. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Söylemek. Sonunu getirmek. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Göstermek. Gidermek. Hatırlamak. Boşaltmak. Sağlamak, elde etmek. Sunmak.

 

Ağız : Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Çıkış yeri. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Üslup, ifade biçimi. Uç, kenar. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Kesici aletlerin keskin tarafı.

Yoluyla : Bir şeye göre, bir şeye uygun olarak. Yöntemiyle, usulüne uygun olarak. Aracılığıyla.

Dışarı : Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı. Dışa, dış çevreye. Yurt dışı. Kişinin konutundan ayrı olan yer.

Diğer dillerde Tükürmek anlamı nedir?

İngilizce'de Tükürmek ne demek? : v. spit, spit out, expectorate, spit at smb., spit on smb.

Fransızca'da Tükürmek : cracher, recracher

Almanca'da Tükürmek : v. ausspeien, ausspucken, speicheln, speien, spucken

Rusça'da Tükürmek : v. плевать, выплевывать, сплевывать, плеваться, наплевать, выплевать, выплюнуть