Tıkız doku nedir, Tıkız doku ne demek

Tıkız doku; Anatomi, Veteriner alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kemikte periosteum'dan sonra gelen, en sert ve en dayanıklı kısmı oluşturan ikinci kat, substansiya kopmakta.

Tıkız doku anlamı, kısaca tanımı

Tıkı : Sağır, vurdumduymaz. Yağ çıkarılan araç, yayık. Küçük tencere. Parça, lokma, dilim(genellikle et, ekmek, peynir ve benzerleri için). Küçük yayık. Yaşı büyük, bedeni az gelişmiş, akıllı çocuk. Az, bir parça

Doku : Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç. Bir bütünün yapısı ve özelliği.

Tıkız : Tıknaz. Yoğunluğu çok, katı. Çok sıkıştırılmaktan veya çok sıkı doldurulmaktan katılaşmış, sıkı.

Substansiya : Madde, cevher.

Periosteum : [Bakınız: kemik örtüsü]. Kemik örtüsü zarı.

Dayanıklı : Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil. Metanetli, metin, mütehammil.

Substans : Öge, madde, doku, özel nitelikleri olan madde, bir organ veya vücudu oluşturan şey.

Dayanık : Kuvvetini kaybetmiş, yürümeye gücü kalmamış olan (hayvan).

Periost : Kemiklerin dışında bulunan, kemik dokunun beslenmesini ve onarılmasını sağlayan zar. Kemik örtüsü zarı.

Kopmak : Herhangi bir yerinden ikiye ayrılmak. Yerinden ayrılmak. Koşmak, hızla gitmek. Bütün ilişkileri kesilip büsbütün ayrılmak veya uzaklaşmak. Kurtulmak. Birdenbire gürültülü veya tehlikeli olaylar birdenbire başlamak veya ortaya çıkmak. Çok ağrımak. Gövdeden ayrılmak.

 

İkinci : İki sayısının sıra sıfatı. Sırada önem bakımından birinciden sonra gelen. Birinciden sonra gelen kimse veya nesne. Yeni, bir başka. Değer ve kalitece birinciden sonra gelen.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Kemik : İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan türlü biçimdeki sert organların genel adı. Bu sert organdan yapılmış.

Kopma : Kopmak işi.

Gelen : Gelme işini yapan (kimse ya da nesne). Bir ışık kaynağından çıkıp bir aynanın yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine düşen (ışın).

Kemi : Büyük, iri fare. Yerelması.

Daya : Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.

Peri : Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık. Çok güzel, alımlı, becerikli kadın.

Gele : Tavla oyununda elinde kırık taşı bulunan oyuncunun attığı, uygun olmayan zar.

Oluş : Olma işi, vuku. Oluşma, teşekkül, tekevvün. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Diğer dillerde Tıkayıcı ürolitiyazis anlamı nedir?

İngilizce'de Tıkayıcı ürolitiyazis ne demek ? : obstructive urolithiasis