Taking in türkçesi Taking in nedir

Taking in ile ilgili cümleler

English: An application of a qualifier precludes non-partaking instances from the compound meaning of a term.
Turkish: Bir terimin birleşik anlamından dolayı, bir niteleyicinin kullanımı benzemeyen örnekleri engeller.

English: I'm taking inventory.
Turkish: Envanter çıkarıyorum.

Taking in ingilizcede ne demek, Taking in nerede nasıl kullanılır?

Taking : Çekici. Sallanma. Çevirim. Alış. Sari. Çalkalanma. Heyecan. Telaş. Alma. Ele geçirme.

In : Dahili. De. Çok moda olan. İktidardaki. Mevsimi gelmiş. İç. İçeri. Olarak. İçeriye. Halinde.

Taking into account : Göz önünde tutulursa. Göz önüne alınacak olursa. Eğer. Hesaba katma.

Taking into custody : Tutuklamak. Tutuklama. Gözaltına almak. Tevkif etme.

Taking a bath : Banyo yapmak. Yıkanmak.

Taking a breath : Nefes alma.

İngilizce Taking in Türkçe anlamı, Taking in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Taking in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apprehended : Kavramak. Korkuyla beklemek. Endişe etmek. Tutuklamak. Tutuklu. Yakalanmış (suçlu). Tutuklanan.

Conduct : Kılavuzluk etmek. Kişinin özellikle ahlak bakımından gösterdiği davranım. bir kimsenin içinde bulunduğu toplumsal, ekonomik ve kültürel koşullar dolayısıyle geliştirdiği ve onu aynı durumdaki kimselere yaklaştıran davranımların tümüne verilen ad. 3-bir kimse ya da bir olay karşısında alınan durum. Olayların kendiliğinden akışı ya da yönlendirme sonucu izlediği süreç. Geleneklere, göreneklere, aktöreye, güzellik kurallarına ve ilkelerine göre değerlendirilen ya da yöneltilen kişi davranışı. insanı hayvandan ayırt eden bilinçli, özgür istence dayalı davranış. Elektriği iletmek. Yol göstermek. Davranış. Yönetmek. Gidiş. İdare etmek.

 

Befool : İşletmek. Aptal yerine koymak.

Borrows : Borçlanma. Ariyeten almak. Borç olmak. Ödünç almak. Alıntı yapmak. Ödünç alma. Borç almak.

Effuse : Dökmek. Yayılmak. Yayılmış, ince tabaka halinde yayılmış. Taşmak. Açılmak. Efüz. Dışarı akıtmak. Taşırmak.

Buncoed : Güveni suistimal suçu. Kazıklamak. Dolandırıcılık. Alavere dalavere. Bir kimseyi güveninden yararlanarak dolandırma.

Bashed : Deneme. Sertçe vurmak. Çarpmak. Hızla vurmak. İndirmek. Sert vuruş. Kuvvetle vurmak. Şiddetle vurmak. Eğlence.

Exuded : Çıkarmak. Dışarı verilmiş. Terlemek. Terlemiş. Sızmak. Yaymak. Kaçırmak. Dışarı çıkmış. Belirtmek.

Take out a subscription to : Abone kaydolmak.

Subscribe : Bağışta bulunmak. Onaylamak. Katkıda bulunmak. Bağış olarak vermek. Yatırmak. Abone etmek. Altına yazmak. İmzalamak.

Taking in synonyms : let into, communicates, carries, communicated, abstract, carried, pocketed, bilks, apprehend, appreciates, effused, ascertaining, cheat, pocketing, baited, deal a blow, bashes, beguiles, bait, ascertains, argued, ascertain, bunkoed, set back, acquires, blear the eyes, carry, pass into, bilking, appreciate, subscribe to, accept, subscribes.