Talasemi nedir, Talasemi ne demek

Talasemi; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Kalıtsal olarak globin genlerindeki kusurlar nedeniyle, zincirin tümü veya belirli bir bölümünün üretilemediği, anormal hemoglobinlerin oluşturduğu ve hemolitik anemiye neden olan bir kan hastalığı.

Talasemi hakkında bilgiler

Akdeniz anemisi, Akdeniz kansızlığı ya da tıptaki adıyla Talasemi; Akdeniz ülkelerindeki ırklarda görülen, doğacak çocuğa anne-babasından ”Beta Talasemi” geninin kalıtımsal olarak geçen bir tür “kansızlık” hastalığıdır. Anemi (kansızlık) oluşmasına neden olan etmen, kanda alyuvarların yapısında yer alan “hemoglobin” molekülünün yapısındaki bozukluktur. Hastalığın iki apayrı biçimi vardır: Talasemi Major ile Talasemi Minör. Talasemi minör, major’a göre çok daha hafif izler. Bireylerdeki tek bulgu yalnızca kansızlık ve buna bağlı halsizliktir. Üstelik, kimi hastalar evlenme işlemlerinde yapılan zorunlu kan incelemelerine dek taşıyıcı olduklarını hiç bilmeyebilirler. Bu hastalarda yapılan incelemede, serum demir düzeyi olağan ya da artmıştır. En çok görülen kansızlık türü olan ve bu hastalıkla en çok karıştırılan Demir eksikliği anemisi’nde ise demir azalmıştır. Tanı, “Hemoglobin Elektroforezi” ile konur. Bu hastalığın anlaşılmasında işe yarayan en önemli inceleme ölçütlerinden biri olan HbA2 (kanda oksijenin taşınmasını sağlayan hemoglobin molekülünün küçük bir oranı) normal kişilerde %3,4 iken bu hastalıkta % 7 ye yükselmiştir; HbF ise küçük bir düzeyde (%2-6) artmıştır. T. Minor’ün asıl önemi bu hastalığın evli çiftin her iki bireyinde de olmasında ortaya çıkar; çocuğun %25 T. Major, yani hastalığın ağır ve ölümcül seyreden biçiminden olma olasılığı vardır.

 

Talasemi anlamı, tanımı

Tala : 1.Tarla. 2.Ormanların ortasındaki boş, ağaçsız yerler. 3.Dağ sırtlarındaki basamaklar. Ufak dalgacıklar. Bulut parçaları. Kırkılmış koyun, keçi. Dalgıç. Kumar oynayanlardan alınan kağıt yıpranma parası. Tarla

Talas : Kayseri iline bağlı ilçelerden biri.

Demir eksikliği anemisi : Serumda demir yoğunluğunun, demir taşıyan proteinin, hematokritin ve hemoglobin konsantrasyonunun düşmesi sonucu hipokromik ve mikrositik hücre serilerinin artmasıyla belirgin anemi.

Hemolitik anemi : Genetik ya da immünolojik olarak kırmızı kan hücrelerinin erimesi ya da hasar görmesi sonucu azalması. Kalıtsal bozukluklar, anormal hemoglobinler, saponin zehri gibi bazı zehirler, virüsler, bakteri toksinleri, kan parazitleri ve benzerleri nedenlerden, dolaşımda aşırı miktarda alyuvar yıkımıyla oluşan anemi tipi. Orak hücreli anemi, eritroblastozis fetalis, talasemiler hemolitik anemi tipleridir.

Elektroforez : Moleküllerin elektrik yüklerine göre ayrılması tekniği. Kolloid boyutunda asılı taneciklerin (proteinlerin) bir elektrik alanda göçe zorlanması esasına dayalı ayırma tekniği. Elektrik akımı etkisiyle, eriyik içinde dağılmış moleküllerin pozitif veya negatif kutba doğru ayrılması tekniği. Bir çözelti içinde dağılmış iyonların elektrik akımı etkisiyle elektriksel yüklerine ve molekül ağırlıklarına göre negatif veya pozitif kutuba doğru hareketi.

 

Hemoglobin : Alyuvarların yapısında bulunan, dokulardan karbondioksidi akciğerlere, akciğerlerden oksijeni dokulara taşıyan, demir içeren ve kana kırmızı rengini veren protein.

Kalıtımsal : Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili, kalıtsal, irsî. Ana babadan çocuklara genler aracılığıyla geçen (özellik, hastalık vb.).

Hemolitik : Hemoliz oluşturan, hemolizle ilgili olan.

Anlaşılma : Anlaşılmak işi.

Halsizlik : Hâlsiz olma durumu, bitkinlik, dermansızlık, takatsizlik.

Bağlı hal : Erkil engelini aşmaya yeterli erkesi olmadığı için bir erkil çukuru içinde bağlı kalan dizge.

Kansızlık : Kanda alyuvar sayısının ve hemoglobin miktarının azalmasından ileri gelen bir hastalık durumu, anemi. Soysuzluk. Duygusuzluk, korkaklık.

İnceleme : İncelemek işi, tetkik. Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma.

Karıştır : Karıştırmak.

Bozukluk : Bozuk olma durumu. Bozuk para.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Sağlayan : Tekeffül eden, mütekeffil.

Kalıtsal : Kalıtımsal.

Yalnızca : Yalnız olarak. (ya'lnızca) Belli durumun, şartın veya işin dışına çıkmaksızın, yalnız, ancak, tek, sırf, salt, sadece. Tek başına.

Taşıyıcı : Taşıma işini yapan kimse ya da şey. Kendisi hastalığa yakalanmaksızın o hastalığın sebebi olan mikrobu taşıyan kimse veya hayvan, portör. Ücretle yük taşıyarak geçinen kimse, yükçü, sırtçı, hamal. Aktarıcı.

Diğer dillerde Talasemi anlamı nedir?

İngilizce'de Talasemi ne demek ? : thalassemia