Tapındırık nedir, Tapındırık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

1.Sığırın kaçmaması için boynuyla bacakları arasına bağlanan, bir ucu yerde sürünen sırık : Yabana hayvan kaçar, birkaç gün tapındırık yapalım. 2.Atın başını yukarı kaldırmaması için başından ön ayaklarına bağlanan kayış.

1.İlkel kuyularda, kovanın bağlandığı, aşağı yukarı hareket edebilen ağaç kol. 2.Tulumba.

Tapındırık tanımı, anlamı

Tapı : Tapınılan şey

Aşağı yukarı : Bir baştan bir başa. Tama yakın, yaklaşık olarak.

Bağlandı : Damın mukavemetini arttırmak için kullanılan ağaç.

Kaldırma : Kaldırmak işi.

Bağlanan : Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent.

Kuyular : Diyarbakır ili, Hani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin şehrinde, Akarsu bucağına bağlı bir yer.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

 

Ön ayak : Hayvanın iki ön ayağı. El.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yukarı : Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı. Benzerleri arasında üstte bulunan. Yetkili kimse. Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya. Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan.

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

Yapalı : Konya kenti, Cihanbeyli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas kenti, Ulaş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Birkaç : Çok olmayan, az sayıda, az.

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

 

Yerde : Bir yumrukoyuncusunun, yediği yumruk sonucu, ayaklarından başka vücudunun herhangi bir yeri ile yere değmesi, ayakta bitik duruma gelmesi, iplere asılı kalması, yumruklaşma alanı dışına çıkması ya da düşmesi hali.

Yapal : Gövdesi düzgün olmayan kimse. Kıvrımsız kulaklı kişi. Katran ağacının yaprağı.

Sürün : Bir çeşit hamur yemeği.

Edebi : Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin, yazınsal.

Diğer dillerde Tapıncakçılık anlamı nedir?

İngilizce'de Tapıncakçılık ne demek ? : fetichism, fetischism, fetishism