The legal system türkçesi The legal system nedir

  • Bir ülkenin yargı sistemi.
  • Yasal sistem.
  • Hukuk sistemi.
  • Kanun sistemi.
  • Yargılama otoritesi.
  • Hukuk.

The : Belgili tanımlık. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Legal : Adli. Hukuki. Hukuk. Kanuna uygun. Nizamlı. Yasaya uygun. Yasal. Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Tüzel. Meşru.

System : Aralarında karşılıklı işlevsel bağlılıklar bulunan bir dizi öğenin oluşturduğu bütünlük. Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup. yol, yöntem. Ağ. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, uzay, sosyoloji, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Dizge. Jüye. Evren. Aralarında ilişkiler bulunan, böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu. bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler, makineler, yordam, izlence ya da veriler bulunabilir. ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir; bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir. Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu. Nizam.

 

The legal side : Yasal açıdan. Hukuk kurallarına göre. Yasal taraf. Yasanın bakış açısından. Hukuki taraf.

The legal situation : Kanunun direktif ve talimatları. Yasal durum. Hukuki durum.

Sözcükler, direkt olarak The legal system ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Laws : Yasalar, yönetmelikler gibi devletçe düzenlenip yürürlüğe konulan ve uygulanılması zorunlu olan belgeler. Kanun. Tüze. Yasal çözüm. Kanun ve tüzükler. Cezaevi görevlileri. Mevzuat. Yasa.

Droit : Hak. Yasal hak. Adalet.

Rights : Sağ kenarlar. Telafi etmek. Düzeltmek. İtibarını iade etmek. Derleyip toplamak. Çeki düzen vermek. Haklı çıkarmak. Dik konuma getirmek. Haklar.

Law : Adalet. Yasa. Sakçı. Bilimsel araştırmanın gözlem, varsayım ve deneyimden sonra kurulan basamağı olarak, doğa olaylarının zorunlu oluşum ve gelişimini belirleyici nedensel ilişkiyi açıklayan kural ve genelleştirmeler. Yasal çözüm. Olguların zorunlu, doğal gelişimlerini belirleyen temel içsel bağıntı; olgular ya da nesnelerin özellikleri arasındaki nedensel, zorunlu ve durağan (güvenilir) bağlantı. devlet gücünce yerleştirilmiş ve yaptırıma bağlanmış, insan etkinliklerini düzenleyen buyurucu davranış kuralları ve ölçüleri. Kaide. Siyasal örgütü bulunan toplumlarda herhangi bir zamanda siyasal erkin uyulmasını yaptırıma bağladığı, çoğunlukla yazılı buyruklar ve yasaklamalar, biçimindeki davranış kurallarının tümü. İlke.

 

Juristical : Yasal. Hukuki.

Friendship : Ahbaplık. Dostluk. Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Ünsiyet. Dostça davranış. Uhuvvet. Arkadaşlık. Kardeşlik.

Jus : Hukuki hak. Hak.

Juristic : Hukuki. Hükmi şahıs. Yasal.

Jurisprudence : İçtihat. Hukuk bilimi. Hukuk felsefesi. Kazai içtihat. İlmi içtihat. Mahkeme içtihatları. Hukuk ilmi. İçtihat bilimi.

Droits : Yasal hak. Adalet. Hak.

The legal system synonyms : judicial system, lawing, legals, legal, legislative machinery, lawings.